Bertolt Brecht ve epik tiyatro

Bertolt Brecht ve epik tiyatro

Brecht, epik tiyatro için bilim çağının tiyatrosu tanımını kullanmaktadır.

Buket DEMİR
Yıldız Teknik Üniversitesi


Avrupa savaş sonrası tiyatrosunun en önemli isimlerinden biri olan Brecht, yenilikçi drama tekniği epik tiyatro ve evrensel öneme sahip konulara olan eğilimi ile bir tiyatro yazarı olarak bilinir.*
Bertolt Brecht ’in  ‘’bilim çağının tiyatrosu’’ olarak adlandırdığı epik tiyatro kuramı yanılsamaya dayalı, gerçeküstücü,  gerçekçi adı altında gerçeklikle alakası olmayan tüm tiyatro biçimlerine karşı çıkar. Brecht, geleneksel ve statik bir çizgi izleyen bu tür tiyatroların insanlığın can alıcı sorunlarına değinmediğini, tarihi değiştirmede büyük bir görevi olan sanatın bu tiyatrolarda görevini yerine getirmediğini dolayısıyla çağın gereksinimlerine karşılık verebilecek ve dünyanın değişebilirliğinin  gösterilebileceği yeni bir tiyatronun varlığının gerekliliğini savunmuştur.
Epik tiyatro diğer bir adıyla diyalektik tiyatro, sahnede olup bitenlere bir oyun izlediğinin bilinci ile, gerçeklik etkisi aramaksızın, sahnedeki karakteri kendi ile özdeşleştirmek yerine ondan yabancılaşarak (bk. yabancılaştırma tekniği) oyunun hangi mesajı vermeye çalıştığını sorgulatmaya yönelik, olaylara eleştirel bir açıdan bakmayı örgütleyen ve seyircide duygusal bir deneyim uyandırmak yerine tam tersine soğukkanlı yargıların ortaya çıkmasını sağlayan bir sistemdir.
Diyalektik tiyatronun amacı, toplumun karmaşık yapısını, toplumsal ilişkilerin diyalektik örgüsünü ortaya sermek, seyircinin bu konularda düşünce üretmesini ve bilinçlenmesini sağlamaktır.
ARİSTOTELYEN OLMAYAN TİYATRO
Çatışma ve kargaşadan sonra mutlak ve ebedi huzura ulaşılacağı düşüncesi esas olan kaderci Aristotelyen tiyatroya karşı epik tiyatro,  Marksist bir ideolojiden yola çıkarak ve tarihsel gerçekleri ele alarak, insanın tarih içindeki değişimini anlatarak, teatral bir gösterinin huzur ve durağanlıkla bitmeyeceğini göstermektedir. Tam tersi, topluma durağanlığını kaybettirmek, toplumu harekete geçirmek ve değişimi hızlandırmanın yollarını göstermek bir zorunluluktur.
Brecht bir yazısında Aristotelyen tiyatroyu şu sözlerle eleştirmiştir;  
‘’Burjuva tiyatrosunun gösterimleri daima çelişkileri yumuşatmayı, yapay bir uyum yaratmayı ve idealizasyonu hedefler. Koşullar sanki başka türlü olmazmış gibi sunulur. Herhangi bir çelişme varsa bile bu, daima ılımlı ve düzenlidir, asla şiddetli sıçramalarla gerçekleşmez; gelişmeler daima kırılmaz, kesin bir çerçeve içinde kalır.’’
Burjuva tiyatrosunda dünyanın değişebilirliği gösterilmez aksine dünyanın uyumlu hale getirilmeye çalışıldığı görülür. Karakterler ne çevre koşullarının etkisi ile ne de karakterin sınıfsal konumu içeresinde ele alınmaktadır. Dolayısıyla karakterler, oyunda bir gelişme ve değişme göstermez. Değişim olsa bile bu psikolojik düzeyde kalır. Oysa epik tiyatronun oyun kişileri durağan değil, gerçek yaşamdaki gibi değiştikleri, bir oluşum içinde geliştikleri seyirciye açık bir şekilde gösterilir. Toplumsal yaşamın değişebilirliği, bu yaşayan insanların değişimiyle gösterilir.

BİLİM ÇAĞININ TİYATROSU
Brecht, epik tiyatro için bilim çağının tiyatrosu tanımını kullanmaktadır. Bu tanım içerisinde toplum bilimi ve insanlar arasındaki ilişkileri maddeci diyalektik açısından inceleyen bir tiyatroyu kastederek, çağın gereksinimlerini karşılayabilecek bir tiyatronun ancak böylesi bir bilimsellik içerisinde olması gerektiğini belirtmiştir.
Bilim nasıl ki her gün yaptığı buluşlarla bize dünyanın ve doğanın bir eleştirisini sunuyorsa sanat da aynı hedefi gerçekleştirmelidir. Bilimdeki bu eleştiri, tabiat olaylarının arkasındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya hedefli olup, daima gelişmeye ve değişmeye yöneliktir. Eğer tiyatroyu insanları arasındaki ilişkileri eleştiren bir sanat olarak tanımlıyorsak bilimin eleştirme yöntemlerini kullanmalıdır. Ancak o zaman toplumsal olayların ardında yatan gerçekler ortaya çıkartılabilir.

Burjuva dünyasında sanat bir gizemleştirmeye doğru yönelmiştir. Bu eğilim her şeyden önce yabancılaşmanın sonucudur. Sanayileşmiş, nesnelleşmiş burjuva dünyası, içinde yaşayan insanlara yabancılaşmış, toplumsal gerçekler anlaşılmaz olmuş. Brecht, tiyatrosuyla dünyayı yalnızca yorumlamak değil onu değiştirmek istemiş ve bu doğrultuda kendinden sonrası için değişmez ve aşılmaz referans kaynağı olmayı başarmıştır.

Kaynakça:

*http://www.tiyatrodunyasi.com/2012/07/epik-tiyatronun-oncusu-bertolt-brecht-ve-cesaret-ana-ozlem-ozmen-59631
http://docs.neu.edu.tr/library/1909654413.pdf
file:///C:/Users/Toshiba/Desktop/15755-34769-1-SM.pdf
file:///C:/Users/Toshiba/Desktop/19839.pdf

 

 

 

 

Son Düzenlenme Tarihi: 22 Eylül 2017 19:55
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.