Osman Baydemir: Kılıçdaroğlu tutuklanırsa şaşırmayın

Partisinin Van’daki nöbetinde konuşan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, , ‘Kılıçdaroğlu tutuklanırsa şaşırmayın, ben şaşırmam’ dedi.

Partisinin Van’daki nöbetinde konuşan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, AKP iktidarının kirlendiğini söyleyerek, “78 yaşındaki kadına işkence yapmak, Kürdü meydan dayağından geçirmek kirlenmek değil de nedir” diye sordu. Baydemir, “Kılıçdaroğlu tutuklanırsa şaşırmayın, ben şaşırmam” dedi.

İstanbul’dan devralınan Vicdan ve Adalet Nöbeti Musa Anter Barış Parkı’nda 3’üncü gününde devam ediyor. Sabah saatlerinde başlayan ziyaret Halkların Demokratik Partisi (HDP) ilçe örgütleriyle sürdü. Günlük basın toplantısı HDP Sözcüsü Osman Baydemir tarafından yapıldı. 

Eş genel başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın tutukluluk durumlarına dikkat çekerek konuşmasına başlayan Baydemir, gündemdeki konuları değerlendirdi. Siyasetin sorunları çözüm merci olduğunu hatırlatan Baydemir, siyasetin kimileri için iktidar olma amacı, kimileri için ise bir davanın hayat bulma amacı olduğunu söyledi. 

AKP’nin iktidarda ısrar etme durumuna dikkat çeken Baydemir, şöyle devam etti: “Her şeyden önce siyaset demokratik zeminde bakıldığında çözüm sürecinin kendisidir. Siyaset hamaset, husumet değildir, olmamalıdır. Hiçbir demokrasi anlayışı yoktur ki iktidarlar eleştirilmez olsun. İktidara talip olan her siyasal hareket ve lider peşinen eleştiri almayı kabul etmelidir. Demokrasilerde bir siyasi parti kendini eleştiriye kapatırsa, eleştiriyi vatana ihanet ile özdeşleştirirse onun adı demokrasi değil diktatörlük olur. AKP Genel Başkanı, siz 15 yılı buluyor iktidarsınız. İktidar kirletir. Ama size gelecek her türlü eleştiriyi siz vatana ihanet olarak göreceksiniz. Bunun demokratik değerlerle izah edilir hiçbir yanı yoktur. Muhalefete muhalefet etme tehdidi savruluyor. Ne sokakta ne Meclis'te ne de parlamentoda muhalefet olunmayacak. Basın mensupları gerçekleri yazmayacak, yazanlar cezaevine konulacaktır. Bizi ziyarete gelen barış annelerinin ellerinden öpüyorum. Bütün bu baskılara rağmen evlatlarını yitirmişler yine barış diyorlar.”

‘AYDER’İ KİRLETTİNİZ, SİZ DE KİRLENDİNİZ’

