HDP'nin Adalet ve Vicdan Nöbeti İzmir'e devredildi

HDP'nin Adalet ve Vicdan Nöbeti İzmir'e devredildi

Van'da süren Vicdan ve Adalet Nöbeti, Musa Anter Barış Parkı’nda yapılan kitlesel basın açıklamasıyla İzmir’e devredildi.

HDP’nin Van’da düzenlediği 'Vicdan ve Adalet Nöbeti' sona erdi. Eylemin son günü, Gürpınar’dan Musa Anter Barış Parkı’na yapılan ziyaretlerle başladı. Nöbet günlük basın toplantısıyla devam etti. Nöbetin son gününde günlük basın açıklaması, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecride ayrıldı. 

HDP Eş Genel Başkan Yardımcısı ve Van Milletvekili Nadir Yıldırım’ın, açıklamasından satır başları şöyle: 

“20 Temmuz’da İstanbul Beşiktaş’ta paylaştığımız deklarasyonun özünde 3 temel kampanya belirledik. Birincisi demokratik siyasete özgürlük, ikincisi özellikle ülkenin bütün sorunları ile bağlantılı olan, tüm sorunların toplamı olarak tanımladığımız Kürt halkının özgürlük sorununun demokratik çözümü, bu sorunun çözümünün ana eksenini oluşturan Kürt Halk Önderi Sayın Öcalan ve Öcalan’a dönük tecrit ile politik yaklaşımlara dönük süreci hedeflemeyi kırmaya dönüktür. Üçüncüsü, toplumun her kesimi için bütün siyasi düşünceler için, adalet vurgusu ve mücadelesi geliştirmektir.”

KANGRENLEŞMİŞ 100 YILLIK SORUN

“Ülkenin son 100 yıllık gelişim sürecinde, aşılmamış ve zamana yayıldıkça kangrenleşmiş asıl sorunları vardır. Bizler parti olarak, ülkenin temel sorununu Kürt sorunu olarak tanımlıyoruz. Bu bütün toplumsal sorunları çözümsüz bırakmıştır. Ana sorunu ve odağı çözüme kavuşturabilirsek, toplumun bütün sorunlarını çözüme girebileceğini ve deneyimlerimizde gördük. Bu durumu en etkili şekilde ne zaman gördük? 2013 ve 2015 tarihleri arasında Sayın Öcalan ile birlikte Kürt sorununun demokratik çözümü hedefleyen diyalog süreci bunu net olarak göstermiştir.” 

“Sayın Öcalan’ın kendi rolünü oynama imkanları bulduğu dönemde, ülkenin daha özgür günlere yol aldığını gördük. Sayın Öcalan tecrit ile etkisiz kılınmaya çalışıldığında, silahlar konuşmuştur. Öcalan’ın konuştuğu her dönemde insanlar konuşmuştur. Bugün olduğu gibi silahlar bu kez daha kapsamlı konuşmaya başladı.”

“Partimizin esas mücadelelerinden biri İmralı tecridine son vermek. Sayın Öcalan’ın konuşabileceği koşulları yaratmak, sağlık, özgürlük koşullarının bir an önce oluşturulmasından, parti ve halk olarak mücadelenin geliştirilmesi gerektiğini belirtiliyoruz. Son 7 yıldır, anayasaya aykırı olarak avukatları ile görüştürülmeyen, 2 yıldır hiçbir heyet ile görüştürülmeyen, son 3 yıldır ailesi ile görüştürülmeyen, mektup ve hiçbir iletişim aracı ile durumundan haberdar olmadığımızı belirtmek istiyoruz. Bu uygulamaların anti hukuk kurallarında dahi karşılığı yoktur.” 

VİCDAN VE ADALET NÖBETİ İZMİRE DEVREDİLDİ

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) Diyarbakır’da başlattığı İstanbul ve Van ile süren Vicdan ve Adalet Nöbeti, Musa Anter Barış Parkı’nda yapılan kitlesel basın açıklamasıyla İzmir’e devredildi. Sabah saatlerinden bu yana parka girmesi engellenen yurttaşlar, barikatları aşarak nöbet eyleminin final açıklamasına katıldı. HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay ve nöbetçi milletvekilleri, nöbet eylemini takip eden gazetecilerle fotoğraf çekti. 

