Ergene suyuyla zehirlenen ürünler tehlikeli değil mi?

Ergene suyuyla zehirlenen ürünler tehlikeli değil mi?

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Divan Kurulu Üyesi, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, taşıdıkları suyun göz göre göre kirletilmeleriyle gündeme gelen Ergene, Samanlı, Dalaman ve Çine Çayları için önlem alınıp alınmadığını Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gıda, Tarım ve Hayva

Şiar Can Şener

Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Divan Kurulu Üyesi, İstanbul Milletvekili Levent Tüzel, taşıdıkları suyun göz göre göre kirletilmeleriyle gündeme gelen Ergene, Samanlı, Dalaman ve Çine Çayları için önlem alınıp alınmadığını Sağlık Bakanı Recep Akdağ, Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker ve Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a sordu. Tüzel Bakanların yanıtlaması istemiyle aynı konuda dört soru önergesi verdi.

‘İÇEN TELEF OLUYOR’

Tekirdağ’ın sanayi merkezi olan Çorlu ilçesinden geçen, 194 kilometre uzunluğundaki Ergene nehrinin sanayi atıkları nedeniyle kirlendiğini ifade eden Tüzel, kirlenmenin çevredeki canlı hayatına büyük zarar verdiğini kaydetti. Tekirdağ’a bağlı Çorlu ve Çerkezköy ilçelerinde 2 bin 37 fabrikanın bıraktığı kimyasal atıkların nehiri zehir yuvasına döndürdüğünü bildiren Tüzel, Ergene Nehri’nin suyunu içen ya da temas eden tüm canlıların telef olduğunu vurguladı. Tüzel,  “Simsiyah akan ve etrafına ağır kokular yayan dere yüzünden çevre sakinleri, evlerinin penceresini bile açamıyor. 70 bin kişinin yaşadığı Sağlık Mahallesi’nden geçen Çorlu Deresi’nin kenarında çocuklar oyun oynuyor” dedi.

ARAŞTIRMA YAPILACAK MI?

Trakya Üniversitesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Faruk Yorulmaz’ın, “Ergene Çayı’na yakın olan ve 10 yıldan fazla bir süredir Çorlu’da oturanlar arasında kanser vakalarının yüksek olduğunu gözlemlediğini ve bölgede daha fazla ve geniş bir araştırmanın yapılması gerektiğini dile getirdiğini” ifade eden Tüzel, bu uyarılar ışığında kapsamlı bir araştırma yapılıp yapılmayacağını da sordu.

ÖNLEM ALMAYI DÜŞÜNÜYOR MUSUNUZ?

Tüzel, pis kokusu nedeniyle halkı bezdiren Samanlı Deresi’nin, halk sağlığı açısından ıslahı için alınan önlemleri sordu. Dere suyu ile üretilen tarım ürünlerinin hem yurt içinde hem de yurt dışında satışa sunulduğuna dikkat çeken Tüzel, “Bu durum beslenme ve gıda güvenliğinin ihlali ve suç teşkil etmez mi? Bunun sorumluları kimlerdir ve cezaları nedir?” diye sordu. Aynı şekilde Çine Çayı’nın da verimli tarım arazilerini suladığına dikkat çeken Tüzel, binlerce balığın telef olmasına neden olan Çine Çayı’nın, Aydın’da üretilen yaş sebze ve meyvenin yanı sıra incir, zeytin, kuru üzüm gibi ihraç edilen tarım ürünlerinin gıda güvenliğini tehlikeye sokup sokmayacağını sordu.

SERMAYEDARLARA DOKUNULACAK MI?

Kirliliğe neden olanın ağır sanayi işletmeleri olduğunu kaydeden Tüzel, “Nehirlere kimyasal atıklar bırakan, çevreyi, halk sağlığını ve gıda güvenilirliğini ihlal eden işletmelere yönelik caydırıcı cezai müeyyide olarak hürriyetin kısıtlanması, işletmenin kapatılması yönünde bir düzenleme düşünüyor musunuz?” dedi. (Ankara/EVRENSEL)


YUKARIDA RAFTİNG AŞAĞIDA ÇÖPLÜK

Tüzel, Burdur’da, Yeşilgöl Dağı’nda doğan Dalaman Çayı’nın üst kısımlarında ‘rafting’ yapıldığını, Acıpayam Ovası’na ulaştığı kısımlarının ise kanalizasyon atıkları ve çöplerle kaplı olduğunu kaydetti. “Kıyısında tarımla hayatını sürdüren halk, bir zamanlar içme suyu olarak kullandıkları çayın, fabrika ve kanalizasyon atıkları yüzünden simsiyah akmaya başladığını ve yanına kokudan yaklaşamadıklarını söylemektedir” diyen Tüzel, bu kirliliğin sorumluluğunun kimde olduğunu merak ettiğini kaydetti.


Ergene Nehri’nin temizlenmesi için 10 Haziranda Edirne’den başlayarak 900 kilometre yolun ardından Ankara’ya gelen Trakya Halk Komitesi üyeleri, topladıkları imzayı Meclise ilettiler.

Komite üyeleri dün öğlen saatinde Yüksel Caddesi’nde biraraya geldiler. “Ergene Trakya’dır, emperyalizmin çöplüğü olmayacak” pankartının açıldığı eylemde “Köylüyüz haklıyız kazanacağız”, “Emperyalizmin tekelleri Trakya’mızdan elini çek” sloganları atıldı.

Komite adına konuşan Mine Uçar Türkiye’nin dört bir yanındaki derelerin, akarsuların, ormanların hızla emperyalist tekellere satıldığını, AKP iktidarının halka ait olan satılmadık bir şey bırakmadığını ifade etti. Uçar,  “Köylülerimizle birlikte kokusundan dolayı kapı pencere açamadıkları, hiçbir şekilde sulama yapamadıkları, zehir akan Ergene’ye yürüdük. Yine köylülerimizle birlikte arıtması yapılmayan fabrikalara da gittik, fotoğraf çekip video kaydı yapıp belgeledik” dedi. Çalışmalarından dolayı polis ve jandarma tarafından onlarca kez önlerinin kesildiğini belirten Uçar, Trakya köylüsünün attığı yüzlerce imzayla ve sahiplenmeyle yollarına devam ettiklerini söyledi.

Uçar, Ergene suyundan getirdikleri bir damacana suyu göstererek., “AKP iktidarı, Trakya köylüsünün 2013’de Ergene’de balık tutulacağı, 2014’de yüzüleceği, 2015’de suyundan içileceği yalanına inanmasını istiyordu...Ve biz de bu suyu içmeyi halkımıza reva görenlere Ergene’nin içilebilir raporlu suyundan getirdik. Buyursun içsinler” dedi.

Açıklamanın ardından eylemciler, ellerinde Ergene Nehri’nden getirilen zehirli su, 13 bin 677 imzanın bulunduğu klasörlerle Meclise yürüdüler. (Ankara/EVRENSEL)

www.evrensel.net