Sermayenin tarihsel diyalektiği ve Marx’ın toplumsal sermaye teorisi

Sermayenin tarihsel diyalektiği ve Marx’ın toplumsal sermaye teorisi

Zhang Tongyu ve Ding Weimin ortak hazırladığı ‘Sermayenin Tarihsel Diyalektiği Ve Marx’ın Toplumsal Sermaye Teorisi’ kitabı Kalkedon Yayınları tarafından basıldı. Çin’de son yıllarda özellikle 1998 yılından itibaren derinleşen kapitalizm araştırmalarının bir örneği olan eserde yazarlar, Marx’ın çözümlemelerind

Cem Kızılçeç

Zhang Tongyu ve Ding Weimin ortak hazırladığı ‘Sermayenin Tarihsel Diyalektiği Ve Marx’ın Toplumsal Sermaye Teorisi’ kitabı Kalkedon Yayınları tarafından basıldı. Çin’de son yıllarda özellikle 1998 yılından itibaren derinleşen kapitalizm araştırmalarının bir örneği olan eserde yazarlar, Marx’ın çözümlemelerinden yola çıkarak kapitalizmin yeni olguları ışığında onun geleceğine ışık tutmaya çalışmakta ve kapitalizmin bugün içinde bulunduğu aşamayı nitelemeye çalışıyor.
İki Çinli Marksist ekonomi politika araştırmacısının ürünü olan çalışma ABD’de 2007’de ortaya çıkıp dünyaya yayılan küresel mali kriz bir kez daha, son on yıllarda kapitalizm üzerine beslenen iyimser hayalleri sarstığı, krizin Avrupa kıtasında yeni biçimler alarak gelişmeye devam ettiği bir dönemde kaleme alınmış. İki araştırmacı kitapta, kapitalist üretim biçiminde yaşanan değişimlerin, Marx’ın tezlerinin geçersiz ve eskimiş kılmadığını, aksine bizleri onlara daha fazla yaklaştırdığını vurguluyor.
Kitapta yer alan, veri ve istatistiklerle birlikte sunulan tezlerde kapitalizmin tarihsel diyalektiğinin ve geleceğinin aydınlanmasına katkıda bulunacak bir tartışmayı izleme olanağını sağlıyor. Çalışmanın diğer bir özelliği ise Çince’den çevrilen bir iktisadi akademik araştırmanın ilk kez yayınlanmış olması. ‘Sermayenin Tarihsel Diyalektiği Ve Marx’ın Toplumsal Sermaye Teorisi’ kitabının çevirisi ise Ece Üçoluk ve Aylin Muhaddisoğlu  imzasını taşıyor.

KÜRESELLEŞME SÜRECİ BİRÇOK AÇMAZI BERABERİNDE GETİRDİ                                              

Kapitalizm tarihsel süreci içinde 1770’lerden itibaren üç büyük bilimsel-teknolojik devrime tanıklık etmiş ve bugüne kadar 8 ciddi ekonomik kriz atlatmış bulunuyor ve bu olgu aynı zamanda onun krizlere olan duyarlılığını da ortaya koymaktadır. Şüphesiz bu krizlerin geride bırakılmış olması ve krizlerin ardından gerçekleşen yeniden canlanma ve genişleme  devinimi  onun  temel çelişmelerinin  bütünsel olarak aşıldığı ve onun temel karakterinin değiştiği anlamına gelmemektedir. Nitekim 1970’lerin ortasında yaşanan krizin ardından kapitalizm üretici güçleri geliştirmeye devam etmiş, 1980’lerde hızlanan küreselleşme ile birlikte özellikle ABD ekonomisi dev adımlar atmış, kapitalizm gelişmekte olan ülkelerde daha yaygın ve derinlemesine bir gelişme kaydetmiştir. Bununla birlikte kapitalist üretim biçimi bir dizi yeni sorunla karşı karşıya bulunmaktadır, özellikle kapitalizmin merkez ülkelerinde üretim verimliliğinin artışında belirgin bir düşüş göze çarpmaktadır. Kitapta geniş bir yer verilen küreselleşme süreci bir çok yeni açmazı beraberinde getirmiştir.

