Polis merkezinde

Polis merkezinde 'Sen Kürtsün' dayağı!

Kartal İlçesi'nde iki grup arasında çıkan kavganın ardından olay yerine gelen polislerin, gruplardan Kürt olanları feci şekilde darp ettiği iddia edildi. Darp edilen ve polis karakolunda hakaretlere maruz kaldığını belirten Şaban Karadağ, "7-8 kişilik bir grup beş arkadaşımla birlikte bizi yere yatırdıktan sonra sopayla dövmeye başladı. Bun

Mehmet Şah Oruç

İstanbul'un Kartal İlçesi'nde 4 gün önce Özgürlük Parkı'nda iki grup arasında kavga çıktı. Çıkan tartışmanın ardından olayın kavgaya dönüşmesinden sonra olay yerine gelen polislerin ise, Diyarbakır'dan İstanbul'a çalışmaya gelen Kürt işçileri feci şekilde darp ettiği iddia edildi. Kartal'da sahil kenarında bulunan Özgürlük Parkı'ndaki çimleri suladığını ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı taşeron bir firmanın bu işi yürüttüğünü belirten işçilerden 21 yaşındaki Şevkat Öztürk, o gün yaşananları anlattı. Diyarbakır'ın Çermik İlçesi'nden 3 ay önce geldiğini ve söz konusu firmada çalıştığını belirten Şevkat Öztürk, 4 gün önce parktaki çimleri fıskiye ile suladığını ve fıskiyelerin yerini değiştirmek istediğinde kırıldıklarını gördüğünü aktararak, "Fıskiyelerin kimler tarafından kırıldığını orada oturan kişilere sordum. Ancak burada oturan alkollü kişiler tarafından bana hakaret edildi ve ardından tekme tokat, cam şişeleri ile saldırdılar" dedi.

'DİYARBAKIRLI OLDUĞUMUZ İÇİN...'

Kendisine saldırı olduğunu duyan arkadaşlarının olay yerine gelmesi üzerine diğer grup ile aralarında kavga çıktığını belirten Öztürk, daha sonra yaşananlara ilişkin şu bilgileri verdi: "Olay yerine sivil polisler geldi. Kendilerini polis olarak tanıtan kişiler tarafından sopa ile dövüldük. Ardından 250 metre uzaklıkta olan Şehit Selahattin Aslantepe Polis Merkezi Amirliği'ne götürüldük. Karakolda iken olayın ilk cereyan ettiği yerde silah sesleri geldi. Karakoldan koşar adımla çıktım. Olay yerine geldim. Arkadaşlarım yaralı bir şekilde yerde yatıyordu. Telefonumu aldım, ambulansı çağırmak için. Polis beni kelepçeledi ve fena bir şekilde dövdü. Polis, saçımı tutarak, beni arabaya doğru sürükledi. Arabanın içinde de dipçiklerle dövüldüm. Karakola götürüldüğümde anadan doğma bir şekilde soyunmamı ve tuvalette oturur gibi oturmamı istediler. Polislere 'böyle insanlık dışı bir hakaret var mı' diye sordum. Onlar da bana 'var' dedi. Ben de mecbur kaldım dediklerini yaptım. Hakaretler, tekme tokat, silah dipçiği ile darp edilmeye başlandım. Kelepçeleyerek nezarethaneye götürdüler. Kameranın önünde de dövülmeye başlandım. Hakaretler ediliyordu, 'geberin' diyorlardı. Polis, 'oğlum siz burada eşkıyalık mı yapıyorsunuz' diyordu" diye belirtti. Öztürk'e saldırının olduğunu duyduktan sonra arkadaşının bulunduğu parka gelen ve darp edilme sonucu vücudunun sırt, kol, göğüs ve kafasında morluk ve çizikler oluşan Şaban Karadağ adlı 20 yaşındaki genç ise, "Olay yerinde 7-8 kişilik bir grup 5 arkadaşımla birlikte bizi yere yatırdıktan sonra sopayla dövmeye başladı. Bunların kimliğini gördüm, bunlar sivil polisti. Polise 'tamam sen polissin neden bize saldırıyorsun' dedim. Polis 'Sen Kürtsün' diye yanıt verdi. Olay yerine ekip arabası geldi. Gözlerimizin önünde bizi döven polise, diğer polisler tarafından 'buradan uzaklaş yoksa olayla ilgili tutanak tuttururlar. Polislikten men edilirsin.' O şekilde polisi oradan kaybettirdiler" diye anlatıyor.

'KORKTUĞUMDAN DOLAYI...'

Karadağ, daha sonra getirildikleri polis karakolunda yaşadıklarını ise şu cümlelerle anlatıyor: "Karakolun önünde siyah bir taksi duruyordu. Gözlerimle gördüm, adam taksiye silah koydu. Polise, 'adam arabaya silah koydu' dedim. Polis de 'koysun' dedi. Ondan sonra beni karakola aldılar. Ardından silah sesi geldi. Polislerle beraber dışarı fırladım. Olay yerine gelince arkadaşım yerde yatıyordu. Hem polis hem de daha öncesinde arkadaşımı darp eden kişiler, arkadaşımı dövüyordu. Polis ayaklarımın altına mermi sıkıyordu. Polis boynuma silah dayadı 'öldürürüm seni' dedi. Ben de 'neden öldürüyorsun' diye sordum. 'Kürtsün ondan' diye cevap verdi." Polis merkezinde 11 saat boyunca hakaretlere maruz kaldığını ve darp edildiğini iddia eden Karadağ, "Orada bulunan komiser tehdit etti. 'Yarın valiye gideceğim, hepinizi buradan kovdurtacağım" dediğini belirtti. Olayın ardından polis merkezine avukatının geldiğini belirten Karadağ, "Avukatım, 'siz hangi hakla bunları dövüyorsunuz' sorusunu sorması üzerine, avukatı da azarladılar" diye konuştu. İfadelerinin alınması ardından hastaneye sevk edildiğini ve yolda polisler tarafından tehdit edildiğini belirten Karadağ, "Beni döven ekip hastaneye götürdü. Yolda 'eğer doktora bir tek kelime dersen, seni tekrar alır karakola götürürüz ve döveriz' dediler. Ben de korktuğumdan dolayı doktora hiçbir şeyimin olmadığını söyledim" diye konuştu.

'SİYAH TAKSİ İÇİNDEN 10 EL ATEŞ EDİLDİ'

Olayın yaşandığı yerde silah seslerine tanık olan ve olay esnasında sağ omuzundan yaralanan Senayi Petekkaya'nın da refakatçiliğini yapan Ferhat Petekkaya ise, "Karakol önünde park eden siyah bir araç vardı. Biz de oradan geldik, Özgürlük Parkı denilen yerde oturduk. Ardından 5 dakika sonra siyah renkte ve karakolun önünde park edilen araç yol kenarına yanaştı. Ve içerden ateş edilmeye başlandı. 10 el silah sesi duydum. Yapılan ateşin ardından 4 arkadaşımız yere yığıldı. Bir kurşunun bir arkadaşımın sağ omuzuna, bir kurşunun arkadaşımın ayağına, bir kurşunun ise arkadaşımın kolunu sıyırdı. Arkadaşlarımız yaralandı" diye konuştu. Söz konusu iddialara ilişkin görüştüğümüz Şaban Karadağ adlı gencin avukatı Av. Halil İbrahim Erdoğan da, "Müvekkilimin götürüldüğü polis merkezine gittim. Polis merkezinde müvekkilim hakarete ve darba maruza bırakılmıştı" diye konuştu. (İstanbul/DİHA)

www.evrensel.net