Fakıbaba, cambaza bak diyor

Fakıbaba, cambaza bak diyor

Tüm Köy Sen Örgütlenme Uzmanı Sedat Başkavak Gıda ve Tarım Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın 'erkekse yolsuzluk yapsınlar' sözleri üzerine yazdı.

Sedat BAŞKAVAK
Tüm Köy Sen 
Örgütlenme Uzmanı

Yeni dönem siyaseti öncekileri suçlayıp, ‘Yeniyi inşa ediyoruz’ propagandası eşliğinde yapılıyor. Gıda Tarım Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın memleketi Urfa’da yaptığı konuşması da tam bu propagandaya denk düşüyor. Bakan tarım alanlarında betonlaşmaya izin vermeyeceklerini belirtiyor. Ayrıca bugüne kadar verilen gübre, mazot ve prim desteklerinin de üretimi yapana değil tapusu olana verildiğini ve kendinden önce yapılan bu yolsuzluklara artık izin vermeyeceklerini belirtiyor. Yeni dönem AKP propagandası tarım alanında da kendini gösteriyor ve “erkekse yapsınlar” sözleri eşliğinde tarımda da uçuşa geçiyoruz. 

Peki Bakan Fakıbaba’nın açıkladığı bu yolsuzluk yeni mi ya da tarımda gidilen bu yol, yol mu?

2001 yılından bu yana tarımda DGD (doğrudan gelir desteği) bir süredir de “Alan bazlı destekleme” adıyla devam eden tapuya destek uygulaması yapılmaktadır. Her ne kadar teknik adı DGD ya da alan bazlı destekleme olsa da halk arasında ki adı “tarla parasıdır.” Yani üretme, yetiştirme değil tarla için mal sahibine verilen rüşvet. Halktan toplanan vergilerin tapuyu gösterene tarım desteği verilmesi, doğal olarak bir yolsuzluk halidir. Sendika ve odaların, destek tapuya değil üretime olmalıdır itirazları ve koşulların dayatması sonrası tarla parası azalarak yerini korusa da destek miktarı pek değişmezken kalemlerinde artış olmuş ve gübre, mazot ve prim desteği eklenmişti. Bakan Fabıbaba da herkesin bildiği bu gerçeği bugün yeni dönemin propagandasına bir araç olarak dile getiriyor. 

BÖYLECE GERÇEKLER DE TARTIŞMAYA AÇILIYOR 

Birincisi; tarıma şu kadar destek verildi diye yazılan rakamların aslında gerçekten tarıma verilmediğini herkes bir kez daha görmüş oldu. İkincisi; 15 yıldır iktidar olan bir partinin gerçek bir çiftçi kayıt sistemin bulunmadığını her sene ve her bakanla birlikte değişen tarım politikası eşliğinde nerede hangi ürün kim tarafından üretilir bilmediği de ortaya çıkmış oldu. 

Kağıt üstünde destek dağıtımına, kağıt üstünde üretim eklenince, ülke ekonomisi de kağıt üzerinde büyürken, tarımda bu yolunu bulamama hali yolsuzluk sonucunu doğuruyor. 

Hayvancılığın geliştirilmesi için verilen kredilerin de şehir merkezinden ipotek gösterme zorunluluğu nedeniyle besicinin kullanamadığını hatırlamak gerekiyor. Böylece şehirde evi, işyeri yani mülkü olanlar hayvancılıkta para var, devlet bedavadan para dağıtıyor diye kredi alıp işi batırırken köylü şehirden ipotek gösteremediği için kredi alamadı. İşi bilene değil parası olana kredi verilmesi de bir yolsuzluk halidir. Onun için her sene et ve canlı hayvan ithalatı artıyor ve her sene hayvancılık biraz daha azalıyor. 

Başka yolsuzluklar da var. 1.5 milyon hektar alanda ayçiçeği üretme potansiyelimiz varken, 650 bin hektar alanda ayçiçeği üreterek yıllık 2 milyon ton ayçiçeği ithal ediyoruz. 15 yılda hayvan yemi diye ithal edilerek yağ üretiminde kullanılan ayçiçeği küspesi de dahil 14.5 milyar dolar ithalata para harcanmış. Soya ve yağlı tohumlar için 49.3 milyar dolar, 44 milyon ton buğday ithalatına 12.5 milyar dolar, 11 milyon ton pamuk ithalatı için 18.5 milyar dolar para öderken mısır, pirinç, mercimek, nohut için 8 milyar dolar para ödemişiz. Toplam 100 milyar dolar ve bunun içinde eti, samanı, kepeği yok. Yüzlerce milyar dolar halkın cebinden alınarak tarım tekellerine ve ithalatçılara verilmiş. 

ASIL YOLSUZLUĞU PERDELİYOR

Tarımda bu yolunu bulamama hali yolsuzluğa dönüşünce ithalat, üretimde azalma ve tarım kesimin büyük şehirlere göçü başkaca yolsuzlukları da görmemizi sağlıyor. Tarım bakanı da “Cambaza bak” diyerek asıl yolsuzluğun önüne perde çekiyor. 

Gerek yukarıda saydığımız tarım politikaları gerekse enerji, sanayi, maden şirketleri ve kentsel dönüşüm için başta zeytinlikler ve meralar olmak üzere tarım alanlarının talana açılması da başka bir yolsuzluk halidir. O nedenle de Bakan Fakıbaba’nın tarım alanlarının betonlaşmaya açılmasına itirazı da hoş bir seda olarak kalmaktadır. 

Taban suyu yükselen Suruç için Ankara’ya döner dönmez Orman ve Su İşleri Bakanıyla görüşme sözü de yıllarca Urfa’da belediye başkanlığı yapmış biri için sigara kağıdına yazılmış siyasetçi notunu geçmeyecek bir yaklaşım olduğunu belirtelim.  

www.evrensel.net