İş yasasını ‘sinemaca’ya çevirteceğiz

İş yasasını ‘sinemaca’ya çevirteceğiz

Sinema sektöründe on bine yakın oyuncu bulunuyor. Bu on bin oyuncunun bin üç yüze yakını devlet ve şehir tiyatrolarında çalışıyor. Bu on bin oyuncunun yılda beş yüz ila sekiz yüzü dizilerde rol bulabiliyor. Bundan da dört yüz ellisi işine devam edebiliyor.Bu tablodan anlaşılacağı gibi, sanılanın aksine oyuncular bir&

İsmail Afacan

Bu tablodan anlaşılacağı gibi, sanılanın aksine oyuncular birçok sorunla karşı karşıya. Oyuncuların sosyal güvencelerinin olmaması, işsizlik ve setlerde iş güvenliği önlemlerinin alınmaması, çalışma yaşamındaki temel sorunlar. Oyuncular Sendikası Genel Başkanı Mehmet Ali Alabora bunun sebebini ise oyunculuğun bir iş olarak algılanmamasından kaynaklandığını belirtiyor.
Birinci yılını geride bırakan Oyuncular Sendikası‘nın bu sorunları aşmak için; oyuncuların 4-a’lı olarak çalışmalarını sağlamak, temel çalışma koşullarını sağlayabilmek, her alanda taban ücretlerini belirlemek, işsizlik sigortasını ve emeklilik priminin mesleğe göre düzenlenmesini sağlamak gibi hedefleri bulunuyor.
Geçtiğimiz 1 Mayıs’ta ‘Arka Sıradakiler’ dizisinin setinde yaşanan ‘kazayla’ Selin Erdem’in yaşamını yitirmesi, oyuncuların ve set ekibinin dizi sektöründe hangi koşullarda çalıştıklarını göstermişti. Oyuncular Sendikası ve Sine Sen  setlerdeki bu kötü çalışma koşullarının düzenlenmesi için çalışmalar yürütüyor. Önümüzdeki dönem iş yasasını ‘sinemacaya’ çevirtecek olan iki sendika, bunun setlerde uygulanması için mücadelelerini sürdecekler.
Mehmet Ali Alabora, anayasa hazırlıkları sürecinde demokratik mekanizmaların işletilmesi gerektiğinin önemini vurguluyor. Türkiye’nin gelişmiş özgür bir ülke olmadığını söyleyen Alabora, bunu görmek isteyenin sendika yasalarına bakmasının yeterli olacağını belirtiyor.

Oyuncuların iş hayatındaki sorunları nelerdir?
Sendika olarak oyuncuların sorunlarını alt alta dizdiğimizde nelerden kaynaklandığını bulmaya çalıştık. Önemli sorunlarının başında; sosyal ve iş güvencelerinin olmaması geliyor. Dolayısıyla bunun kaynağı olarak da oyuncuların iş hukukunun içinde yer alan birçok şeyden yararlanamadıklarını gördük. Ama en büyük kanayan yaralardan biri ise çalışma koşulları. Mesai saatleri, yemek saatleri ve hijyen. Tüm bunlar oyuncuların temel problemlerini oluşturuyor. Bunlarla birlikte ücretlerini zamanında alamıyor olmaları ve sigortasızlık da oyuncuların sorunları arasında. Bu sorunları aşmak için kendimize hedefler belirledik.

Ne gibi hedefler...
Bizim birinci hedefimiz sendika olarak tüm oyuncuların çalıştıkları her alanda 4-a’lı olarak çalışmalarını sağlamak. İkincisi, temel çalışma koşullarını sağlayabilmek. Üçüncüsü, her alanda taban ücretlerini belirlemek, dördüncüsü de telif haklarını devir etmenin genel uygulama olmaktan çıkmasını sağlamak. Beşincisi, işsizlik sigortasını ve emeklilik priminin mesleğe göre düzenlenmesini sağlamak. Hiçbir oyuncunun emeklilik sorunu yaşamamasını sağlamak. Bu altı başlık oyuncuların sorunlarının nerede olduğunu çok net özetliyor.

‘YAPTIĞIMIZ İŞ OLARAK ALGILANMIYOR’

Bugüne kadar saydığınız sorunlara niçin çözüm üretilmemiş?
Bizim sektörümüz çok göz önünde olmasına rağmen bu güne kadar görece küçük bir sektör oldu. Son yıllarında daha da büyüdü. Asıl sorun yaptığımızın iş olarak algılamaması. Bugüne kadar iş olarak algılanmadığı için sosyal güvenlik açısından ne de çalışma açısından setler bir iş yeri algısıyla denetlenememiş. Şimdi bizim bu algıyı değiştirmemiz lazım. Yapımcısıyla, yönetmeniyle, kanalıyla, oyuncusuyla, set çalışanıyla iyi bir iş yapabilmek için bu algıyı oturtmamız lazım. Sektörü daha büyütebilmemiz için, dünya çapında yapabilmemiz için bunları yapmamız lazım. Şimdi bunu bütün setler için sağlamamız gerekiyor.

