19 Temmuz 2012 05:03

‘Aykırı Kadınlar’a dair

“Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz yaSessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz yaAnamız çay demliyor ya güzel günlereSevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağaSabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasızBu, böyle gidecek demek değil bu işlerBiz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruzAma bir ağ

‘Aykırı Kadınlar’a dair
Paylaş
Serpil Güvenç

“Biz şimdi alçak sesle konuşuyoruz ya

Sessizce birleşip sessizce ayrılıyoruz ya

Anamız çay demliyor ya güzel günlere

Sevgilimizse çiçekler koyuyor ya bardağa

Sabahları işimize gidiyoruz ya sessiz sedasız

Bu, böyle gidecek demek değil bu işler

Biz şimdi yan yana geliyoruz ve çoğalıyoruz

Ama bir ağızdan tutturduğumuz gün hürlüğün havasını İşte o gün sizi Tanrılar bile kurtaramaz” (Cemal Süreya)

‘İŞKENCELERİNDEN GEÇMİŞ YÜZLERCE KİŞİYİ ARADIM KİTAPTA’

Bununla birlikte, dikkatimi çeken bir kaç noktayı da paylaşmak istiyorum. 51 Tevkifatından sonra ilk toplu gözaltı, işkence ve tutuklama uygulamasının, 12 Mart askeri cunta döneminde gerçekleştiğini biliyoruz. 12 Mart faşizmi, iş ve dış egemen çevrelerin, özellikle baskı, işkence ve öldürümler açısından 12 Eylül’ün ön hazırlığını yaptıkları dönemdir. 12 Mart’ta, sosyalist soldaki her siyasi örgüt ya da gruptan kadın ağır baskı ve işkencelerle karşı karşıya kaldı. Aykol, kitaba alamadığı öykülerin genellikle hakkında yeterli bilgiye ulaşamadığı kadınlara ait olduğunu vurgulasa da, 12 Mart’ta çeşitli davalar nedeniyle, ağır işkencelerden geçmiş ve bunların izlerini hâlâ taşımakta olan yüzlerce arkadaşımın isimlerini aradım kitapta. İstanbul ve Ankara’da kontrgerillada uygulanan ağır işkence sonuçlarını bedeninde hâlâ taşımakta olan Siper, yine THKP-C davasından ağır işkencelere maruz kalan Ülker, aynı davada müebbet hapis alan Rüçhan, apandisiti patladığında hastaneye götürülmediği için ölen Hatice, Şenal ve daha nicelerinin anımsanmayı kitapta yer alanlar kadar hakkettiklerini düşündüm. Umuyorum ki, 12 Mart’ın bu sessiz kahramanlarının en azından bazılarının isimleri ve öyküleri bu değerli çalışmanın sayfaları arasında yerlerini alırlar.

TKP VE SBKP ELEŞTİRİLERİ KADIN HİKAYELERİYLE ÖRTÜŞTÜRÜLÜYOR

Bir başka konu, öykülerin hemen hemen hepsinde kadın mücadelelerinin, bağlı oldukları örgütlerden bağımsız olarak anlatılması. Tek istisna ise, 1920’lerdeki öykülerde yurt içi ve yurt dışı sol örgütlenmelerin, daha açıkça söyleyecek olursak TKP’nin ve bu arada SBKP eleştirisinin kadınların hikayeleriyle örtüştürülmesi. Bu farklı yaklaşımın yanlış yorumlamalara neden olabileceğini düşünüyorum. Akyol’un seçimine duyduğum saygıya karşın, Nezihe Araz’ın ismi beni şaşırttı. Aklıma 14 Mart 1971’de, sağ kanadın ünlü gazetelerinden Yeni İstanbul’da “Bedelini Biz Ödedik Ama” başlıklı yazısı geldi. Denizlerin kaçırdığı ve bir kaç gün sonra serbest bıraktığı dört Amerikan askeriyle ilgili yazısında Araz şunları söylemekte; “...Biz millet olarak günlerdir öyle bir manevi fidye ödedik ki hesaba kitaba gelmez. ...Yapmak istedikleri buysa başardılar. Günlerce canımız tenimizden süzüldü. İçimiz kıyım kıyım doğrandı. Dosta düşmana karşı yüzümüz yere geldi...” Bu birkaç nokta Akyol’un kitabıyla kadın çalışmalarına taşıdığı farklı bakışın ve yeni yelpazenin değerini azaltmıyor. Yakın gelecekte yine kadınlara dair yeni çalışmaların beklentisiyle kendisini kutluyorum.

Aykırı Kadınlar Hüseyin Aykol İmge Kitabevi Yayınları İnceleme 231 sayfa.

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Dicle Belediye Başkanı Uyguner tutuklandı

SONRAKİ HABER

165 işçi, hakları verilmeden atıldı

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...