Brexit’te ilerleme sağlanamıyor

Brexit’te ilerleme sağlanamıyor

AB'den çıkış kararı alan Birleşik Krallık ile AB yetkilileri arasında başlayan pazarlıklarda bir ilerleme sağlanamıyor.

Arif BEKTAŞ 
Londra

Geçtiğimiz yıl 23 Haziran’da yapılan referandum sonrası, Avrupa Birliği’nden (AB) çıkış kararı alan Birleşik Krallık ile AB yetkilileri arasında başlayan pazarlıklarda bir ilerleme sağlanamıyor. Resmi çıkış tarihinin mart 2019 olarak belirlenmesine rağmen, son 6 aylık pazarlıklarda bir yol katedilemediği belirtiliyor.

İNGİLİZLER ‘KAYSERİ PAZARLIĞI’ MI YAPIYOR?

Referandum öncesi, Dönemin Başbakanı David Cameron ile AB Komisyonu arasında yapılan pazarlıklarda, AB Komisyonu, Birleşik Krallık’ın “ayrıcalıklı üye” özelliğine yeni “ayrıcalıklar” eklemişti. Cameron da ülkesine dönerek, “AB’den yeni tavizler kopardım” diyerek, AB üyeliğinin devam etmesi için kampanya yürüttü. O dönem parlamentoda grubu bulunan bütün partilerin, AB üyeliğinin devam etmesinden yana kampanya yürütmesine rağmen, AB’den çıkma kararı yüzde 51’le kabul edilmişti ve bu çıkışın resmi olarak tamamlanması için, müzakerelerin başlamasından iki yıl sonrası olarak belirlenmişti. Bu yıl mart ayında başlayan pazarlıkların, mart 2019’da sonuçlanması gerekiyor. Fakat, henüz bir ilerlemenin sağlanmaması söz konusu.

AB üyeliğinden çıkmak için belli başlı masraflar ve ödenmesi gereken bir ücret var. Bunu ödemek istemeyen Birleşik Krallık, tam bir “Kayseri Pazarlığı”na girmiş durumda. Çıkışı bile İngiliz sermayesinin çıkarlarına bir hamle olarak hesaplayan, Birleşik Krallık yetkilileri, 6 aylık müzakere ve pazarlıkların sonrasında “bir arpa boyu yol” bile almış değil.

Hem Kuzey İrlanda’nın hem de İskoçya’nın bağımsızlık referandumlarına gitmemesi için de şimdiden, AB yetkililerinden bazı garantiler isteyen Birleşik Krallık yetkilileri, AB üyeliği sonrası ticari ilişkilerini de garanti altına almak istiyor. Ama, karşısındaki de AB’li sermayedarların sözcüleri olduğu için, bu pazarlığın nasıl sonuçlanacağı merakla bekleniyor.

BU TAKLALAR SERMAYE İÇİN ATILIYOR

Birleşik Krallık, Brexit sonrası, Britanyalı şirketlerin Avrupa’daki faaliyetlerini netleştirmek ve İngiliz sermayesinin Avrupa piyasasındaki yerini korumasını isterken, AB yetkilileri de bu anlaşmanın yapılmasının koşulunun, çıkış yöntemlerinin kararlaştırılması ve imza altına alınması ile mümkün olabileceğini öne sürüyor. Bunların en başında geleni ise, çıkış masrafları. Bu masrafların 100 milyar sterline yakın olduğu tahmin ediliyor. Birleşik Krallık, bunu ödemek istese de, önce sermayesinin geleceğini garantiye almaya çalışıyor. Birleşik Krallık, dünya da en çok ticari ilişkileri ve anlaşmaları AB ile yapıyordu. Bunları korumak istiyor. Aksi takdirde, Birleşik Krallık ekonomisinin kötü etkileneceği tahmin ediliyor.

İŞÇİLERİ DÜŞÜNDÜKLERİ YOK

Birleşik Krallık’ın Brexit’ten Sorumlu Devlet Bakanı David Davies ve Başmüzakereci Michel Barnier, önceki gün yaptıkları basın açıklamasında, hem Birleşik Krallık ve hem de Avrupa Birliği sermayesinin ortak çıkarları hesaplanılarak pazarlıkların yapıldığını söylerken, Birleşik Krallık’ta çalışan AB üyesi ülke vatandaşlarının ya da Avrupa’da çalışan Birleşik Krallık vatandaşlarının durumuna ilişkin herhangi bir tartışmanın henüz yapılmadığı anlaşılıyor.
Birleşik Krallık’ta çalışan, özellikle de Doğu Avrupa ülkelerinden bazı inşaat firmalarının, o ülkelerdeki işçi ücretleri üzerinden yaptıkları sözleşmelerle, Birleşik Krallık’ta daha ucuza çalıştırılması sorunu henüz gündem olmamış. Avrupa’da çalışan Birleşik Krallık vatandaşlarının da durumuna ilişkin herhangi bir açıklama yok. Görünen o ki; iki taraf da kendi sermayesinin çıkarları için kıran kırana bir pazarlık içindeler. Kimin daha çok “Kayserili” olduğunu süreç içinde görecektir ama bir gerçek var ki; iki taraf da işçilerin kazanımları için pazarlık yapmıyor. Tam tersine kazanımların gaspı için ter döküyor.

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Bu pazarlıklar, daha da hızlandırılmak zorundadır. 18 ay içinde her şeyin netleştirilmesi gerekiyor. Aksi halde, bu sürecin Birleşik Krallık aleyhine işleyeceği tahmin ediliyor. Özellikle İrlanda Cumhuriyeti ve Kuzey İrlanda sorunu tartışmaların en önemlilerinden birisi. İrlanda Cumhuriyeti ile Birleşik Krallık üyesi olan Kuzey İrlanda arasında, hem özel ticari ilişkiler ve hem de iş gücü bakımından tam iç içe geçiş söz konusu. Ayrıca sınır da tamamen ortadan kaldırılmış durumda.

İskoçya sorunu da Birleşik Krallık’ın başını ağrıtmaya devam edecek. İskoçya halkı referandumda “evet” oyu kullanmış olmasına rağmen, Birleşik Krallık üyesi olduğu için tüm üye ülkelerin (İngiltere, Galler, Kuzey İrlanda ve İskoçya) kullandığı oyların ortalamasının “hayır” olmasından dolayı AB’den çıkmak zorunda. İskoç Yerel Parlamentosu, Birleşik Krallık’la AB’den çıkma gerçekleşirse, İskoçya olarak Birleşik Krallık’tan ayrılma referandumunu tekrarlayıp, bağımsızlık alacaklarını öne sürüyor. Bağımsız olduktan sonra da AB’ye İskoçya olarak başvurmak istiyor. İşte bu sorun da Birleşik Krallık hükümetinin başını ağrıtmaya devam edecek.

18 ay sonra yapılan müzakerelerden sonuç alınamaması durumunda, Birleşik Krallık’ta özellikle Liberal Demokrat Partinin, “tekrar referandum oylaması” talebini gündeme getirmesi de alevlenen tartışmalar arasında. 

Mart ayında başlayan müzakerelerden bu yana Birleşik Krallık yetkilileri ile AB Komisyonu arasında 4 toplantı yapıldı. 4. toplantı sonrasında da henüz her hangi bir konuda anlaşma sağlanamadı. 
 

www.evrensel.net