'Türkiye'de söz kurşun muamelesi görüyor'

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarını yargılandığı İstanbul 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde Kürtçe savunma kabul edilmezken, avukatlar söz alarak, herkesin kendi anadilinde konuşma hakkı olduğunu hatırlattı. Türkçe bilmelerinin Kürtçe konuşmayacakları anlamına gelmeyeceğine belirten avukat Meral Danış Beştaş, &ldq

Daha sonra söz alan avukat Sebahattin Korkmaz da, bu hak tanınmadığı sürece bu yargılamanın ilerlemeyeceğini söyledi. Asimilasyonun insanlığa karşı bir suç olduğunu belirten Korkmaz, “Kürdistan’da Kürt halkına emsali görülmeyen bir asimilasyon, jenosit uygulaması söz konusu. Burası devletin mahkemesi ama siz devlet adına değil millet adına karar veriyorsunuz” dedi.

'BİR DİLİ MAHKEME KARARIYLA YASAKLIYORSUNUZ'

“Her ne kadar kararlarınızın başında, ‘Türk milleti adına’ deyip Kürt milletini mahkum ediyorsanız da bu hakkın müvekkillerimize verilmesi gerekiyor” diyen Korkmaz, “Kürtlerin mücadelesi aralıksız 200 yıldır devam ediyor. Dünyada en çok zulme uğramış halktır. Sizin CMK’yı baş tacı yapmanız doğru değildir. Orada ‘Türkçeyi bilenler Türkçe konuşmak zorundadır’ diye bir ibare yoktur. Pratikte siz bir dili mahkeme kararıyla yasaklıyorsunuz. Asimilasyona arka çıkıyorsunuz. Kürtlerin anadilini kullanma hakkına saygı duyun” değerlendirmesini yaptı. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekici, “Mahkemeler Türk milleti adına karar verir. Hakimler olarak kanunları uygularız. Onu değiştirmek bizim görevimiz değil. Bu hususta düzenleme açıktır. Yorum yapmaya hakkımız yoktur” diyerek, kararlarını savundu.

Daha sonra söz alan Diyarbakır Barosu Başkanı Mehmet Emin Aktar, kaldırılmış bir mahkemenin tüm talepleri reddettiğini söyledi. “Kürt meselesi gibi devasa bir meseleyi duruşma salonlarına hapsettiğiniz için burada tartışıyoruz bunları” diyen Aktar, davanın tamamen siyasi bir dava olduğunu dile getirdi. İddianamenin, Öcalan ile görüşmelerden ibaret olduğunu ifade eden Aktar, “Bu dava temelde siyasi iktidarın cesaret göstererek başlattığı Oslo süreci ve Kürt sorununun barışçıl yöntemlerle çözülmesine vurulan bir darbedir. Bunun özeti burada. Bu arkadaşlarımız bu sürecin kurbanları olarak özgürlüklerinden yoksun bırakıldılar. Hayatlarının bir bölümünde cezaevine girmeyi göze aldı bu avukatlar. 2009 yılında Kürtlerin demokratik siyaset yapma, sivil alanı kullanama girişimlerini önüne KCK davalarıyla set çekildi. Bu ülkede Kürde ismi yasak, dili yasak, çocuklarına isim vermek yasak… Tüm mesele Kürtlerin bu dayatılan kimliksizliğe, hak gasplarına itiraz etmek. Bugün siyaseten Kürtlere siyaset yapma özgürlüğü tanınsaydı 3 gün önce Diyarbakır’da seçilmiş milletvekillerine şiddet uygulanmazdı. Kürtçe savunma talebi hayatın her alanında Kürtçe konuşma talebidir. Bunu reddetmenin bu ülkeye zerre kadar yararı yok. Bu kararınızdan vazgeçin” dedi.

Aktar, Kürtlerin anadilinin tüm mahkemelerde reddedildiğini hatırlatarak, “Kürtler de, ‘sizin yargılama yetkinizi, meşruiyetinizi tartışma konusu yaparız’ derse ne olur. Bu tutumu aldıklarında bu ülkede hiçbir mahkeme Kürtler açısından yargılama yapamaz” dedi. Mahkeme başkanı buna, “Tehditlerle karar vermiyoruz” diye karşılık verdi.