Vicdan ve Adalet Nöbeti’nin tüm bu zemine rağmen çözüm bulma arayışı olduğunu vurgulayan Baydemir, muhalefetin görevinin sadece muhalefet etmek değil aynı zamanda yol önermek ve alternatif sunmak olduğunu söyledi. “Muhalefetin diğer özelliği de doğruya doğru demektir” diye devam eden Baydemir, Erdoğan’ın Rize’de Ayder Yaylası için söylediği sözlerine katıldığını ifade etti. Baydemir, eleştirilerini ise şöyle sıraladı: “Şu anda AKP Genel Başkanı Erdoğan Rize’de çok doğru bir söz söyledi. Grubum, partim adına onu doğruluyorum. ‘Allah’ın bize verdiği Ayder bambaşka biz Ayder’i kirlettik, rezil ettik’ sözleri doğru aynen de öyle siz kirlettiniz, rezil ettiniz. Bu sadece Ayder’le de sınırlı değil. 15 yıllık iktidarınınız çevre sorunlarıyla doludur. Sadece Ayder’i değil Hasankeyf ve Van Gölü’nü de kirlettiniz. Van Gölü ve Van halkı arasına utanç duvarları ördünüz. HES’lerle Behdemani Deresi’nin yönünü değiştirdiniz. 40 yerleşim yeri tarım yapamaz oldu. 40 mahalle, ekmeğinden oldu. Dünyada Norveç Somunu gibi tanınmış ters göçün görüldüğü en nadir doğa olaylardan biri. Siz o pencereyi kapattınız. HES’lerle ters göçün önüne geçtiniz. Milyonlarca inci kefali telef oldu. Ayder’i nasıl kirlettiniz Van’da önce kirleniyor. 14 yıl önce yola çıktığınızda iddia olarak ortaya koyduğunuz her değerleri sadece ve sadece kirlettiniz ve aynı zamanda kirlendiniz. İnsanları nana muhtaç ettiniz. ‘Rızkı veren Allah, amentü billah’ dediniz. Siz şimdi şirk koşuyorsunuz. 130 bin insanı ekmeğinden ettiniz. Yetmedi, onun eşini, annesini, babasını nana muhtaç ettiniz. Nasıl bir kir, hırstır bu toplumun geriye kalanının tamamını bununla tehdit ediyorsunuz. 2-3 yıldır kaybetmişsiniz. Hani OHAL’i kaldırmakla övünüyordunuz? Şimdi 81 ilde OHAL var. Kürt coğrafyasında sıkıyönetim var. Hani halkın seçilmişleri el pençe önünde olmayacaktı? Hani hukukun üstünlüğü gücün üstünlüğünden büyük olacaktı? Siz bütün bunları yaptığınızda zaten kaybetmişsinizdir. Askeri vesayetin de üzerinde yepyeni faşizan bir vesayet getirdiniz. Ne uğruna, kendi iktidarınız uğruna. Demirtaşların, yazarların, çizerlerin sesine kulak vermiş olsaydın, ne Ayder kirlenecekti ne de sen kirlenecektin. Muhalefetsiz demokrasi, demokrasi değildir.”

‘CEZAEVİNDEKİLER SİZİ YARGILIYOR’

Baydemir, “Grup başkanvekilimiz İdris Baluken yiğit bir siyasetçi, halkının evladı. Cunta kalkışmasının hemen ardından 4 parti deklarasyon imzaladı. Ortak bir duruş sergilendi. Sen İdris Baluken’i cezaevine koydun. Sadece ve sadece suçlamalarına bakıyoruz. Yaptığı konuşmalar ve değerlendirmeler. Yargı bağımsız diyorsunuz sabah öğlen ve akşam yalan atıyorsunuz. Yalanla bu dümen sürmez. Mahkemelerde siz eş genel başkanımız Figen yüksekdağ’ı yargılamıyorsunuz, Ahmet Şık ‘ı yargılamıyorsunuz. Onlar sizi yargılıyor. Sizin rehin aldıklarınız, mahkemelerde demokrasi dersi veriyor. Ama onlar sizi tutuksuz yargılıyor” dedi.

‘SARAY’DAKİ BİRİM KİM?’

