Balıkesir Sendikalar Birliğinden ortak mücadele çağrısı

Balıkesir Sendikalar Birliğinden ortak mücadele çağrısı

Balıkesir Sendikalar Birliğine bağlı sendika yöneticileri, ortak mücadele çağrısında bulundu.

Balıkesir Sendikalar Birliğini oluşturan farklı konfederasyonlardan sendikaların yöneticileri, ortak mücadele çağrısında bulundu. Sorularımızı yanıtlayan sendikacılar “Gerçek talepler uğruna birlikte hareket etmenin önünde hiçbir engel yoktur. Asıl olan emekçilerin çıkarlarıdır. Birbirimize ihtiyacımız var” diyerek Balıkesir’de bulunan tüm sendika ve meslek odalarını Balıkesir Sendikalar Birliğine katılmaya çağırdı.

Balıkesir Sendikalar Birliği hangi ihtiyaçtan doğdu?

Yılmaz Kuran (Kamu-Sen Temsilcisi): Birlikten kuvvet doğar fikrinden hareketle bir araya geldik. Aynı işyerinde çalışan emekçilerin sendikalarıyız. Sorunlarımız ortak. Çözüm için bir araya gelmekten başka çaremiz yok. Biz Balıkesir Sendikalar Birliğini oluştururken gerçek talepler ve işyerlerinde yaşanan sorunlar etrafında, sendikal çekişmeleri bir tarafa bırakıp bu çatıyı kurduk.

Filiz Aydın ( Birleşik Kamu-İş Temsilcisi): Öğretmenlerin nöbet eylemini sendika olarak ilk biz başlattık. Ancak ne zaman ki diğer sendikalar eyleme sahip çıktı, aynı talep uğruna mücadele etti işte o zaman hak elde ettik. Bu esas olanın emekçilerin talepleri olduğunu bize gösterdi. Birleşerek kazanabiliriz. Ayrı durduğumuzda kaybetmeye mahkumuz.

Abdurrahman Bulut (KESK Dönem Sözcüsü): Memur-Sen’e de çağrı yaptık ancak birliğe katılmadı.

Ahmet Demirer (Türk-İş Temsilcisi):  Kıdem tazminatının fona devredilmesi ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması gibi saldırılar karşısında set oluşturmak için bir araya geldik.

Kamu emekçilerinin 2018/2019 yıllarını kapsayan ve şu anda süren toplusözleşme görüşmeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Abdurrahman Bulut: 2018-2019 yıllarını kapsayan toplusözleşme görüşmelerinde Memur-Sen’in tavrı, tutumu kamu emekçilerinin ana gövdesini birleştiren değil tam tersine bölen bir anlayışın tezahürüdür. Kendi üyelerine ayrıcalık istemesi ve diğer kamu emekçilerinin taleplerini görmezden gelmesi yandaş sendikanın geldiği noktanın göstergesidir. Memur-Sen’in umre izni, sakal izni gibi talepleri öne sürerek aslında emekçilerin gerçek taleplerinin tartışıldığı, çözüm yollarının arandığı bir süreç işletmek istemediği görülüyor. Tabiri caiz ise suyu bulandırmak için elinden geleni yapıyorlar.

Yılmaz Kuran: Memur-Sen’in 2002 yılından bugüne nasıl büyüdüğünü, iktidarın olanakları ve gücünü nasıl kullandığını hepimiz işyerlerimizde yaşayarak gördük. İktidarın ağzına bakarak sendikacılık yapan bir anlayıştan emekçilere hayır gelmez. Yandaş sendika süreci sabote etmek ister bir tutum içindedir.

Filiz Aydın: Çalışma yaşamı yeniden dizayn ediliyor. Angarya ve esneklik esas alınıyor. Haziran ayında çıkan öğretmen strateji belgesi bunlardan bir tanesi.  

