Cihatçıların elindeki İdlib’de neler oluyor?

Cihatçıların elindeki İdlib’de neler oluyor?

Heyet Tahrir el Şam’ın cihatçı muhaliflerin kontrolündeki Suriye’nin kuzeyinde hakimiyeti ele geçirdiği belirtildi.

Cihatçıların kalesi Suriye’nin kuzeyindeki İdlib’in el Kaide uzantısı olan şemsiye örgüt Heyet Tahrir el Şam’ın eline geçmesinin ardından Suriye muhalefetinin geleceğini belirsizliğini koruyor.

Middle East Eye’dan Alex MacDonald, Heyet Tahrir el Şam’ın, sert saldırılar sonucu Suriye muhalefetinin en güçlü gruplarından biri olan Ahrar’uş Şam’ı büyük ölçüde parçalayarak cihatçı muhaliflerin kontrolündeki Suriye’nin kuzeyinde hakimiyeti ele geçirdiğini yazdı.

BAB EL HAVA, EL KAİDE’YE GEÇTİ

Yazıda, 2015’ten beri cihaçıların kontrolündeki İdlib vilayeti, Fetih el Şam adını alan el Nusra Cephesi’nin yönetimindeki Heyet Tahrir el Şam koalisyonu ile Ahrar’uş Şam ve müttefikleri arasındaki şiddetli çatışmalara sahne olduğunu hatırlatan MacDonald, geçtiğimiz ay Tahrir el Şam’ın, Ahrar’ın elindeki en stratejik noktalardan biri olan ve sınır ticareti yoluyla önemli gelir elde ettiği Türkiye sınırındaki Bab el Hava Sınır Kapısı’nı ele geçirdiğine dikkat çekti.

Ahrar ayrıca İdlib şehir merkezinden de çıkarıldı. Suriye uzmanları bunun askeri bakımdan büyük bir yenilgi olduğunu belirtiyor.

Century Foundation üyesi Aron Lund’a göre, “Şu anda bölgede egemenlik kesinlikle Tahrir el Şam’ın elinde”: “Bence bölgede hakimiyet daha önce de bir şekilde Tahrir el Şam’ın elindeydi ancak Ahrar’uş Şam’ın yenilgisinin ardından daha da güçlendiklerini söyleyebilirim.”

Ortadoğu Uzmanı Michael Stephens’in Middle East Eye’e aktardığına göre de Tahrir el Şam’ın zaferi öngörülebilirdi. Ahrar’uş Şam birçok alanda Tahrir el Şam’la boy ölçüşebilecek konumda değildi:  “Tahrir el Şam diğer gruplardan daha organize, finansal olanakları daha geniş ve bu kaynakları hedefleri doğrultusunda sarf etmeye niyetliler, giderek Yerel Koordinasyon Komiteleri’ni de kontrol altına alıp diğer grupları elimine edecekler veya kendi bünyelerine katacaklar.”

Ahrar’uş Şam bunları yapabilecek konumda değildi.

ABD’nin terörist örgütler listesinde yer alan Tahrir el Şam’ın İdlib’de kontrolü ele geçirmesi bölgede yaşayan iki milyondan fazla insana ulaşmaya çalışan yardım kuruluşları için ciddi problemler teşkil ediyor. LA Times’ın Suriyeli kaynaklara dayandırdığı haberinde Bab el Hava Sınır Kapısı üzerinden faaliyet yürüten bir Alman kitle örgütünün bütün yardım operasyonlarını durdurduğu bildiriliyor.

İDLİB; ÜMİTSİZ VAKA

Amerika Birleşik Devletler’in Suriye özel elçisi Michael Ratney geçen hafta Tahrir el Şam’ın İdlib’i ele geçirmesini bir trajedi olarak nitelemiş ve bölgeye yönelik hava saldılarını tetikleyebileceğini bildirmişti.

Ratney’e göre, “İdlib, el Nusra’nın elinde olduğu sürece uluslararası aktörleri askeri önlemlere başvurmamaya ikna etmek Birleşik Devletler için çok zor olacak. Herkes bilmeli ki İdlib’de ortaya çıkabilecek ağır sonuçlardan (Ebu Muhammed) Culani’nin grubu (Tahrir el Şam) sorumludur.”

Aron Lund’a göre, Suriye muhalefetinin hâmileri artık İdlib’i “ümitsiz vaka” olarak görüyorlar ve önümüzdeki süreçte Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın bölgeyi yeniden ele geçirmek için yapacağı bir girişime karşı koymayacak gibi görünüyorlar.

Lund durumu şöyle açıklıyor: “Birleşik Devletler ve Fransa gibi birçok ülkenin tamamen olmasa dahi büyük ölçüde Suriye muhalefetinden uzaklaştıklarını görüyoruz. Batı artık İdlib’de destekleyebileceği bir partnere sahip değil”

YENİ AHRAR LİDERLİĞİ

Ölümcül darbeler alan Ahrar’uş Şam’ın örgütün üst kademelerinde bir dizi değişikliğe gittiği açıklandı. Ahrar, Washington Post ve diğer bir çok gazeteye yazdığı makalelerle tanınan örgütün Dışişleri Sorumlusu Labib Nahhas’ın kardeşi Kenan Nahhas’ın örgütün siyasi kanadının başına geçirildiğini duyurdu.

Nahhas kardeşlerin İslami semboller yerine üç renkli Özgür Suriye Ordusu bayrağını dalgalandırmaya, ABD ve Türkiye’yle daha yakın ilişkiler kurmaya daha hevesli olduğu belirtiliyor. Grup ayrıca yeni lideri olarak Hasan Sufan’ı belirledi.