Nöbeti “Van Denizi’nden Ege Denizi’ne devrediyoruz” diyerek, kapanış konuşmasını yapan HDP Eş Genel Başkanı Serpil Kemalbay, eylemlerinin önemine değindi ve iktidarın baskıcı politikalarını eleştirdi. Kemalbay’ın konuşması şöyle: 

“Değerli halkımız, kardeşlerim, kız kardeşlerim. Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin Van’dan İzmir’e uzandığı bu güne hoş geldiniz. Hûn bi xêr hatin. Amed de başladık, İstanbul’a gittik, İstanbul’dan Van’a geldik. Adaletsizliğin olduğu bir ülkede, demokrasinin yerle bir edildiği ülkede, insan haklarının ve kardeşliğin yok edilmek istendiği bir ülkede, kadınlar ve emekçilerin kazanımlarının katledildiği bir ülkede, her zaman olduğu gibi, demokrasi ve barış için mücadelemizi ve nöbetimizi sürdürüyoruz. 

ABLUKA VE KUŞATMALARI BİLİYORUZ 

Değerli yoldaşlar, biz iki yılı aşkın bir süredir, abluka ve kuşatmaları biliyoruz, tanıyoruz. Türkiye büyük bir değişimin eşiğine geldi. Halklar yeni yaşamdan yana tavrını koydu. Erdoğan-Bahçeli diktatörlüğü, diktatörlük ile karşılık verdi. 7 Haziran’dan bu yana mücadele veriyoruz. Şiddet ne kadar arttıysa, bizim dirayetimizde hayat buluyor. Basın toplantısını izlemeye gelen partililerimizin hangi koşullarda geldiğine bakarken, ne ile karşı kaşıya olduğumuzu açıklamaya yeterli. Serhad’tan ziyarete eden onlarca aramayı aşarak geliyorlar. Bir yerden bir yere giderken, arama işlemleri yüzünden saatler geçiyor. Saatlerce bekleyerek nöbeti ziyaret edenler var. Evi defalarca basılan arkadaşlarımız var. Bu gündelik hayatın içinde yaşanıyor. Nöbet yerinde de kamera var ve herkesi gözetliyor.

HALK ÖZGÜRLÜKLERİNE SAHİP ÇIKIYOR

Buradan giderken operasyonlar gerçekleştirilecek. Halk bu şartlar altında direniyor ve özgürlüklerine sahip çıkıyor. Yaşam hakkına ve bir birine sahip çıkıyor. Artık bir birimize sahip çıkmadan yaşayamayız. Hiçbir baskı rejimi, savaş ve şiddet bu mücadeleyi durduramaz. Recep Tayip Erdoğan, ‘Demokrasiyi kaldırdık’ diyor. Uzun bir süredir bunu söylüyoruz. 7 Haziran’dan sonra fiilen parlamento ve demokrasiyi kaldırdıklarını söylüyoruz. Ama biz bu eleştirileri demokrasiyi ve barışı toplumsallaştırmak için, eşit yaşam kurmak için, kadın özgürlükçü yaşam için dile getirdik. Tek adam rejimi kendini daha çok tahkim etsin diye değil. İki yıldır söylediğimizi Erdoğan tekrarladı. Sen ‘demokrasi ve parlamentoyu bitirdim’ diyebilirsin, mücadele devam ediyor ve kazanacak. Faşist rejimi kurmak isteyenler kaybedecek. Silahlar ile yönetiyorsun ama biz ayaktayız. 

IŞİD MİLİTANLARI MİSAFİR GİBİ AĞIRLANIYOR

IŞİD militanı yakalanıyor. Üstü doğru düzgün aranmadan gözaltına alınıyor. Kelepçelenmeden muhafaza ediliyor ve bir polis memurunu bıçakla öldürüyor. Daha birkaç gün önce Gülsüm Elvan nasıl gözaltına alındı? Kolu kırıldı ve kırık kolla kelepçelendi. Halk buraya gelmek için kaç aramadan geçiyor. Bu kentte her sokakta arama ve taramadan geçiyor. IŞİD çeteleri bu ülkede itibar görüyor. Gözaltında misafir gibi ağırlanıyor. 

TÜRKİYE SAVAŞIN VE ÇATIŞMANIN İZLERİNİ TAŞIYOR

Berkin Elvan ekmek almaya giderken polis kurşunuyla öldürüldü, Gülsüm Elvan, ‘Berkin’in getiremediği ekmeği Nuriye ve Semih’te yiyemiyor’ diye gitti o eyleme. Gülsüm Elvan, sokakları hiç terk etmedi. Barışçıl bir eylem ile sokaklardaydı. Polis bunu biliyor. Buradan nasıl bir devletin olduğunu, toplumun demokratik eylemlerine nasıl yaklaştığını gösteriyor. Türkiye’nin her tarafı savaş ve çatışmanın izlerini taşıyor. 