Yılmaz Kuran: Yandaş memur istiyorlar. İş güvencesinin kaldırılmak istenmesinin bir nedeni de budur. Sesimizi çıkarmazsak çalışma koşulları o kadar kötüye gidecek. Sözleşmeli öğretmen uygulaması ve çalışma koşulları aslında yapılmak istenen hakkında bize fikir veriyor.  

Abdurrahman Bulut: Filiz Başkanın bahsettiği öğretmen strateji belgesi eğitimin tüm sorunlarının sorumluluğunu öğretmene yükleyen, esnek çalışmayı ve angaryayı esas alan performansa dayalı çalışma sistemini ön gören bir belge. Eğitimin esası olan dayanışmayı ortadan kaldıracak ve rekabeti esas alacak olan performans sistemi var olanın daha da kötüye gitmesi anlamına geliyor.

Yılmaz Kuran:  İş güvencesinin ortadan kaldırılması demek kamunun yıkımı ve çalışanların her türlü uygulama karşısında ses çıkaramaz duruma getirmektir.

Balıkesir Sendikalar Birliği bundan sonra neler yapacak?

Yılmaz Kuran: Bizi bir araya getiren sebepler uğruna mücadele edeceğiz. Ancak OHAL uygulamaları hareket alanımızı oldukça daraltmış durumda. Pratiğimizi engelliyor ve sınırlıyor. Biz de dönemin koşullarına uygun hareket edeceğiz.  Alan eylemlerine üyelerimiz katılmak istemiyor. İşten atılma korkusu var.

Abdurrahman Bulut: Yani her koşulda mücadele etmenin uygun araçlarını bulabiliriz. Yeter ki mücadele isteğinde olalım.

Yandaş sendikalar hariç sendikalar üye kaybediyor. Bunu nasıl açıklarsınız?

Filiz Aydın: Devlet dairelerinde ki amirler sendikalara müdahale ediyor. Kurum müdürleri ve amirler eliyle yandaş sendika örgütleniyor.

Yılmaz Kuran: Oturdukları yerden üye yapıyorlar. İktidarın tüm nimet ve olanaklarını kullanıyorlar.

Ahmet Demirer: 1980’li yılarda nüfus 40 milyon iken kamuda 3.5 milyon işçi çalışıyordu. Ve bunlar sendikalıydı. 2017 de kamuda çalışan sendikalı sayısı ise 250 bine düşmüş durumdadır. Kamuda örgütlü işçi sayısı azaldı. Taşeronlaştırma uygulaması ve kamunun tasfiyesi sendikal harekete darbe vurdu. Kıdem tazminatının fona devredilmek istenmesine karşıyız. Bu işçinin kazanılmış hakları ve iş güvencesinin ortadan kaldırılması anlamına gelecektir.

Yasalarda sendikalı olmanın önü açıksa da bu durum pratikte hiç de öyle değil. Özel sektörün baskısı ve çeşitli oyunları, sendikalı olan işçinin işten atılma korkusu, taşeron uygulaması nedeniyle sendikalı olmak ülkemizde oldukça sıkıntılı bir durumdur. Bir taraftan da sendikaların itibarsızlaştırılması durumu var. Kamuya bağlı işyerlerinde de amirlerin baskısı süreci olumsuz etkiliyor.

Abdurrahman Bulut: İçinden geçtiğimiz süreçte sendikaların kendilerini emek örgütleri olarak tanımlamak yerine toplumsal muhalefet veya sivil toplum örgütü olarak tanımlamaları söz konusudur. Bu yaklaşım sorun oluşturuyor. Emekçilerin taleplerinden uzaklaşma emekçilerin sendikalara olan güvenini de sarsıyor. Talepler etrafında bir mücadele, emekçilerin katılımının önünü açacak kanallar açma süreci yeniden olumlu bir duruma getirebilir. TİS talepleri ile ilgili Balıkesir genelinde işyerlerinde yaptığımız anket çalışmasında da gördük ki emekçiler birlikte ve hak alıcı eylemler yapılmasını istiyor. (Balıkesir/EVRENSEL)

www.evrensel.net