Ahrar, gücünün zirvesindeyken 20 bin kişiye komuta ediyor ve çatışma içinde olduğu YPG ve IŞİD bir kenara bırakılırsa en güçlü muhalif grup olarak görülüyordu.

Ahrar’uş Şam’ın bazı kurucu liderlerinin geçmişte el Kaide ile doğrudan bağlantısı olsa da grup genel olarak Özgür Suriye Ordusu uzantıları ve Tahrir el Şam’ın aşırılıkçı selefileri arasında bir denge siyaseti yürütüyordu.

Fetih Ordusu koalisyonunda Nusra’yla beraber savaşan Ahrar, 2015’te İdlib şehir merkezini ele geçirip yakın zamana kadar muhalefetin kalesi olarak elinde tutmuştu. Ancak uzmanlar grup içindeki ideolojik ayrılıkların eninde sonunda onarılamaz bir bölünmeye sebep olacağını belirtmişlerdi.

Londra merkezli düşünce kuruluşu Chatham House’dan Haid Haid’e göre, “Grup içinde pragmacı ve aşırılıkçı kanatlar arasında süregelen varoluşsal bir ideolojik rekabet var.”

“Pragmacı kadrolar hareketi selefi-cihadist püritanizmden uzak duran bir İslamcılık kimliğiyle politik olarak kabul edilebilir bir düzleme çekip batıyla ve diğer Suriyeli muhalif fraksiyonlarla dayanışmayı arttırmayı amaçlıyor.”

TÜRKİYE’NİN İDLİB PLANLARI TUTAR MI?

Middle East Eye Yazarı MacDonald, Suriye’nin kuzeyindeki cihatçı muhaliflerin en önemli destekçilerinden Türkiye yönetiminin, komşusu İdlib’deki grupların varlığı bir müttefikten çok bir tehdit olarak görmeye başladığına dair ibareler olduğunu belirttiği yazısına şöyle devam ediyor:  (Geçtiğimiz) Perşembe günü Suudi Şark el Evsat gazetesinde çıkan bir habere göre Türkiye Tahrir el Şam’a müdahale konusunda İran ve Rusya’yla pazarlığa başladı. Türkiye, İran ve Rusya mayıs ayında -İdlib dahil olmak üzere- Suriye’nin belli başlı bölgelerinde çatışmaların durdurulması amacıyla “güvenli bögeler” oluşturulmasını kabul etmişlerdi. Bu ülkeler Kazakistan’ın başkenti Astana’da hükümet ve muhalefet arasında yapılan görüşmelere de önayak olmuşlardı.

(Geçtiğimiz) salı günü İran Genelkurmay Başkanı Muhammed Bakıri Türk meslektaşı Hulusi Akar’ı ziyaret etti. Bakıri, 38 yıl aradan sonra Türkiye’yi ziyaret eden ilk İran Genelkurmay Başkanı oldu. Ertesi gün Türkiye Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Rus askeri yetkililerle de üst düzey bir toplantı düzenleneceğini duyurmuştu. Çavuşoğlu yaptığı açıklamada İdlib meselesi konusunda müzakereler yürütüldüğünü söyledi.

(Ortadoğu Uzmanı Michael) Stephens’a göre Türkiye’nin uzun vadede İdlib’in kontrolünü Tahrir el Şam’a bırakması mümkün değil. Ancak Stephens, Türklerin YPG’nin kontrolündeki Suriye’nin kuzeybatısındaki Afrin ile meşgul olduklarını ve İdlib’e bir harekat düzenleyemeyeceklerini ifade ediyor: “Türkiye’nin İdlib meselesini çözmek için yeterli bir plana sahip olduğunu düşünmüyorum”

MÜZAKELERDE İLERLEME MÜMKÜN MÜ?

Sahadaki durumun istikrarsızlığına rağmen perşembe günü Birleşmiş Milletler Suriye Özel Temsilcisi Staffan de Mistura, muhalefet daha paragmatik bir strateji geliştirdikten sonra ekim ayında etkili bir müzakere sürdürülebileceğini ifade etti.

Yedi kez toplanan ve Esad’ın geleceği üzerine uzlaşılamamasıyla başarısızlıkla sonuçlanan müzakereleri yönetmiş olan De Mistura, Cenevre’de basın mensuplarına konuştu: Muhalefetin sahadaki durumu değerlendirip daha birleşik bir hale gelmesi daha kapsayıcı, daha pragmatik bir yaklaşım geliştirmesi için zamana ihtiyacı var.”

De Mistura’ya göre muhalefet içine tartışmalar sürüyor ancak önümüzdeki haftalarda gerçekleşmesi muhtemel toplantı, tarafların birbirlerinin delegasyonlarını resmi olarak tanıyacağı ve yüz yüze görüşmeler yapılacak anahtar bir toplantı olabilir.

Stephens ise Cenevre görüşmelerinde büyük bir ilerleme sağlanabileceğine inanmıyor:
“Uluslararası müzakerelerin yürütülebileceği veya uzlaşmanın sağlanabileceği bir forum yapılması zorunludur. İdlib üzerinde Batının çok fazla çıkar hesabı var bu yüzden meselenin tartışılacağı yer Astana olamaz. Doğru yer Cenevre’dir. Ancak kimsenin Tahrir el Şam’ın kapasitesi hakkında tutarlı bir değerlendirme yapabildiğini, diplomatik olarak ve siyaseten nasıl yaklaşılması gerektiğini bildiğini düşünmüyorum.”

Middle East Eye’dan kısaltarak çeviren: Kemal Berkay Baştuji

www.evrensel.net