Baydemir’in konuşmasını söyle sürdürdü: “Baluken’e mahkeme heyeti tahliye kararı verdi. Anayasa Mahkemesi Balbay ve arkadaşlarının verdiği gerekçeyi örnek verdi. Bir vekil tutuklu yargılanamaz dedi. Bu kararı veren mahkeme heyeti başka yerlere sürgün edildi. Bu sadece Baluken’i yargılayan mahkeme heyetine gözdağı değildir, bütün savcı ve hakimlere verilen gözdağıydı. 3 Şubat’ta Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi (CİMER) üzerinden Cumhurbaşkanına bir şikayet mektubu gidiyor. Ve mektupta ‘İdris Baluken neden tahliye edildi’ diyor. Adalet Bakanına bu gidiyor. Bunun ardından Baluken bir kez daha tutuklanıp cezaevine gönderiliyor. Bu ülkede adaleti de kirlettiniz. Kendi siyasi partinizin tabelasına adalet yazarak adil olmuyorsunuz. Adalet olgusunu da kirlettiniz. Herkesin inandığı bir husus var. Saray’da senin deyiminle Külliyede bir birim var. HDP vekillerinden kimin tutuklanacağı, kimin bırakılacağı, hangi gazetecinin nerede tutuklanacağına dair bilgi veriyor. Böyle bir birim var mı? Bu birim hangi yasaya dayanarak görev ifa ediyor. Kirlilik yaşamın ve siyasetin her alanına, dış siyasete de sirayet etmiş durumda.”

‘KÜRT KARŞITLIĞI KAZANDIRMAZ’

AKP’nin Suriye politikalarını da eleştiren Baydemir, şunları söyledi: “Suriye politikanız başlangıcından bu yana kirli politikadır. O kirli politika öyle bir noktaya gelmiş ki. Efrin’in işgalini bir seçenek olarak sunuyorsunuz. Kürt karşıtlığı size kazandırmadı, kazandırmayacaktır. Bu ülkenin de en büyük kaybı Kürt karşıtlığından olacaktır. Baas rejimi bitiren Kürt karşıtlığıydı, bardağı taşıran da Kuveyt’in işgali, sonunu getirdi. Kuveyt’in işgali nasıl Saddam’ın sonunu getirdiyse, Efrin’in işgali de aynı sonucu getirecektir. Bu politikanızdan bir an önce vazgeçin. Dönüp dolaşıp kırmızı çizgimiz var diyor. Senin var da başkasının çizgileri yok mu?”

‘HALK KIRMIZI KART GÖSTERDİ’

Baydemir, sözlerini şöyle sürdürdü: “Senin bu kırmız çizgilerinden dolayı halk sana kırmızı kart gösterdi. Van halkı sana ve kayyum politikasına karşı demokratik değerler açısından da bir seçilmişin yerine atanmışı getirdiğin politikana kırmızı kart gösterdi. Sen hala kırmızı çizgi diyorsun. Bu ülkeyi de seni de bu ülkede yaşayan bütün toplumu da bu yanlıştan çıkaracak yegane bir çizgi var. O da demokrasinin, eşitliklerin ve vicdanın çizgisine geri dönmektir. Bütün bu kirlenmişliklere karşı nöbetimizi bu ülkenin aydınlık kapısını aralamak, kirlilikten arınmanız içindir. İktidar hırsı, kin, zengin olma hırsı seçimle geldin, seçimle gitmeyi de göze almak zorundasın. Seçimle gitmemek için savaş çıkardın, müzakere masasını devirdin. 7 Haziran’ı kabul etseydin, Suruç, Ankara Garı patlamasına kadar kan dökmüş olmasaydın, Suriye böyle olmazdı. Nusaybin, Gever, Cizre olayları olmazdı. Bu kadar insan toprağa düşmezdi. Bu ülke 30 yıldır kazandığı bütün demokratik değerleri kaybetmiş olmazdı. 150 bin insan aşından işinden olamazdı. Bütün bunlar senenin yanlış politikalarının sonucudur. Sen bu politikalarda ısrar ettiğin sürece bu ülke acı çekmeye devam edecektir. Biz bu acının olmaması için bu nöbeti tutuyoruz.

ŞAPATAN’DA İŞKENCE YAPMAK NEDİR?

