Meris işçileri: Birlikte olursak her şey güzel olacak

Sendikalı olduğu için işten atılan Meris Tekstil işçileri işlerine sendikalı olarak dönmekte kararlı.

Emine UYAR
İzmir

Ege Serbest Bölge’de faaliyet gösteren, çoğun kadın 151 işçinin çalıştığı Meris Tekstil’de TEKSİF’e üye olan 32 işçinin daha işten atılması ile toplam çıkarılan işçi sayısı 40’a ulaştı.

Kadın giysisi üreten ve üretiminin tamamını Hollanda ve Danimarka’ya ihraç eden Meris Tekstil’de işçiler, fazla mesai ücretlerinin düzgün yatması, ücretlerinin tamamının bordroya yansıtılması ve bankaya yatırılması, 30 gün üzerinden sigortalı olmak, yıllık izinlerinin kullandırılması ve yemeklerin düzeltilmesi gibi taleplerini gerçekleştirebilmek amacı ile TEKSİF’e üye olmuşlardı.

Önce işçilerin taleplerinin karşılanacağını söyleyen patron, yanına çağırdığı şeflere sendikalı işçileri tespit etmelerini ve işten atmalarını istedi. Bunu kabul etmeyen şef ve ustabaşılar başta olmak üzere kalite bölümündeki işçilerin yüzde 90’ı işten çıkarıldı. 

Sendikada bir araya gelerek süreci konuştuğumuz işçilerden Murat Çalışkan, ayda 15-20 gün çalıştırıldıklarını belirterek, “Maaşlarımız bankaya eksik yatıyordu. Sigorta primlerimiz de bunun üzerinden gösteriliyordu. 14 yıldır çalışıyorum ama bir sefer yıllık izin kullanmadım. Yemeklerimiz düzgün değildi. Resmi tatillerde çalıştırıyorlardı, mesai paralarımızı alamıyorduk. İzinlerimizi eksik günlerimizden tamamlıyorlardı. İşe geldiğimizde bize izin kullanmışız gibi evrak imzalatıyorlardı” dedi. Patronun sendikayı öğrendikten sonra, kendilerine ‘Sendikalılar kimlerse onları öğreneceksiniz, e-devlet şifrelerini alacaksınız. Buraya sendikayı sokturmam. Siparişleri iptal ederim, tüm insanlar işinden ekmeğinden olur’ dediğini söyledi. 

İŞÇİYE TUZU, KARABİBERİ BİLE ÇOK GÖRDÜLER

12 yıldır çalışan Nurcan Uysal, “Önce işbirliği teklif ettiler. Şefimiz kabul etmedi. Çıkışını verdiler. Ertürk arkadaşım ve ben işçilerin ustası olarak patronla görüşmek istedik. ‘Burada bekleyemezsiniz’ diyerek bizi dışarı çıkardılar ve işten attılar” dedi. Uysal, “Yemeklerimiz ESBAŞ’tan geliyor. Tuz, karabiber, limon, su yoktu sofralarımızda. İşten çıkarmadan iki gün önce beyaz masa örtüsü serildi ve bunlar ilave edildi. Yemekhanede toplandık, personel müdürü burada yemek yiyen diğer arkadaşlarınız var onlar rahatsız edemezsiniz aşağıya inin dedi. Aşağıya indi insanlar, bu sefer insanların üzerine kapıyı kilitleyip toplantı yaptılar. Artık bizi fabrikada tutmayacaklarını her halleri ile ifade ediyorlardı. Biz de sendikalı olalım dedik. 8 arkadaşımız işten atıldı” dedi. 

3-4 yıl önce de, “Biz serbest bölgede çalışıyoruz, belli bir kotamız var. Şu kadar ithalat yapmak zorundayız. O yüzden sizden her ay 50 lira keseceğiz. Mayıs-haziranda toplu halde size geri vereceğiz” denilerek her ay 50’şer lira kesildiğini belirten Uysal, “Geri veriyorlardı ama bu da işçi üzerinde baskı yaratıyordu. Yine 2-3 yıl öncesine kadar örneğin 15 gün çalışmışım, asgari ücreti tamamlayamıyorum. Bana diyor ki ben sana 1500 lira yatırıyorum. Senin hakkın 900, 600’ü geri getir. Arkadaşlar veriyordu ama bazı arkadaşlar da ihtiyacı olduğu için kullanıyordu. 200 bu aydan, 600 öbür aydan borçlu oldular, bu borç yüzünden senet yapılanlar oldu. Şartlar önceden daha kötü idi yavaş yavaş düzeldi ama iyi ve daha verimli çalışabilmek içindi taleplerimiz. Onlar bir adım gelse idi biz iki adım giderdik, yapmadılar” dedi. 

Ertürk Okçu da,“İsteğimiz hakkımızdı. Yemeklerin düzgün olması aylıkların tam yetmesi idi. Usta bizi çağırdı, yapacağına söz verdi ve sendika üyelerini tek tek tespit edip, işten çıkarmamızı istedi. Sendikaları kötülediler. Cumartesi şefimizi işten çıkarmışlar. Paketleme ustası idim. 10 yıldır çalışıyorum hiç senelik izin kullanmadım. Kullanmışım gibi imza attırdılar. Senelik izinlerini, haklarını istediler diye daha önce 8 arkadaşımızı attılar. Aynı şeyi bize yaptılar. Patronla konuşmak istedik konuşturmadılar. Dışarı çıkararak işten atılar” dedi. 

‘HERKES BU YOLA DEVAM ETSİN’

Nurcan Beklen isimli işçi de ramazan ayında oruç tutanların ve tutmayanların listesinin yapıldığını, tutanlara yemek parasının verilmediğini, oruç tutanlar olarak yemekhanede isimleri ile hitap edilerek uyarıldıklarını anlattı. Beklen, lavabolara giderken de lamba yakıp gitmek zorunda kaldıklarını, iki kişi aynı anda gidemediklerini dile getirdi. Beklen, “Hepimiz, çocuk bakıyoruz, ev geçindiriyoruz, taksitlerimiz var. Bunları patronlar görmüyor, hep kendilerini düşünüyorlar. Korkmayalım, herkes bu yola devam etsin, bir olduğumuz sürece her şey çok güzel olacak, ben buna eminim. Herkesin de bizim gibi olmasını isterim” dedi.  

KOMİTE OLUŞTURACAĞIZ

TEKSİF İzmir Şube Başkanı Faruk Aksoy, işçilerin, en temel insani haklardan olan örgütlenme hakkını talep ettiğini belirterek, “Arkadaşlarımız sendikalı idi 10 gündür, örgütlenme sürecimiz vardı. İşçilere tebligat yapılmadı, sendika olarak telgraf çektik. İş yaptıkları markaların temsilcisi işçilerle bir araya gelecek. Ege Serbest Bölge önünde açıklama yapacağız ve birlikte bir yol haritası çıkaracağız. Bir komite oluşturarak bu süreci götüreceğiz. Sendikal örgütlenmeyi bitirip TİS yapmak istiyoruz” dedi.

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Ağustos 2017 13:02
www.evrensel.net