Basında sansürün sözde kaldırılışının 104. yıldönümündeyiz!

Basında sansürün sözde kaldırılışının 104. yıldönümündeyiz!

Ülkemizde 24 Temmuz 1908 tarihinden bu yana her 24 Temmuz günü “Basında sansürün kaldırılışının yıldönümü” olarak kutlanıyor. 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyetin ilan edilmesi ve 25 Temmuz 1908’de çıkan gazetelerin sansür memurlarına verilmeden yayımlanmasının tarihsel bir anlamı ve değeri var. Ancak bu g

Ülkemizde 24 Temmuz 1908 tarihinden bu yana her 24 Temmuz günü “Basında sansürün kaldırılışının yıldönümü” olarak kutlanıyor. 24 Temmuz 1908’de 2. Meşrutiyetin ilan edilmesi ve 25 Temmuz 1908’de çıkan gazetelerin sansür memurlarına verilmeden yayımlanmasının tarihsel bir anlamı ve değeri var. Ancak bu gerçeklikten hareketle 24 Temmuz’un “basın bayramı” veya “basında sansürün kaldırılışının yıldönümü” olarak kutlanması gerçekçi bulmayan Tutuklu Gazetecilerle Dayanışma Platformu (TGDP), yaptığı açıklamayla bu durumu paradoksal olarak nitelendirdi.
Ülkemizde bazen kaba saba, bazen de inceltilmiş bir biçimde olsa da, zaman zaman azalıp zaman zaman çoğalsa da basında sansürün gelenekselleşmiş bir devlet politikası olarak hep uygulandığına dikkat çeken TGDP, “sansürcüler, tam bir ikiyüzlülükle sansürün kaldırıldığı yalanını hep pompaladı. Sansürcü uygulamalar hem yasal zeminde hem de yasadışı olarak fiilen süregeldi. Birkaç örnek vermek gerekirse... 2. Meşrutiyetin ilanından sonra 1909 yılında Serbesti gazetesinin başyazarı Hasan Fehmi, devlet güçlerinin parmağıyla Galata köprüsünde kurşunlanarak öldürüldü. Ermeni gazeteciler Krikor Zohrab ve Hrant Dink, Türk gazeteciler Sabahattin Ali ve Uğur Mumcu, Kürt gazeteciler Musa Anter ve Nazım Babaoğlu’nun da aralarında bulunduğu 115 gazeteci ve yazar ya gözaltında kaybetme saldırısıyla ya da aslında failleri belli ‘faili meçhul’ cinayetlerde öldürüldü” ifadelerini kullandı.
AKP hükümetinin Anayasa değişikliği kapsamında basında sansürü Anayasa maddesi haline getirmek istediğini hatırlatan TGDP, demokrasinin olmadığı yerde basın özgürlüğünün de olmadığını dile getirdi.

İLKELİ GAZETECİLİK YAPMAMIN BEDELİ ZİNDANLAR

Sansürün ilk kez kaldırılışından bugüne kadar geçen 104 yıla baktığımızda, özgür ve sansürsüz basın konusunda son yıllarda hızla geriye gittiğimizi belirten Çağdaş Gazeteciler Derneği Zonguldak Şb.Bşk. Ali Ayaroğlu ise, “Mesleki değerleri önde tutarak gazetecilik yapmanın, yazmanın, çizmenin, soru sormanın bile bedele bağlandığı bir süreçten geçiyoruz. İlkeli gazetecilik yapmamın bedeli Silivri zindanları olarak karşımıza çıkıyor... Sansürün kaldırılmasından 104 yıl sonra bugün iktidarı eleştiren, muhalif, birçok gazete, derginin yayını durduruluyorsa, yasaklanıyorsa, çalışanları sudan gerekçelerle göz atına alınıp, tutuklanıyorsa, medya patronları, iktidara muhalif görülenlerin susturulması için baskı altında tutuluyorsa, bu baskı sürecinin doğal sonucu olarak, halkın bilgi ve haber alma hakkı, düşünce, basın ve ifade özgürlüğü, kültür ve sanat yaşamı ağır bir otosansür  altındaysa, o ülkede demokrasiden, insan haklarından, özgürlüklerden, asla söz edilemez. Ülkemiz bugün bu noktadadır ve bunu asla hak etmemektedir” dedi.
Ayaroğlu, haksız, adaletsiz ve hukuksuz şekilde cezaevlerinde bulunan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi.
(MEDYA SERVİSİ)

www.evrensel.net