Ormanı yakılan karınca

Ormanı yakılan karınca

Menemen’den başlayıp Gümüldür’e uzanan bu kara yolunda rastladığımız yangın manzarası, birkaç hafta önce çıkan yangından geriye kalanlardı.

Özer AKDEMİR

Şehir Plancıları Odasının (ŞPO) Gümüldür’deki yaz kampına giderken böyle bir manzarayla karşılaşacağımızı bilmiyorduk. Daha birkaç ay önce etrafımızı keyifle seyrede seyrede gittiğimiz yola şimdi içler acısı bir manzara eşlik ediyordu. 

Zümrüt yeşil ormanların, çamların ayakta kalabilenleri kararmış, yaprak kısımları kahverengi bir renk almıştı. Yol sağlı sollu kilometrelerce bu yangın yerinin ortasında geçiyordu. Toprak simsiyah bir külle kaplanmıştı. Minibüsümüzün tam kapanmayan kapısı dışarıdaki yanık kokusunu içeriye dolduruyordu. Orman, on binlerce yüz binlerce ağacın mezarlığı olmuştu! Bir kısmı kesilerek soyulup tomruk haline getirilip dizilmişti yol kenarlarına. Yine de  ormandan geriye kalanları toplamak için günlerce çabalamak gerekecekti. 

Menemen’den başlayıp Gümüldür’e uzanan bu kara yolunda rastladığımız yangın manzarası, birkaç hafta önce çıkan yangından geriye kalanlardı. Ağaçların içler acısı görüntüsünün hüznü, o ormanda canlı canlı yanan börtü böceği, kuşu, karıncayı düşündükçe katlanıyordu. 

Yanan alana girmeden birkaç kilometre beride gördüğümüz, üzerinde küçük çatal boynuzu ile neşeyle zıplayan bir geyik resminin olduğu yol tabelası ne kadar da içimizi sevinçle doldurmuştu oysa. İzmir kent merkezine 20-30 kilometre uzaklıktaki bu bölgede yaban hayatının hâlâ var olduğunu gösteriyordu tabela. Beş dakika geçmeden yangın manzaraları ile göz göze gelince sevinç yerini hüzne bıraktı; “O geyik de yandı belki de ormanda” diye düşünmeden edemedik! 

** * 

550 hektarı aşan bir orman alanı bir gün içerisinde yok olmuştu. Turgutlu taraflarına doğru yayılan yangını söndürmek çok zor oldu. O günlerde internete düşen yanmış hayvan görüntülerinin başka bir orman yangınından çekildiğinin ortaya çıkması hiç kimseyi rahatlatmadı. O ormanda da dalına yapışıp kalmış küçük kuş gibi binlerce canlı kaçamadan küle dönmüş, kavrulmuştu. Daha birkaç güne kadar nefes alıp veren, dallarında sincapların, serçelerin, çatal dilli yılanların dolaştığı, gölgesinde yeni yavrulamış geyiklerin konakladığı, kuytularında ayıların, yaban domuzlarının saklandığı bir orman yok olup gitmişti. 

***

ŞPO’nun Gümüldür’deki kampına giderken karşılaştığımız içimizi yakan orman yangını görüntülerinden iki gün sonra “Ormanlar yalnızca orman değildir” dedi, Doç. Dr. Yücel Çağlar HDK’nin Tepekule’deki Orman Çalıştayında. Ömrünün 40 yılını ormancılıkla ilgili işlerde, araştırmalarda geçirmiş olan Yücel Hoca, yetkililerin açıklamalarını “yasak savma”, basında çıkan “ciğerlerimiz yanıyor” başlıklarını ise “sığ yaklaşımlar” olarak niteliyordu. “Ülkemizin orman ekosistemi varlığının yüzde 55’i birinci derece orman yangınlarına duyarlı. Ülke ormanlarının yüzde 58’i yangın çıkma olasılığının en yüksek olduğu Ege ve Akdeniz’de bulunuyor.  Ormanların yüzde 45.4’ü de kolayca yanabilen karaçam ve kızılçam ormanlarıdır. Dolayısıyla ormanlarımız dün yandı, bugün yanıyor, yarın da yanacak. Önemli olan bu yangınlara karşı etkin mücadele yol ve yöntemleri geliştirmek” dedi. 

*** 

Sadece yangın mı ormanlarımızı yok eden? Keşke öyle olsa diyesi geliyor insanın!  İzmir’in kuzey ormanlarının içine milyonlarca ton tehlikeli atık sınıfında demir çelik cürufu yığılıyor, tepe tepe. Üstelik bu atıkların yığıldığı yerler su havzasında.

Kentin güneyinde ise ormanları çimento fabrikaları kemiriyor. 49-50 yıllığına kiraladıkları tepelerde yer alan bütün ağaçlar kesilirken, tepenin taşı toprağı çimento fabrikasına hammadde oluyor.

Kaz Dağı’nda 17 köyün içme sularını sağlayan Ağı Dağı altın madencilerine tahsis edildi. İçme suyu kaynağının üzerine siyanürlü zenginleştirme tesisi yapacak maden. 

HES’lerin kuşattığı Artvin’in idam fermanı gibi Cerattepe’deki altın madeni. Yüz binlerce ağacı, dünyanın en güzel orman ekosistemlerinden birisini yok edecek.

Yeryüzünün 7 tarım cennetinden birisi denilen Gediz Ovası’nın katili ise Çaldağı’da yapılmak istenen nikel madeni. Daha başlangıç aşamasında 2 milyon ağacın kesilmesi, çekirdeksiz üzüme, incire, zeytine, pamuğa, tütüne asit sisi çökmesi demek buradaki madencilik…

*** 

İstanbul üçüncü havalimanını tanıtan videodan alınan bir fotoğraf karesi geçen hafta dolaştı durdu sosyal medyada. Ucuna Türk bayrağı asılmış upuzun bir kulenin gerisindeki topraklar göz alabildiğine çıplaktı. Fotoğrafın üstüne ise “Arabistan olmadığı anlaşılsın diye Türk bayrağı asılan bu alan sayısız canlının yuvası olan kuzey ormanlarıydı. İyi uçuşlar Türkiye!” yazıyordu. Kuzey Ormanlarını birkaç yıl içerisinde “Kuzey Çölü”ne dönüştüren bir barbarlık!..

*** 

Hepimiz ormanı yakılan karınca gibiyiz. İnsan türü olarak doğa için karıncadan daha değerli değiliz. Hatta tüm diğer canlılardan daha kötüyüz, daha akılsız, arsız… 

Kendi evini yakan, yıkan, talan eden başka hangi canlı türü var ki dünyada?!..

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.