Savaş kirletir, tepeden tırnağa kirletir. Dün size fotoğraf gösterdim ve seslendim. Şapatan köyünde yaşlı kadına işkence yapmak nedir? Kürde meydan dayağı çekmek kirlenmek değil de nedir? Gazze’de olsaydı feryat figan çıkaracaktın. O 78 yaşındaki annemiz rabbimde, sende, bende biliyorum ki senden daha imanlıdır, Müslümandır. O işkence sadece o anneye yapılmadı ben insanım iman sahibiyim diyen herkese yapıldı. O işkenceye karşı sessiz duran dilsiz iblistir. O işkence karşı susmayan hangi siyasi partiden olursa olsun bütün her kesime teşekkürlerimi ifade ediyorum. Bu savaş sürdüğü sürece bu işkence devam edecektir. Kirlenmekten vazgeçeceksen savaştan vazgeçmelisin, tecritten vazgeçmelisin, Kürt legal siyasetinin tutuklanmasından ve bütün yanlışlardan vazgeçmelisin.”

ERDOĞAN’A: ÖZÜR DİLE

Erdoğan’ı özür dilemeye çağıran Baydemir, şöyle konuştu: “Demirtaş’tan, onun seçmenlerinden ve halktan özür dile. Özür yeni bir başlangıç ve yeni bir kapı aralayabilir. Guantanamo uygulamasından ilham aldığını ve tek tip elbiseyi kabul ettiğini söyledin. Van T Tipi Kapalı Cezaevi’nde benzer bir uygulama yapıldı. 

10 Ağustos 2014 Cumhurbaşkanı seçiminin yıldönümü. Demirtaş bu seçimde aday olarak AKP Başkanı Erdoğan ile yarıştı. Erdoğan şu anda Külliyede, Saray’da rakibi olan Demirtaş ise cezaevinde. Bu demokrasinin, vicdanın, adaletin neresine sığıyor? Çıkıp 6-8 Ekim olaylarını gerekçe gösteriyorsunuz. ‘80 milletvekili ile gidip parlamentoya bu olayı çıkardı’ diyorsun. 6-7 Ekim olayları 2014’te başladı. HDP barajı 2015 yılında 80 milletvekiliyle aştı. Her fırsatta niye bu yalana başvuruyorsun. Demirtaş fezlekesi 2014 yılında değil 2016 yılında hazırlandı. Böyle bir durum varsa hakimler ve savcılar neden o kadar bekledi. 

KILIÇDAROĞLU TUTUKLANIRSA ŞAŞIRMAYIN 

Bir şey daha diyeyim sana, TCK’de olmayan bir suçla isnat yapıyorsun. AKP’yi eleştirme suçu, Erdoğan’ı eleştirmek suç. Kılıçdaroğlu tutuklanırsa şaşırmayın. Ben şaşırmam. Bugün burada, Vidan ve Adalet Nöbeti’nde olduğu gibi, milyonların dışarıdan yaptığı gibi sesimizi ortaklaştırırsak faşizmin gerilemekten başka şansı yoktur. Ankara 2. Ağır Ceza Mahkemesi diyor ki, Demirtaş 6-7 Ekim olaylarında yargılanamaz. Bu izinsiz toplantı, yürüyüşe muhalefet ise 15 Temmuz’da sen insanı sokağa çağırdın ve 250 insan yaşamını yitirdi. Sen ne yaptığının farkında değilsin. Bütün bu kirlenmeler, bütün bu adaletsizlikler ve vicdansızlıklar ortadan kaldırılsın diye daha fazla bu ülkeyi dış dünyada da kirletmemeniz için durmayacağız ve faşizmi durduracağız.”

Baydemir, ayrıca milletvekillerinin ziyaret ettiği Şapatan köyü ve Van T Tipi Kapalı Cezaevi’yle ilgili kamuoyuyla bilgileri paylaşacaklarını söyledi.


DP'NİN ŞAPATAN RAPORU: KÖYLÜLER HORTUM VE DEMİR ÇUBUKLARLA İŞKENCE GÖRDÜ

Hakkari’nin Şemdinli ilçesi Şapatan köyünde işkenceye maruz kalan köylülerle görüşen Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyeti raporunu açıkladı. Şapatan’a giden HDP heyetinden Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat, Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan ve PM Üyesi Özgür Zeydanoğlu, hazırladıkları ön raporu Van’daki Vicdan ve Adalet Nöbeti’nde düzenlenen basın toplantısıyla açıkladı. 

