Lübnan’ın mülteci krizinde gerçekleri hatırlatmak

Lübnan’ın mülteci krizinde gerçekleri hatırlatmak

Profesör Nasser Yassin, Suriyeli mülteciler hakkındaki çevrimiçi tartışmalarda yanlış algılamalara meydan okumak için bir kampanya başlattı.

Alessandra Bajec
Al-Jezeera

Issam Fares Enstitüsü Kamu Politikaları ve Uluslararası İlişkiler Enstitüsü Araştırma Direktörü ve Lübnan Amerikan Üniversitesi (AUB) Sağlık Yönetimi ve Politikası Bölümünde politika ve planlama profesörü Nasser Yassin, Suriyeli mülteciler hakkındaki çevrimiçi tartışmalarda yanlış algılamalara meydan okumak için bir kampanya başlattı.

2011’de Suriye’de savaşın başlamasından bu yana, Profesör Yassin mülteci krizi üzerine çalışıyor. Lübnan’ın mülteci akını yoğunlaştıkça, Yassin sivil toplumun ve kayıt dışı ağların hükümet politikalarını ve insani yardım programlarını nasıl etkileyebileceğini araştırmaya başladı. 

YANLIŞ ALGILARA KARŞI TWITTER KAMPANYASI

Bir milyondan fazla resmi kayıtlı Suriyeli mülteci ile Lübnan’ın, en büyük mülteci nüfusa ev sahipliği yaptığı düşünülüyor ancak Yassin’in gözlemine göre bu söylemlerin çoğu gerçeklerden ziyade hislere dayanıyor. “Karar vericileri ve halkı mülteci krizi hakkında gerçekleri bilimsel bir şekilde göstererek bilgilendirmek gerekiyor” dedi. Altı ay önce, Lübnan’daki Suriyeli mültecilerle ilgili kışkırtıcı söylemlere karşı çıkmak için gerçeklere dayanan bir anlatım ile “Günün gerçeği” adlı bir Twitter kampanyası başlattı. Bugün hala, #AUB4Refugees hashtagi altında her gün mültecilere dair kısa istatiksel bilgiler veriliyor. Yassin’in ortaya çıkardığı bulgular arasında Birleşmiş Milletler mülteci kuruluşunun demografik verilerine göre Lübnan’daki mültecilerin yüzde 80’den fazlasının kadınlar ve çocuklar olduğu ortaya koyuluyor. Bu, mülteci nüfusunun yalnızca 200.000 erkeği kapsadığı anlamına geliyor ve bu, Suriyeli mültecilerin işgücü piyasasında sanılandan daha az etkili olduğuna işaret ediyor. 

‘OLUMSUZ ETKİLEYEN MÜLTECİLER DEĞİL SAVAŞ’

“Lübnanlı vatandaşlar arasındaki diğer büyük yanlış anlaşılma da mülteci akınının ülkenin ekonomisini zayıflattığı düşüncesi” dedi Yassin gerçekte turizm ve ticareti olumsuz etkileyenin mülteciler değil savaşın kendisi olduğunu vurguladı. Dünya Bankası Grubu’nun Beyrut bürosundan ekonomist Wissam Harake, “Turizm, bankacılık ve gayrimenkul, Lübnan’ın başlıca ekonomik kaynaklarından bazıları ve bunları mülteci nüfusu değil, Suriye krizi çok etkilenmiştir” dedi. “Suriye’nin savaşının 2011-2013 yılları arasındaki Lübnan ekonomisi üzerindeki etkileri” raporundan alıntı yapan Yassin, mültecilerin mali yük olduğuna dair genel bir algının aksine, mülteci topluluğu içindeki tüketim ve yatırımın, bu mülteci akınının neden olduğu maliyetlerin hafifletilmesine yardımcı olduğunu belirtti. Suriyeli mülteciler Lübnan’da günlük kirada 1 milyon dolardan fazla ödeme yaptıklarından ve  Dünya Gıda Programına göre, her ay 22 milyon doları yiyeceklerle harcadıklarından bahsetti. Yassin, “Suriye savaşından önce Suriyeliler çalışmak, tasarruf etmek ve eve para göndermek için buradaydılar, şimdi Lübnan’da kalıyor, harcıyor ve tüketiyorlar” dedi. 

‘UCUZ İŞGÜCÜ OLARAK ÇALIŞTIRILIYORLAR’

Yasin, mültecilerin Lübnanlı işçilerden işlerini çaldığı iddiasını abartılı bulduğunu ancak yeni iş gücü akını göze alındığında vasıflı ve vasıfsız işlerde oluşan rekabetin varlığını kabul ettiğini söyledi. Yasin, Suriyeli mültecilerin dörtte üçünün Lübnan’da Suriye krizi başlamadan önce Suriyelilerin çoğunlukla inşaat, tarım, çevre ve temizlik hizmetlerinde çalıştıklarını belirtti.  

Birçok kişi, mülteci akınının Lübnan’ın temel kentsel altyapısı ve kamu hizmetleri üzerinde yük olduğunu düşündüğünü söylese de Yassin Twitter kampanyasında, Lübnan’daki Suriyeli mültecilerin en az yüzde 87’sinin çevresel, tarihsel açıdan yoksul ve yoksun bölgelerde yoğunlaştığını söyledi. Profesör Yassin 2017’de 300.000’e yakın olduğu iddia edilen mülteci doğumlarının şişirilmiş rakamlar olduğunu ve araştırması sonucunda , son beş yılda gerçek rakamın 117.000 olduğunu gösteriyor; Çatışma başladığından beri 300.000 kişi, Suriyeli mülteci ebeveynlerden tüm dünyada doğan çocuklar için geçerli olduğunu belirtti.

UCUZ EMEK OLARAK GÖRÜLÜYORLAR 

LÜBNAN İnsan Hakları gözlemcisi ALEF’in program yöneticisi George Ghali, Lübnanlı işadamlarının Suriyeli mültecilerin güvencesiz durumunu ucuz emek olarak sömürdüklerine dikkat çekerek, mültecilerin yasal olmayan şekillerde sözleşme olmaksızın çalışmak zorunda bırakıldığına vurgu yaptı. Suriyeli mültecileri işe alan işletme sahiplerinin maliyet kontrollerini devam ettirebildiklerini ve az ücrete uzun zaman çalışmayı kabul etmek zorunda kalan mültecilerin ucuz emeği ile daha çok kar elde ettiklerini aktardı Ghali.

Çeviren: Elif Turgut

www.evrensel.net