DERSİM CAYIR CAYIR YANIYOR

Dersim cayır cayır yanıyor. Ormanlar yakıldığı halde, polis ve asker tarafından orman yangınları çıkarıldığı halde müdahale edilmiyor. Dersim halkı kendisi müdahale etmek için mücadele etti. Bugün artık devlet karar vermiş, Dersim’de orman yangınına müdahale edecekmiş. Savaş politikaları ile ülke tarumar ediliyor. Çocuklarımıza hiçbir şey bırakamayacağız. Bu yüzden faşizmi durduracağız. Durmayalım, durduralım. Bugün yok edilenler kolayca yerine konulacak şeyler değil. Tarih Sur’da ve Botan’da olduğu gibi, insanlık onurunu yerde sürüklüyorlar. 

İŞKENCEYLE BİR YERE GİDEMEYECEKSİNİZ

Hapishaneler işkencelerden geçilemiyor. Ülkeyi cezaevine çevirdikleri gibi, hapishanelerde işkenceyi gündeme getirdiler. Parlak sözleri iyi biliyorlar, işkenceye sıfır tolerans demeyi iyi biliyorlar, Guantanamo’ya özendiklerini söylüyorlar. Bizde şunu söylüyoruz; şiddet ve işkenceyle bir yere gidemeyeceksiniz. Hapishanelerde de dışarıda da mücadele etmeye devam edeceğiz. 

BU KADAR SALDIRIYA RAĞMEN HDP’Yİ BİTİREMİYORLAR

Değerli yoldaşlarım, içerde 5 bine yakın HDP’li var. Eş Genel Başkanlarımız, milletvekillerimiz, belediye eşbaşkanlarımız içerde. Bir partiye bu kadar çok saldırarak, demokratik siyaseti yok ederek, yine de ülkeyi yönetemiyorsunuz. Bu kadar saldırıya rağmen bu partiyi bitiremiyorsunuz. Bu nedenle operasyonların artık bitmesi, savaş politikalarının bitmesi gerekiyor. AKP-Saray artık bu politikalardan vazgeçemez, bu ülkeyi artık yönetemez.

GÜLEN’İ AKP İÇİNDEN AYIKLAMAK…

Bugün çıkıyor ve içinizdeki FETÖ’leri ihbar edin diyor. 15 Temmuz’da yaşanan darbe girişimi, ülkeyi yönetme biçimini yaratma nedeni oldu. FETÖ’ye sırtınızı dayayarak, KHK’ler ile ülkeyi yönetmeye çalışıyorsunuz. Fettullah Gülen’den rahatsız olduğunuzu düşünmüyoruz. Gülen’i AKP içinden ayıklamak, kekin içinden unu ayıklamak demektir. AKP’lilere kolay gelsin diyorum, keki ayıklamak için. 

ÜLKENİN GELECEĞİ HDP’DİR

Biri çıkmış, ‘Ne istedin vermedim?’ demişti. Bu bir anlaşmanın bozulması demektir. Bu ülkenin onurlu savcıları varsa, harekete geçsinler. FETÖ’yü orada burada aramasınlar. AKP-Saray iktidarı tarafından FETÖ olmadan ülke yönetilemiyor. FETÖ AKP’nin koltuk değneği olmuştur. Ülkenin geleceği ve umudu HDP’dir. HDP, anlattığımız kötü koşullara, savaş koşullarına rağmen Türkiye’ye gelecek ve umut vaat ediyor. Sorunları demokratik yollar ile çözebileceği, demokratik yaşamı vaat ediyor. 

AKP MAĞDURLARINI YAN YANA GETİRECEĞİZ 

AKP Genel Başkanı Erdoğan’ın yaptığı tek iyi bir şey var, bir birine ön yargılar ile davranmış olanlara bir birine empati ile bakma olanağı yaratmış oldu. Bu koşullar bir birinizi gözden geçirin diyor. Eski kodları bir kenara bırakıp, faşizmi yenebiliriz. Bizler mücadeleyi bugüne kadar, halkın ödediği bedeller ile güçlü bir noktaya taşıdık. Zafere ve mutlaka kazanıma doğru gitmek istiyor. AKP’nin mağdur ettiklerinin yan yana gelmesi için mücadele edeceğiz. Demokrasi mücadelesinde, Vicdan ve Adalet Nöbeti’ne gelenleri selamlıyorum. Elbirliği ile bu mücadeleyi zafere ulaştıracağız. 

MÜCADELE SONUNA KADAR SÜRECEK 

Van’da birlikte olduğumuzu hatırlatarak, Van’dan İzmir’e nöbetimizi uğurlayalım. Van denizinden İzmir denizine selam gönderelim. Vicdan ve Adalet Nöbeti’ni Van denizinden İzmir denizine gönderiyoruz. Bu mücadele sonuna kadar devam edecek. Türkiye halklarının umudu, geleceğinin garantisi olan partimiz ve dostları, mücadeleyi sona ulaştıracaktır. Selam olsun, Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin emekçilerin selam olsun.”
(Van/DİHABER)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 14 Ağustos 2017 19:02
www.evrensel.net