Zeydanoğlu’nun okuduğu rapor şöyle: 

‘KÖY HALKI POTANSİYEL TEHLİKE GÖRÜLÜYOR’

“2017 yılı içerisinde birkaç kez sokağa çıkma yasağının uygulandığı Şemdinli Şapatan (Altınsu) köyünde tüm sokağa çıkma yasaklarında yapılan ev ve arazi aramalarında hiçbir silah ya da yasadışı bir şey bulunmamasına rağmen güvenlik güçleri bölgede ve köy sınırları içerisinde yaşanan çatışmalarda sürekli köy halkını sorumlu tutarak köy halkı üzerinde baskılarını sürekli hale getirmişlerdir. Köy içerisinde bulunan camilerin minarelerine güvenlik kameraları takılmış, köy halkının köy dışında bulunan bağ ve bahçelerine gitmeleri engellenmiştir. Yine köy sınırları içerisinde bulunan ormanlık alan yıllar içerisinde sistemli bir biçimde yakılarak köy halkı adeta cezalandırılmıştır. Yerel ve genel seçimlerde köy halkının tercihlerinin etkisiyle köy halkı potansiyel tehlike olarak kabul edilmiş, böyle lanse edilmeye çalışılmıştır. 

5 Ağustos günüde güvenlik güçleri tarafından operasyon amaçlı köy kırsalına çok sayıda güvenlik gücü konuşlandırılmış aynı günün sonunda ve 6 Ağustos günü saat 01.00 sıralarında Şapatan köyünün merkez mahallerinin üst kısımlarında bir çatışma yaşanmış, daha sonra valilik tarafından yapılan açıklamaya göre bu çatışmada bir özel harekat polisi yaşamını yitirmiş, bir güvenlik görevlisi de yaralanmıştır. BU çatışma sonrasında özel harekat polisleri tarafından özellikle Şapatan köyü Merkez Mahallesi’nde bir çok eve operasyon düzenlenmiş, gece 01.00-01.30 saatleri arasında düzenlenen bu ilk operasyonda çoğunluğu HDP eski yöneticisi ya da üyesi olan 6 kişi darp ve işkence ile gözaltına alınmıştır.

‘6 YAŞINDAKİ ÇOCUKTAN 90 YAŞINDAKİ NİNEYE KADAR’

Köyde yapılan bu ilk operasyonda çalınan tüm evlerin kapısı zamanında açıklamasına rağmen kapılar açılır açılmaz, evde bulunan tüm bireylere ağır hakaretlerde bulunulmuş, 90 yaşındaki kadınlardan 6 yaşındaki kız çocuklarına kadar tüm bireyler darbedilmiş, özellikle kadınlara dönük sözlü taciz ve ağır hakaretlerde bulunulmuş. Silah dipçileri ve farklı araçlarla edilmiştir. İlk operasyon sırasında gözaltına alınan 6 kişi bir çok yaraları olmasına rağmen yaklaşık 4 saat merkez cami yakınlarına bekletilmiş, üstlerine basılarak ya da kaba dayaktan geçirilerek işkence edilmiştir. 

‘EVLERİN KAPI VE PENCELERİ KIRILMIŞ’