KAPİTALİZM DURAĞAN BİR ÜRETİM BİÇİMİ DEĞİLDİR

Yazarların bu eserde yaptığı Marx okumasına göre, kapitalizm asla durağan bir üretim biçimi olarak ele alınmamalıdır, aksine kapitalizmin iç çelişmeleri, onun mutlak ilkesi olan artı-değer üretimi ve sermayenin değerlenme tutkusu onu sürekli bir biçimde üretici güçleri geliştirmeye ve genişlemeye zorlamaktadır, bu bağlamda kapitalizmin üretici güçleri süreğen bir biçimde toplumsallaşmakta ve toplumsallaşma  düzeyi de giderek daha ileri ve karmaşık aşamalara doğru ilerlemektedir. Kapitalist üretim biçiminin temel çelişmesi üretici güçlerin sürekli toplumsallaşması ve bu toplumsallaşmanın gereksinimlerine yanıt vermek üzere üretim ilişkilerinde süreğen bir biçimde yeni öz-düzenleme ve ayarlamaların yapılmasının zorunlu olmasıdır. Marx’a göre kapitalist üretim biçimini diğer tüm üretim biçimlerinden ayıran bu özgün niteliğidir ve kapitalist üretim ilişkilerinde bu anlamda ilk büyük aşama ve öz düzenleme bireysel sermaye mülkiyet biçiminden hisseli sermaye mülkiyet biçimine-anonim şirketlere- geçiş ile birlikte ortaya çıkmıştır.  

MÜLKİYET İLİŞKİLERİ ÜRETİM İLİŞKİLERİ SİSTEMİNİN CAN DAMARIDIR  

Eserdeki araştırmaya göre, mülkiyet ilişkileri üretim ilişkileri sisteminin can damarıdır, sermaye üretimin ve üretici güçlerin toplumsallaşmasına yanıt verebilmek ve giderek daha geniş üretici güçleri kucaklayabilmek için, giderek daha fazla toplumsallaşmak ve özel niteliğini aşmak ve bu niteliğine giderek yabancılaşmak zorunda kalmaktadır; Marx, bu anlamda hisseli sermaye mülkiyet biçimini toplumsal sermaye olarak nitelemiştir. Bu yönde derinleştiren Marx’a göre, sermaye özel ve toplumsal niteliği ile çelişkili  bir bütündür  ve bu çelişmenin devinimi  sürekli bir biçimde, özel niteliğin aşılması ve toplumsal niteliğin daha da güçlenmesi bir biçimde çözülmekte, böylece  kapitalizm  sosyalizme geçişin maddi koşullarını giderek daha fazla hazırlayacak,  sermayenin mülkiyet biçimi sürekli olarak daha üst düzeylere doğru toplumsallaşacaktır. Kitaptaki araştırmaya göre, üretici güçlerin giderek toplumsallaşması ve ardından sermayenin mülkiyet biçimindeki toplumsallaşmalar, bugüne kadar dört önemli aşama kaydetmiş, hisseli sermaye mülkiyet biçimi, özel tekelci mali sermaye, devlet sermayesi, kurumsal hisseli sermaye ve ardından uluslararası kurumsal  sermaye mülkiyet  biçimine yol açmıştır.

SOSYALİZM YALNIZCA KAPİTALİZM KARŞITI DEĞİL ONUN ARDILIDIR DA

Tongyu’ya göre, tarih, sosyalizmin yalnızca kapitalizmin karşıtı değil, ama aynı zamanda onun ardılı olduğunu göstermektedir; kapitalist üretim biçimi belirli bir çağda sonunda nihai olarak,  öz aşma ve öz düzenleme sürecini sermayenin doğasının sınırları çerçevesinde taşıyamaz hale gelecek ve toplumsal sermaye bütünsel bir tarihsel dönüşüm sürecine girecektir. Bu durumda muhtemelen toplumsal sermayenin gerçekten toplumun denetimine girdiği   “kamusal sermayeye”  dönüşme zamanı gelmiş olacaktır.  Bu aynı zamanda kapitalizmin karşıtına dönüşmeye başladığı tarihsel dönüşüm sürecinin başlangıcı böylece artık sermayenin toplumsallaşması kendisini yepyeni ve daha yüksek üretim ilişkilerine bağlamış olacak. (KÜLTÜR SERVİSİ)

www.evrensel.net