Biga’dan “ileri demokrasi" izlenimleri

Biga’dan “ileri demokrasi" izlenimleri

Parion Antik kentinde çekim yapmak isteyen Hayat Televizyonu ekibi İÇDAŞ Şirketinin özel güvenlik elemanlarının engeli ile karşılaştı. Şirket antik kenti de, bölgenin sosyal-siyasal-kültürel tüm etkinliklerini de “özel mülkiyeti”ne geçirmiş. Bölge bir İÇDAŞ Cumhuriyeti haline gelmiş…Ha

Özer Akdemir

Hayat Televizyonu Çepeçevre Yaşam Program ekibi, Biga Çevre Derneği Başkanı Kamil Aru’nun rehberliğinde bölgede varolan ve yapılmak istenen termik santrallerle ilgili çekimler için Biga yarımadasındaydı. Karabiga’da, Priapos antik kentine sınır komşu bir alana  yapılmak istenen termik santral çekimlerini ardından Biga’ya bağlı Kemer köyü yakınlarındaki İÇDAŞ Çelik, Enerji, Tersane ve Ulaşım A.Ş. termik santrali ve demir çelik tesislerinin çekimleri için bölgeye giden program ekibi, “ileri demokrasi”(!)’nin en ileri görüntülerine tanıklık etti. Termik santral ve demir çelik fabrikaları yapılmak istenen bölgede Parion antik kenti bulunmaktaydı. Tıpkı Karabiga’daki Priapos ya da Aliağa’daki Kyme antik kentleri gibi burada da kültür değerleri sanayiye feda edilmişti.

TELEVİZYON EKİBİNE İÇDAŞ TACİZİ

İÇDAŞ şirketinin biri henüz faaliyete geçmemiş (1200 MW) iki termik santralinin ortasında bulunan Kemer Köyü sınırlarındaki Parion antik kentinde çekimler yapmak isteyen ekibe, İÇDAŞ şirketi’nin güvenlik görevlileri müdahale etti. Antik kentin “özel mülk” olduğunu ve program ekibinin izin alması gerektiğini ileri süren İÇDAŞ’ın özel güvenlikçileri, alanın dışından yapılmak istenen çekimlere bile müdahale ettiler. Program ekibini çekimler boyunca iki araçla takip eden şirket çalışanları, bu duruma tepki gösterilince “kendilerine böyle emredildiğini” söylediler. Ekip Kemer köyünde iken İÇDAŞ tesislerinden köye yönlendirilen 20’nin üzerinde İÇDAŞ çalışanının da ekibe gözdağı vermek için işlerini bıraktırılıp köye gönderildiği, ekibin köyden ayrılmasını ardından ise tekrar işe çağrıldıkları yörede yaşayan kişiler tarafından aktarıldı. Bölgeden ayrılana kadar adım adım izlenen, çekimler sırasında taciz edilen program ekibi, bir süre sonra gelen jandarma yetkililerine durumu anlatmalarına rağmen izlenme ve tacizin önüne geçilmedi.

Telefonla ulaşıp, şirketin bu tavrının nedenini sorduğumuz İÇDAŞ Biga tesisleri Halkla İlişkiler Müdürü Suat Karataş, şirket güvenliğinin televizyon ekibine yönelik tavrı konusunda bilgisi olmadığını ileri sürerken, tepkinin bize değil yanımızda gelen Kemer Köyünden Ali Arabacı adlı köylüye karşı olabileceğini iddia etti. Kemer köylüsü Ali Arabacı, her gelen basın mensubuna antik kent kazıları için gönüllü olarak verdiği tarlasına şimdi kendisinin sokulmadığını, şirketin bölgede tam bir baskı ortamı yarattığını anlatıyordu. Şirket müdürü Karataş ise Arabacı’nın çiftliğini yüksek fiyata satabilmek için bu tür davranışlar içinde olduğu iddiasını dile getiriyor.

ANTİK KENTİN İÇİNDEKİ FABRİKA

Parion antik kenti ile bölgede demir çelik, tersane ve termik santral yatırımları bulunan şirketin ilgisi ne peki? Çok geniş bir alana yayılan antik kentin bir bölümü İÇDAŞ şirketinin tesislerine terkedilmiş durumda. Bununla ilgili Çanakkale Müze Müdürlüğünün birçok yazışması, kazıları sürdüren Prof. Dr. Cevat Başaran’ın yazıları mevcut. Bölgedeki daha önce 2863 sayılı kanun kapsamında tespit ve tescil edilen tümülüslerin çok geniş bir alana yayılan görüntüsüne bakıldığında İÇDAŞ’ın ÇED izni aldığı alının bu sınırlar içinde olduğu görülüyor. Daha önceki raporlarında İÇDAŞ’ın antik kente, doğaya, çevreye ve turizme önemli zararlar vereceğini belirten Prof. Dr. Başaran’ın itirazları, şirketin kazıya sponsor olmasının ardından kesilmiş durumda. Görünen o ki, televizyon ekiplerine bölgede çekim izni verilip verilmemesi bile antik kenti iyice “sahiplenen” İÇDAŞ şirketine havale edilmiş durumda.