Yürütülen bu ilk operasyondan sonra 04.30-07.30 saatleri arasında Şapatan köyü Bêtu ve Meydan Mahallesi’nde yeni operasyonlar yürütülmüş, yapılan bu baskınlarda benzer şekilde bazı evlerin kapıları ve camları kırılmış, baskın yapılan evlerde neredeyse tüm bireyler ağır hakaretlere ve işkenceye maruz kalmıştır. Tüm bu uygulamalar sonucunda yüze yakın kişi dayak ve işkenceden geçirilmesine rağmen toplamda 36 kişi gözaltına alınmıştır. Birçoğu yaraları olmasına rağmen zırhlı araçlarda üst üste yığılarak İlçe Emniyet Müdürlüğü götürülmüş. Emniyet Müdürlüğü girişinde ve daha sonra içerisinde de bu 36 kişi yaklaşık bir saat boyunca cop, silah dipçiği, paspas sapı, kısa kesilmiş hortum ve zaman zaman demir çubuklarla işkenceye maruz bırakılmış, daha sonra ilçe emniyette görevli polislerin müdahalesi ile 36 kişi nezarete alınmış, gözaltında tutulanların nezarete alınması ile işkence son bulmuştur. 

Aynı gün gözaltında bulunan 36 kişiden çoğunluğu genç yaşta olan 20 kişi hiçbir işlem yapılmadan ven herhangi bir doktor raporu alınmadan serbest bırakılmış. Serbest bırakılanlardan dayanılmaz ağrıları olan Bünyamin Atahak, Şemdinli Devlet Hastanesi’ne tedavi olmak ve darp raporu almak üzere gitmiş, ancak hastane de görevli olan Elif Ç. Adındaki kadın doktor, raporunda siz Şapatan köyündensiniz siz teröristsiniz diyerek hasta tedavi edilmemiş, hatta polisler aranarak tekrar gözaltına alınması sağlanmıştır. Daha sonra aynı doktora darp raporu almak ve tedavi için gelen diğer mağdurlarda aynı gerekçe ile geri çevrilmiş, ‘Canı yanan can yakar’ denilerek işkence savunulmuştur. 

Tüm bu yaşananlar medya ve sosyal medyada görüldükten sonra gözaltında tutulan 16 kişi 7 Ağustos günü öğleden sonra serbest bırakılmış, Cumhuriyet Savcılığı’nın müdahalesi sonucu Devlet Hastanesi’nden kısmen de olsa darp raporu verilmeye başlanmıştır. 

Heyetimizin Şapatan köyüne yaptığı ziyaretten hemen önce alelacele yapılan Hakkari Valiliği açıklamasında, işkence ve hakaret inkar edilmeye çalışılsa da, heyetimizin olaydan 3 gün sonra gerçekleştirdiği ziyarette, aradan geçen zamana rağmen tüm mağdurların bedenlerindeki yara izleri açık bir şekilde görülmektedir. Tüm izler belgelenmiştir. Hatta mağdurların köy meydanında tutulduğu yerlerde kan izleri bile korumamıştır. 

Heyetimizin bir günlük çalışması sırasında mağdurlar ve tanıklar ile yapılan görüşmelerde, ilçede bulunan özel harekat polisinin halka karşı düşmanca tavırlarının yoğunca gözlemlendiği tespit edilmiştir. İlçe merkezinde yakın zamanda zırhlı araçların kasıtlı yaptığı birçok araç kazasının yaşanması ve bir çok hareket olayının gerçekleştiği tanıklar ile toplumda beyan edilmiştir. 

Heyetimizin çalışma kapsamında ilçe kaymakamı ve cumhuriyet savcısı ile yapmak istediği görüşmeler, yetkililerin olumsuz tavrı ile gerçekleştirilememiştir. Devlet Hastanesi Başhekimi ile yapmak istediğimiz görüşmede, Başhekim yerinde olmaması nedeniyle, başka bir doktorla yapmış dolayısıyla verimli olmamıştır.”

AKDOĞAN: İŞKENCE YASAK VE YIKIMIN DEVAMIDIR

Raporun açıklanmasından sonra iddiaları detaylandıran HDP Hakkari Milletvekili Nihat Akdoğan, işkencenin 2015 yılında başlayan yasak ve yıkımların devamını olduğunu belirterek, “Köyde yaşayanları her yaşananlardan sorumlu tutan bir anlayış var. Devletin ısrarla ülkenin her noktasında karakol-kalekol inşa etmesi, yaşanan çatışmada bir güvenlik güçleri mensubu yaşamını yitiriyor ve biri yaralanıyor. Şemdinli’de yaşatılanlar sıkıyönetim koşullarıdır. Geçtiğimiz her noktada iliklerimize kadar seçilmişler olarak yaşıyoruz. Halkın neler yaşadığını tahmin edin” diye konuştu.

