Şiddetten ‘Nasıl Korunabilirdik?’

Şiddetten ‘Nasıl Korunabilirdik?’

Ural Nadir'in 'Nasıl korunabilirdik?' kitabında aile içi şiddete uğrayan 17 kadın ve şiddet ortamında büyümüş 8 çocukla yapılan görüşmeler yer alıyor.

ekmekvegul.net'ten Gözde Tekin, Ural Nadir’in “Nasıl Korunabilirdik' kitabını inceledi.

Öyle ya da böyle şiddet hayatımızın bir gerçeği. Elbette bu tespiti yapıyor oluşumuz şiddetin varlığını kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor, hem de hiç gelmiyor. 

Bu yazıyı yazmaya oturduğum bir akşam, evimin bulunduğu sitenin bahçesinden bağrışmalar geldi. ‘Ne oluyor?’ diye bakmak için balkona çıktım. 20’li yaşlarında bir genç küfürler ederek başka bir erkeği kavgaya çağırıyor. Binamızın diğer sakinleri de camlardan sarkmış, olanı biteni anlamaya çalışıyorken komşularımızdan biri durumu açıkladı; “Ağabeyi yine annesini dövmüş, ondan bağırıyor.” 

Cümledeki ‘yine’ şiddetin ilk olmadığının ve durumun sitemizin sakinlerince bilindiği anlamına geliyor. Hatta siteye gelen polis ‘Hangi ev hangi bina?’ diye sormaya ihtiyaç bile duymadan olayın yaşandığı eve yöneliyor. 

Bir kadın çocuklarından birinin şiddetine belli aralıklarla maruz kalıyor ve bu yaşadığı yerdeki herkesin bildiği bir durum haline gelebiliyor. 

Ekmekvegül.net adlı internet sitesinden Gözde Tekin, Ural Nadir’in “Nasıl Korunabilirdik” kitabını inceledi. Yazının bir bölümü şöyle:

ŞİDDETİN ÖZETİ

Peki şiddet nerede başlıyor? Kadınlar şiddeti nasıl tanımlıyor? Şiddetle nasıl başa çıkıyoruz? Sosyal Hizmet Uzmanı Ural Nadir’in şiddete uğrayan kadın ve çocuklarla gerçekleştirdiği görüşmeleri sonucunda kaleme aldığı tez çalışması tam da bu sorulara cevap arıyor. Ural Nadir’in bu çalışması ‘Nasıl Korunabilirdik?’ ismiyle kitaplaştırılmış. 

Aile içi şiddete uğrayan 17 kadın ve şiddet ortamında büyümüş 8 çocukla yapılan görüşmelerin aktarıldığı kitapta şiddete ilişkin veriler de bulunuyor. Örneğin; Türkiye’de evliliklerin yüzde 51’inin görücü usulü ile gerçekleştiği ve bu şekilde yapılan evliliklerde kadınların yüzde 80’inin fikrinin sorulmadığı belirtiliyor. Görüşülen kadınların evlilik hikayelerinde ise erken yaşta evlilik, kaçarak evlenme, kadın-erkek arasındaki yaş farkının çok olduğu evlilikler öne çıkıyor. 

‘ÖNLEM: KADIN DAYANIŞMASI

Tüm bunların yanında çalışmanın eksik bırakılan yönü ise kadın platformlarının, derneklerinin, dayanışma ağlarının; kısacası kadınların kendi örgütlülüğünün bir sonucu olarak ortaya çıkan birlikteliklerin rolüne ilişkin hiçbir vurgunun yapılmamış olması. Aile içi şiddet konusunda hazırlanan akademik bir tezin konusu kapsamında olmayacağı düşünülmüş olsa bile bu vurgunun önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kadınların güçlendirilmesi, dayanışmanın sağlanması; şiddetin önlenmesinde, kadın davalarının takip edilmesinde bu birlikteliklerin yadsınamaz bir rolü olduğu çok açık. 

Hatırlayalım, yıllarca şiddet gördüğü eşini öldüren Çilem Doğan’ın, Yasemin Çakal’ın davası, bu kadar bilinir hale gelmese de pek çok yerelde kadınların dayanışmayla takip ettiği davalar kadınların ısrarlı takibi ve mücadelesi sonucunda kadınların lehine sonuçlanmıştı. Mahallesindeki kadın derneğinin varlığına güvenerek eşine karşı çıkan kadınların hikayelerinin de tanığıyız aynı zamanda. 

Şiddetin önlenmesinin en önemli unsurlarından birinin yasal mevzuatın yeniden düzenlenmesi ve hayata geçirilmesi olduğu doğru ama bunu kendiliğinden gerçekleştirecek bir anlayışla yönetilmediğimiz de çok açık. İşte bu yüzden de kadınlar açısından vazgeçilmez bir unsur varsa o da şudur: birlikte mücadele! (KÜLTÜR SERVİSİ)

YAZININ TAMAMINI OKUMAK İÇİN TIKLAYINIZ

Son Düzenlenme Tarihi: 01 Eylül 2017 16:51
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.