Şam’ın kritik günleri

Şam’ın kritik günleri

Yaklaşık 1.5 yıldır çatışma ve eylemlerin olduğu Suriye’de başkent Şam kritik günler yaşıyor. Şam’da önceki gün Ulusal Güvenlik binasında önemli bir toplantının gerçekleştiği sırada gerçekleştirilen intihar saldırısı başkenti sarstı.Şam’da bulunduğumuz saatlerde gerçekleştirilen saldırıda Sa

Fatih Polat

Şam’da bulunduğumuz saatlerde gerçekleştirilen saldırıda Savunma Bakanı Davud Abdullah Racha ile aynı zamanda Beşar Esad’ın eniştesini de olan Savunma Bakan Yardımcısı Asıf Sevket yaşamını yitirdi. İçişleri Bakanı’nın da yaralandığı saldırıda Devlet Başkanı Yardımcısının Asistanı Hasan Türkmeni de öldü. Türkmeni, Türkiye’yle ilişkilerden de sorumlu bir isimdi.

EN ZOR İKİ GÜN

Şam, Suriye Enformasyon Bakanlığı Türkiye Masası Sorumlusu Usame Şahut’un da ifadesi ile geride bıraktığımız salı ve çarşamba günleri, ‘En kritik iki gün’ olarak yaşandı.

Şam’da bulunduğumuz bu günler içinde tanık olduklarımız da, bu saptamayı teyit eder cinstendi. Salı sabahı, Türkiye’nin Yayladağı sınır kapısına yakın olan ve çatışmalar açısından da en sakin kentlerin başında gelen Lazkiye’de, İşçi Sendikaları Birliği Başkanı ve göreve o gün başlamış olan yeni vali ile yaptığımız görüşmede ‘Şehitlerimizin cenazesine gideceğiz’ ifadelerini duymuştuk. Cenazelerin bazılarının da Humus’tan geldiğini belirtmişlerdi.

Oradan başkent Şam’a hareket ederken bize otobüsle gitmemizin daha güvenli olacağı söylendi ve öyle yaptık. Saat 14.00’te otobüsümüz Lazkiye’den hareket etti ve Humus’a gelinceye kadar bir sıkıntı yoktu. Ancak Şam’a giden yola bağlanan Humus’un çevre yolunda yakılmış ve adeta iskeletleri kalmış bir grup araca denk geldik.

Sonradan öğrendiğimize göre, en önde bulunan ve petrol tankeri olan araca roketli saldırı düzenlenmiş ve zincirleme olarak arkasında bulunan 15 kadar araç da yanmıştı. Ayrıca asfaltın ve kenarındaki bariyerlerin de yanmış olduğunu gördük. Orayı geçtikten yaklaşık 45 dakika sonra yolda aniden bir hareketlilik oldu. Muhtemelen paramiliterlerden oluşan eli silahlı 6-7 kişi bir araca doğru koştu ve aracı durdurdu. O arada bizim otobüsümüzün şoförü de otogara giden yoldan döndü. Yolcular arasından bazıları anayoldan ayrıldığı için şoföre tepki gösterirken, şoför de otogarın bulunduğu bölgede şu anda güvenlik sorunu olduğunu ve başka yoldan Şam’a giriş yapacağımızı söyledi. Bazı yolcular bu noktada inerken biz araçta bulunan diğer yolcularla birlikte devam ettik.

Otobüs bizi Şam’ın girişindeki bir bölgede indirdiğinde saat 19.00 civarı idi ve o sırada patlama sesleri geldi. O an orada bulunanlarda bir dalgalanma ve endişe dikkat çekiyordu. Biz de, muhtemelen tercümanımızla birlikte oranın en yabancısıydık. Bir taksi çevirdik ve bizi şehrin merkezindeki güvenlikli bir otele götürmesini söyledik. Geldiğimiz otelin resepsiyon görevlileri gece otelden çok uzaklaşmamamız gerektiği konusunda özellikle uyardılar.

Önceki gün de sabah saat 10.00’da Enformasyon Bakanlığı’na geldik. Bakanlığın Türkiye Masası Sorumlusu Usame Şahut ve eşi, bir yandan bizim Şam’da dolaşmamızı kolaylaştıracak resmi izin kağıdını hazırlarken bir yandan da Suriye’deki gelişmelere dair bilgi verdiler. Bunlardan en çarpıcı olanlardan biri bir Rus televizyon muhabirinin Suriye askerleri ile birlikte bir çatışma bölgesine giderek çektiği ve yayınladığı görüntülerden sonra, görüntüsü yayınlanan bir askerin radikal silahlı gruplarca kaçırılıp kafasının kesilmiş olmasıydı. Muhtemelen bu olayın da etkisiyle, askerler ve güvenlik görevlileri görüntülerinin alınmasını istemiyorlar.

Yapmak istediğimiz görüşmelerle ilgili sohbetimizin ardından, önceki güne dair izin kağıdımız ile birlikte Enformasyon Bakanlığından ayrılıp bir taksiye bindik. Taksi şoförü kısa bir süre önce Ulusal Güvenlik binasına yönelik bir saldırı olduğunu belirtti ve yolun uzak noktasındaki binaların arkasında hafif biçimde gözüken dumanı gösterdi.