‘VALİ YALAN SÖYLÜYOR’

Hakkari Valiliğinin yaptığı açıklamanın doğruları yansıtmadığını vurgulayan Akdoğan, şöyle dedi: “Sonuna kadar hepsi yalandır. Topluma yalan söylemişlerdir. Eğer bizim gibi oraya gidip doğrudan şiddete maruz kalanlar ile bir araya gelinse, Vali’nin de 90 yaşında ninesi ve kardeşleri vardır. Kimsenin yalan beyanda bulunmayacağını, işkence izlerinden de açıklayabilirler. Devlet mahallisini temsil etme noktasına, doktorundan savcısına, valisinden kaymakamına kadar, ‘Şapatan’da kimseye şiddet uygulanmamıştır’ diyor. Bakın görüntüler var, sosyal medyada vicdan, demokrasiden ve adaletten yana olan herkes paylaşımda bulundu.

Ülkenin adalet ve vicdana ne kadar elzem olduğu dönemde, Ankara’nın açıklamalarını tamamlayan açıklamalarda bulunmaları bizim için tesadüfü değildir. Devletin uçağı sizde, tankı sizin elinizde, helikopteri sizin elinizde, 15 bin askeri yığmışsınız, güvenliğini sağlayamadınız. Bunun hesabını vatandaştan soruyorsunuz. Devletin vasfının yitirilmeye çalışıldığını bilmenizi isteriz. Ortaya çıkan görüntülerde, devletin halkı düşman gören anlayışı var. İşkence görenler rapor almaya gidince doktor, devletin çirkef yüzü görünmesin diye rapor vermiyor. Hakkari Valisi utanmadan sıkılmadan, yaptığı açıklamada kimsenin darp edilmediğini söylüyor.”

Hakkari Valisi, İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Başbakan ve Cumhurbaşkanı’na seslenen Akdoğan, “Bu uygulama nerede yapılıyor. Bizim söylediğimiz şahıs Şemdinli’de yaşıyor mu? Sizde gibin bunu yerinde görün. Vücudu tellerle parçalanmışçasına, silah dipçikleri ile darp edilmiş köylüler var. Kimsenin evine zorla girilmediği söyleniyor” diyerek fotoğraflar ile işkenceyi gösterdi. 

IRGAT: UYGULAMALAR 90’LI YILLARI AŞIYOR 

HDP Bitlis Milletvekili Mizgin Irgat ise, 90’lı yılları aşan uygulamaların Şapatan köyünde yaşatıldığını ifade ederek, “Kadınlar eşleri önünde şiddete maruz kalmış ve onurları ayaklar altına alınmıştır. Erkek egemen zihniyeti kadın bedeni üzerinden kendini var ettiği Şapatan için adalet çağrısı yapıyoruz. Türkiye bir kez daha AİHM’de mahkum kalacaktır. AKP’nin Genel Başkanı, bas bas ‘İşkenceye sıfır tolerans’ diyor. Şapatan’da son hız işkence, Kürtlere yönelik inkar politikalarının bir kez daha güncellendiğini, IŞİD’vari bir şekilde işkence uygulandığı net bir şekilde görülmüştür” dedi. 

Irgat, Cumhuriyet Başsavcısı ile yapmak istedikleri görüşmeyi ise “Konu hassastır” denilerek ret edildiğini söyledi. 

HDP, ayrıntılı raporu ise önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşacak. (DİHABER)
 

Son Düzenlenme Tarihi: 10 Ağustos 2017 16:43
www.evrensel.net