Setleri kimin denetlemesi gerekiyor?
Setler Çalışma Genel Müdürlüğünün müfettişleri tarafından denetlenmesi gerekiyor.

Denetimsizliğin sebebi ne olabilir?
Bu da kuralsızlığımızdan kaynaklanıyor. İş Kanunu’na uymayışımızdan oluyor.

 

Son dönemin en tartışmalı konusu olan tiyatrolara gelelim. Şehir Tiyatrolarındaki yönetmelik değişikliği birçok tartışmayı beraberinde getirdi. Başbakan Tayyip Erdoğan, tiyatroların özelleştirileceğini söyledi. Hükümet tiyatrolar için nasıl bir hazırlık yapıyor?
İktidar ve hükümet kanadı da tam olarak ne yapmak istediğini bilmiyor. Orası şu an bizim müdahil olmaya çalıştığımız nokta. Biz Haziran ayının başında Mecliste bulunan partilerin grup başkan vekillerini ve Meclis Başkanı Sayın Cemil Çiçek’i ziyaret ederek Şehir Tiyatrosunun neden önemli bir yer olduğunu, yüz yıllık bir kurum olması hasebiyle dünyadaki önemini, neden kamu finansmanının sanatta zorunluluk olduğunu anlatmaya çalıştık. Anlatmaya çalıştığımız şey çok netti. Sanat kurumlarının girdi ve çıktıları kasaya giren ve çıkan diye değerlendirilmez. İngiltere’deki  Oyuncular Sendikasının Londra’da yaptığı bir çalışma var. Sanata yatırılan her 1 Paund’un 2 Paund olarak geri döndüğünü tespit etmişler. İstanbul’u yaratıcı ve bilgi endüstrisinin başkenti yapma iddiası ile yola çıkıyorsanız, olimpiyatları istiyorsanız, diğer büyük kentlerle yarıştığınızı iddia ediyorsanız yaratıcı zekayı besleyecek yaratıcı işler yapmanız lazım. Bu da ancak sanat kurumlarıyla olabilir. Bu sanat kurumlarında ancak kamu finansmanıyla idare edildiği zaman yaratıcı olabilir. Aksi halde özel sektörün isteğini bırakırsanız kendisini döndürebilmek için yaratıcılıktan çok eğlenceyi öne çıkartır. Mecliste az önce sıraladığım bilgileri tek tek anlattık. Gelin Şehir Tiyatrosunun 100. yılında dünyaya bile örnek olabilecek güncel bir model için hep birlikte çalışalım, dedik.

Oyuncular Sendikası nasıl bir tiyatro istiyor?
Çok uzun zamandır çalışmalarımız sürüyor. Sendikacı kimliğimin yanı sıra çok uzun süre kültür yöneticiliği yapmış biri olarak da çalışıyorum. Dünya da çeşitli modeller var tabi. Bu dünyadaki modelleri bire bir alamayız, bizim de kendi bir birikimimiz var. Bu sanat yöneticiliği dediğimiz bir alana ait bir mevzudur ama şu çok nettir bu kurumlar özerk yapılardır. Kendi kendilerini yönetirler ve bir ya da iki tane yöneticileri vardır. Kimi modellerde bir tane sanat yönetmeni vardır ve bütçeyi de o yönetir. Kimi modellerde ise sanat yönetmeni ve bütçeyi yönetecek kişiler ayrıdır. Bu kurumların bütçelerinin büyük kısmı kamu tarafından sağlanır. Bu kamu finansmanı kimi zaman merkezi kimi zaman da yerel yönetimlerden sağlanır. Bu durum kamu finansmanın ötesinin ötesindekini kendi gelirleriyle karşılamaya çalışır. Bunlar gişe gelirleridir, içeride yaptıkları diğer farklı etkinliklerdir, kendi dükkanının satışları gibi. Bunlar çok tok temel aktarabileceğimiz şeyler tabi.
 
Yeni anayasa genel hatlarıyla nasıl olmalı?
Şu yaşadığımız zaman bir anayasa yapmaya uygun bir zaman mı? Kişisel görüşüm olarak söylüyorum  hayır. Bu, içinde bulunduğumuz huzursuzluk ortamı ve uzlaşmaz hal, anayasa yapmaya bence uygun değildir. Önce bu halin sağlanması lazım. Anayasa yapmaya başlamadan önce toplumsal uzlaşmayı ve sakin olmayı sağlayabilmemiz gerekir. Bizim anayasaya dair taleplerimiz nettir. Özellikle biz bir sendikayız. Bir ülkenin esas özgürlüğü, sendikal  örgütlenmeye ve harekete tanıdığı özgürlük alanıyla  bellidir. Türkiye gelişmiş özgür bir ülke değil. Bunu görmek istiyorsa sendika yasalarına baksın. (İstanbul/EVRENSEL)