'KÜRTÇE TELEFON KONUŞMALARINI ÇEVİRİYORSUNUZ, SAVUNMALARI ÇEVİRMİYORSUNUZ'

ÇHD Genel Başkanı Selçuk Kozağaçlı da, “Delil olarak telefon konuşmalarını dinliyorsunuz. Kürtçe konuşuyorlar. Çevirtiyorsunuz. Evlerinde Kürtçe yazılı belgeleri çevirtiyorsunuz. Ortam dinlemesinde Kürtçe konuşuyor, veriyorsunuz bir polisin eline çeviriyor” dedi. Hakim karşısına çıkmanın da aynı zamanda bir delil olduğunu hatırlatan Kozağaçlı, “Sorgu da bir delil. Bunu da çevirmelisiniz. Konuşan kişi suçu üstlenmiş olabilir. Tutanağı bir çevirmene göndereceksiniz mecburen” dedi.

'ÖCALAN'IN DİNLENMESİ TALEBİ DEĞERLENDİRİLSİN'

Dosyada tutuksuz olarak yargılanan Nezahat Paşa Bayraktar söz alarak anadilinin Arapça olduğunu söyledi. Mustafa Eraslan’ın konuşmasını anlamadığını, ancak burada konuşulan her şeyin kendisini ilgilendirdiğini belirterek, bu beyanların çevrilip kendisine verilmesini istedi. Avukat Several Balıklaya da, “Kürt halkının dili kimse tarafından engellenemez. Kürt halkının mücadelesiyle elde ettiği kazanımlar yakın tarihte hayata geçecektir” dedi. Avukat Ercan Kanar da, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın dinlenmesine ilişkin talebin değerlendirilmesini istedi.

'ANADİLDE SAVUNMA HAKKINDA TALEPTE BULUNMAYIN'

Duruşmaya ara veren mahkeme heyeti, tüm talepleri reddederek, bir kez daha anadilde savunma hakkında talepte bulunulmamasını istedi.

Daha sonra savunmalara devam edildi. Savunma yapmayacağını belirten tutuklu avukat Mahmut Alınak, Beydaba’nın Baykuş ve Keklik hikayesini anlatarak, “Önünüze getirilen dava sahte kardeşlik davasıdır. Türkiye’de söz kurşun muamelesi görüyor. Tırpanlanıyor, kelepçelerle F tiplerine konuluyor. Kargaları bile güldüren bu iddianameye ben iftiraname diyorum. Yalan üzerine kurulmuş sahte bir belge. Bu yüzden savunma yapmayacağım” diye konuştu.

'MÜVEKKİLİMLE GÖRÜŞMEM SUÇ'

Daha sonra tutuklu avukat Mehmet Nuri Deniz savunma için kürsüye geldi. Deniz, Kürtçe konuşarak, “Kürtçe savunma yapmak istiyorum” dedi. Hakim Türkçe olarak soru sordu, Deniz ise soruları Kürtçe yanıtladı. Savunma için söz alan tutuklu avukat Veysel Vesek de, “Müvekkilimle görüşmelerim suç olarak kabul ediliyor. Sayın Öcalan’ın vekaletini kendi irademle üstlendim. Soruşturma sırasında müvekkilimle ne konuştuğuma dair sorular sorulması bir hakaretti. Ben avukat olarak müvekkilimle konuştuğum hiçbir şeyi söylemek zorunda değilim. Ben bir Kürdüm ve Kürtlerin haklarını savunuyorum. Tüm hayatım bu dosyayla altüst edildi. İmralı Adası’na gitmeden önce de sonra da hiçbir yasadışı şey yapmadım. Tahliyemi talep ediyorum” dedi. Daha sonra hakim, Vesek’e, “27 Temmuz 2011’de görüşme öncesinde ya da sonrasında bir toplantıya katıldınız mı? İmralı’ya giderken bir talimat aldınız mı? Gelirken talimatları ilettiniz mi” diye sorması üzerine avukatlar ayağa kalkarak böyle bir soru soramayacağını çünkü Vesek’in şahsıyla ilgili iddianamede böyle bir suçlamanın olmadığını belirtti.

Savunma için söz alan tutuklu avukat Şaziye Önder de, Kürtçe, “Sayın Öcalan’ın avukatlığını yaptığım için tutuklandım” dedi. Önder, mahkeme başkanının sorularına, Kürtçe, “Sizi anlamıyorum” diye yanıt verdi. Savunmalar devam ederken, mahkeme başkanı duruşmayı yarın 10.00’a erteledi. Bunun üzerine izleyiciler ve avukatlar alkış ve zılgıtlarla mahkemeyi protesto etti. (İSTANBUL)

www.evrensel.net