Bir süre sonra taksiden inip bir yere oturup hem bir şey yiyip hem de İnternet’ten son haberlere bakarken Suriye’de Ulusal Güvenlik binasına yönelik saldırının bütün haber sitelerinde flaş haber olarak yer aldığını gördük. Anlattığında biraz temkinli bir biçimde dinlediğimiz şoförümüzün söyledikleri doğruydu. Enformasyon Bakanlığını arayıp Usame Şahut ile konuştuğumuzda o da saldırıyı doğruladı.

SALDIRILAR MERKEZE TAŞINDI

Bulunduğumuz bölge eski Şam ya da Kadim Şam diye anılan bölgede bulunan Bab Duma’ydı. Kısa bir süre sonra burada da patlama ve silah sesleri duyuldu. Bir anda bir dalgalanma oldu ve gerek garsonlar ve müşteriler bir anda ayaklandılar.

O arada arka arkaya üç büyük patlama duyuldu.

Tam o arada da bizi Enformasyon Bakanlığı Türkiye Masası Sorumlusu Usame Şahut aradı ve bakanlığın gazetecileri bugünkü gelişmelere dair bilgi vermek üzere 20 dakika sonra Suriye’nin resmi devlet televizyonu olan ‘Suriye’nin önünde beklediklerini söyledi. Oraya gitmek üzere kapıdan çıktığımızda yeniden patlama ve silah sesleri duyduk. Sokak bir anda hareketlendi. Salı akşamı Şam’a geldiğimizde edindiğimiz izlenim ‘Rejim duruma hakim ancak zorlanıyor’ biçiminde özetlenebilirdi. Yani bir yandan hayat belli bir normallik içinde devam ederken bir yandan da alttan alta bir gerilim ve endişe de kendisini sokaklarda hissettiriyordu. Ancak çarşamba günü hem Ulusal Güvenlik binasına yönelik saldırı ve yaşanan ölümler, hem de gün boyu farklı saatlerde şehrin çevresinden duyulan patlamalar, ülkenin bir yönetim ve güvenlik krizine doğru sürüklendiğinin işaretleri sayılabilir. En son kaldığımız otelden dün sabah 4’e karşı üç büyük patlama sesi geldi.

Öğrendiğimize göre Şam’ın çevresindeki varoşlarda konumlanmış olan silahlı muhalefet grupları son iki gündür saldırılarını, merkezin yakın çevresine de taşımaya başlamıştı.

Şam’ın içinde bulunan ve merkezine de yakın olan şu bölgeler çatışma ve saldırıların çeşitli biçimlerden yaşanan bölgeler arasında yer alıyor: Kefersusi, Meydan, Cobar, El Kabun, Mesekin Berzi, Halil Bin Velid Caddesi, Merci ve Bağdat Caddesi, Rukun Eldin.

MANZARA TUNUS VE MISIR’DAN FARKLI

Tüm bu manzara arasında muhalefetin kendini ifade etme biçimine dair de şunu söylemek mümkün. Tunus ve Mısır’da şehrin en büyük meydanlarını taleplerini içeren pankartlarla birlikte dolduran yüz binlere burada rastlamak mümkün değil. Bir şekilde silahlanmış ya da silahlandırılmış örgütlerin ‘rejimin moralini bozmak’ ve yavaş yavaş kendi sözlerini geçirecekleri bir siyasal ortam inşa etmek üzere giriştikleri saldırılar var. Ve bu muhalefet içinde kimin gerçekten hürriyet istediği, kimin ise ülke içindeki etnik ve mezhepsel farklılıkları da kullanarak hürriyet talebi etrafında başka ve ‘çokuluslu hesaplar’ peşinde koştuğu birbirine karışıyor.

Özellikle Ulusal Güvenlik binasına yönelik böylesi bir saldırının, rejimin içinden de bağlantılara sahip bir istihbarat örgütlü hazırlığı olmadan gerçekleşmesi de zor görünüyor.

ÇATIŞMALAR SÜRÜYOR

Şam’da önceki geceden itibaren kentin bütün varoşlarında geniş çaplı operasyonlar başlatılmış durumda. Dün de gün boyu kentin merkezinden silah sesleri duyuldu. Şam’a kara yolu ile bütün giriş çıkışlar kapatılmış durumda.

El Cezire, El Arabiya ile BBC’ye “tek taraflı” ve propagandif bir biçimde doğrudan varolan yönetimi düşürmeyi hedefleyen yayın yaptıkları inancı ile burada ciddi bir tepki var. Bunu yaptığımız çeşitli görüşmelerde hissediyoruz.

Öte yandan Türkiye basınında ve dış basında Şam’ın yarısının “muhalefet” grupları tarafından ele geçirildiğini öne süren haberler gerçeği yansıtmıyor. Çatışmaların iki gündür taşınmış olduğu Şam’da gerginlik ve çatışmalara rağmen yönetimin duruma hakim olduğu söylenebilir. (Şam/EVRENSEL)

www.evrensel.net