İLERİ DEMOKRASİLERDE ŞİRKET CUMHURİYETLERİ

Çepeçevre yaşam Program ekibi 65 bölümü aşan program çekimleri sırasında sıkça yaşadığı bir olayı Biga’da İÇDAŞ Şirketinin termik ve demirçelik tesisleri bölgesinde de yaşadı aslında. Bölgeyi, ekonomik, sosyal ve kültürel olarak kontrolleri altına alan maden, enerji, atık bertaraf tesisi gibi önemli sermaye birikimine sahip olan ve çoğu da (yerli-yabancı sermayeli olmasına bakılmaksızın) iktidara yakınlığı ile bilinen şirketler, kontrolleri altındaki bölgenin her türlü güvenlik ve siyasal kontrollerini de fiili olarak devralmış durumdalar. Çekimler sırasında yaşanılan baskı ve tacizin, çekimlerin sonuna doğru Kemer köyüne gelen jandarma yetkililerine aktarılmasına rağmen, herhangi bir işlemin yapılmaması buna bir örnek. Yine, Biga’da İlçe emniyet müdürlüğüne yakın bir konumda yapılan çekimlere iki polisin gelip “kimsiniz, ne çekiyorsunuz” vb, sorularla müdahale etmesi de bunlara eklenince “ileri demokrasi”nin Biga bölgesine iyice yerleştiği de belirlenmiş oldu. Bu 65 bölümlük çekimlerden sonra program ekibinde oluşan duygu ve düşünce şu; Türkiye sosyal devlet söylemlerinin tamamen terk edildiği, büyük sermayeli şirketlerin devletin yapacağı işleri de üslendiği bir “şirket devlet”e dönüşüyor. Cumhuriyet, işte bu yerellerde kendi kurallarını, sosyal, siyasal varlıklarını yaratan, güvenliklerini oluşturan şirketlerin birleşimi halini alıyor. AKP’nin “ileri demokrasi” nin bir başka görüntüsü de Biga’daydı…(İzmir/EVRENSEL)


Aslında, Biga yarımadasına girince şirketin gücü ve etkisi hemen kendini hissettiriyor. Biga’da Karabiga’da İÇDAŞ’ın önemli “sosyal sorumluluk” yatırımları hemen göze çarpıyor. Yol yapımı, cami inşası, çöp toplama bidonları, çeşitli spor kulüplerini sponsorlukları, köprü onarımı gibi onlarca alanda şirket “sosyal sorumluluk” adı altında bölgeye devletin yapması gereken işlerde para harcamış. Hal böyle olunca, “bu kadar para harcıyoruz bu bölgenin her şeyi bizden sorulur” havasında olmaları normal!

Benzer duygular içinde olan ve bunu kurduğu özel güvenlik ağı, yerel yöneticilere müdahillik çabaları, spor klüplerini yönetme sevdaları, resmi daireleri adlarıyla, yardımlarıyla ihya etme çalışmaları ve halkın ibadetini bile düşünerek camii yapmalarıyla ünlü başka şirketlerin de haberleri yansıdı basına. Daha geçtiğimiz hafta Milliyet Gazetesi’nin Business ekini ‘giydiren’, kapaklarının yanı sıra iç sayfalarını da donatan TÜPRAG Altın Şirketinin kendi rakamlarına göre harcadıkları ‘sosyal sorumluluk’ parası 7 milyon dolara yaklaşmış durumda. Yine Bergama’daki Koza Altın Şirketi Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç’in deyimi ile “Kasabanın Şerifi” gibi davranmayı sürdürüyor. Altın madenciliğinin yanı sıra, turizme, süt ürünleri kooperatifçiliğine, fıstık çamı tüccarlığına soyunan şirket, son olarak eğitime de el atacağını açıklamıştı.

Biga ve Karabiga’da çekimler yapan Hayat Televizyonu Çepeçevre Program ekibi bölgeyi cehenneme çevirecek binlerce megavatlık termik santral projeleri ile ilgili halkla, yerel yöneticilerle, balıkçılarla, kitle örgütü temsilcileri ile görüştü. Bunlar ayrı bir haber olarak gazetemizde yer alacak. Bugünkü haber, program ekibinin orada yaşadıklarından çıkardığı önemli bir bilginin paylaşımını hedefliyor.

www.evrensel.net