BÖYLE BİR DÜŞÜNCE İNSANİ DEĞİL

Oyuncular topluma hali vakti yerinde olan, hiçbir sorunu olmayan kişiler olarak gösteriliyor. Böyle bir algının gelişmesinde siyasetçilerinde katkısı büyük. Neler söylemek istersiniz?
Hemen söyleyelim sinema sektöründe on bine yakın oyuncu var. Bu on bin oyuncunun bin üç yüze yakını devlet ve şehir tiyatrolarında çalışır durumda. Bu on bin oyuncunun yılda beş yüz ila sekiz yüzü rol bulabiliyor dizilerde. Bundan da dört yüz ellisi devam edebiliyor iş yapmaya. Yılda üç yüz ila üç yüz elli oyuncu var yılda yüz bin liranın üzerinde kazanıyor, bu da sürekli bir gelir değil. Yani buralardan baktığınız zaman oyuncuların sorunları Türkiye’de yaşayan diğer kitlelerin sorunları gibidir. Dünyanın her yerinde oyuncu iş bulduğu zaman ayrıcalıklıdır, işli olduğu zamanlar özeldir, işsiz olduğu zamanlar değil. Bu günlerde işsizim değil bugünlerde işliyimdir oyuncunun hayatı. Kamuoyunda oyuncu deyince ünlü olanlar, göz önünde olanlar, o sırada çok popüler olanlar geliyor. Ama unutmasınlar ki kimi zaman çok popüler olan kişiler sonradan unutulabiliyor ya da diziler ve sinemalar çok popüler olan oyuncularla sürmüyor. Çok popüler oyuncular dünyanın her yerinde ülkesinin ekonomik seviyesine göre daha iyi kazanırlar. Ama bu çok kazanan avukatlarda da öyledir, çok kazanan gazetecilerde öyledir, çok kazanan doktorlar da öyledir, çok kazanan futbolcular da öyledir. Bir insan çok kazanıyor diye insani olmayan şartlarda çalışmasını beklemek anayasaya da hukuka da aykırıdır. Kimse bir futbolcu milyon dolarlar alıyor diye onu sakat sakat oynatma hakkına sahip değildir. Böyle bir düşünce insani değildir.


SELİN ERDEM’İN ÖLÜMÜ MUKADDERAT DEĞİL

Arka Sıradakiler dizisinin setinde meydana gelen trafik kazası sonucunda dizinin Sanat Asistanı Selin Erdem yaşamını yitirdi. Sine-Sen ile birlikte yaptığınız basın açıklamasında bundan sonra tüm sorumluluk bize ait demiştiniz. Setlerdeki iş cinayetlerinin önlenmesine dair ne gibi planlarınız var?
Biz, Sine-Sen’le birlikte iş güvenliği ve sağlığı kampanyası başlatıyoruz. Bu kampanyanın bir ön çalışması olacak. Bu ön çalışmada iş yasasını avukatlarımız ‘sinemaca’ya çevirecekler. İş yasasında bizi ilgilendiren yerleri sinema kendi diline ve işleyişine çevirecekler. Bunu daha sonra oyuncularla, setçilerle, sesçilerle, kamera grubuyla, makyaj grubuyla, sanat grubu gibi aklınıza gelen tüm gruplarla paylaşıp bunun üzerinden bizim olmazsa olmazlarımızın ne olduğunu hep birlikte tespit ederek bu sürece kılavuz oluşturacağız. Bu kılavuzu gelecek sezondan itibaren, setlerde uygulamak uygulatmak niyetindeyiz. Bu alandaki temel meselemiz bu. Sinema sektörü evet özel bir sektör ama o kadar da iş hayatından farklı değil. Yani bir inşaat yapmaktan o kadar farklı değil. Bizim sektörümüz çok farklı bizim bir yasaya ihtiyacımız var, özel düzenlemeler yapılması lazım aslında sözü ileriye savan bir söylemdir. Ondan önce bizim yapmamız gereken çok şey var. Bunu oturup okuduğunuz zaman 4687 numaralı iş kanunu oturup okuduğunu zaman oradaki bir çok şeyin sette çoktan olması gereken şey olduğunu görüyorsunuz. Bunlar olmadığı için ölüyor. Selin Erdem’in ölümü bir mukadderat değil. Selin Erdem’in ölümü çok net bir iş cinayeti diye ailesi ve Sine-Sen de böyle adlandırmayı tercih ediyorlar. Doğrudur şu açıdan doğrudur. Orada da bilerek alınmamış önlemler var.


DEMOKRATİK MEKANİZMALAR İŞLETİLMELİ

Devlet ve Şehir Tiyatrolarını düzenlenme çalışmaları nasıl olmalı?
Benim taraf olduğum hazırlık, bunun nasıl olmasını nasıl konuşalım hazırlığı. Nasıl bir model, nasıl bir işleyiş oluşturalım ki bu kurumların nasıl olması gerektiğine karar verelim. Ben bunun değerli olduğunu düşünüyorum. Devletin belirli yetkilileri, her partiden temsilci, akademisyenlerin olduğu, sivil toplum örgütleri ya da önerdiği kişilerin yer aldığı ve yeni modeli tartıştığı bir yapı oluşturulmalı. Demokrasi seçim yapmak demek değil. Seçimden daha değerli olan demokrasinin bu mekanizmalarını işletebilmek. Biz böyle bir mekanizmayı nasıl işletebiliriz diye düşünüyoruz.

evrensel.net

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Aralık 2014 09:30
www.evrensel.net