Tersane işçileri arasında kutuplaşma çok fazla

Tersane işçileri arasında kutuplaşma çok fazla

Tuzla'dan bir tersane işçisi, iş yerindeki baskıları ve işçiler arasındaki kutuplaşmayı yazdı.

Tuzla’dan bir tersane işçisi

Saat sabah 8. Mehter marşı çaldı. İşçiler, formenler, mühendisler konteynerlarin olduğu geniş alanda toplanıyorlar. Her sabahki ritüel tekrarlanacak, iş güvenliği uzmanlarından birisi gelip gün boyunca yapılacak işleri, gemilerin içlerinde yapılan gaz ölçümleri sonucu tehlikeli olan yerleri, yakın zamanda çevre tersanelerde yaşanan iş kazalarını ve önlemleri anlatacak. Derken bu sabah farklı bir şey oluyor. “Arkadaşlar şirketimizin kesin uyarısı. İşyerinde kesinlikle siyaset tartışılmayacak. Bu konu üzerinde bundan sonra önemle duracağız” diye başlayıp uzunca bir söylev ve siyaset hakkında tartışanları duyarlarsa uygulayacakları yaptırımları sıralıyor.

Ben bu tersanede henüz bir haftadır staj yapan biriyim. Tersanede yaklaşık 15-20 farklı taşeron şirket bulunuyor ve çalışan sayısı 300 civarı. İş bölümündeki her görev için farklı bir taşeron şirket çalışmakta. Kaynakçılar, montajcılar, borucular, boyacılar, temizlikçiler ve daha birçoğu taşeron. Şirket bünyesinde çalışanlar ise sadece mühendisler ve formenler.

Bir haftadır her gün aynı şeylerden bahseden iş güvenliği uzmanı bugün bütün herkese sadece siyaset tartışmanın yasaklandığından ve yaptırımlarından bahsetti. Gerçekten de tersanede ufak bir gezinti yapsanız bile herkesin kendi arasında bir konuda siyasi bir şeyler tartıştığını duyabilirsiniz. Köprü üstünde, makine dairesinde, hangarlarda, depolarda ve özellikle servisler ile yemek sonrası dinlenilen bölgelerde. Bu sadece işçiler arasında değil, mühendisler veya formenlerin bürolarında da böyle. Özellikle tartışılan iki konu var ki bunlardan birisi Adalet Yürüyüşü, ötekisi ise 15 Temmuz darbe girişimi. İki konudaki tartışmalar da bir kez başladıktan sonra seslerin yükseldiği ve hararetli bir şekilde lafların anlatılmaya çalışıldığı, hatta bazen siyasi liderlere küfür etmelere varan boyutlara geliyor. Bu kadar sert tartışmalara rağmen bunlar birkaç kez değil her gün yaşanıyor. Siyaset tartışma yasağının konulmasından sonra da hiçbir değişiklik olmadı. Gene gün içinde gözlemeyebildiğim kadarıyla her konu siyasi bir tartışmaya dönüşebiliyor.

Mesela Adalet Yürüyüşü’nün İstanbul’a yaklaştığı zamanlarda, yemekhanede yemek yerken taşeron bir makine montaj işçisi, maaşının belli bir kısmını ona elden verdiklerini, bu konuda mahkemelere de güvenmediğini, bu yüzden Adalet Yürüyüşü’ne katılacağını söylemişti. Yanındaki başka bir taşeron elektrik işçisi de arkadaşının kardeşini askeri okuldan attıklarını bu yüzden o da Adalet Yürüyüşü’ne katılacağını söyledi. Karşılarındaki bir arkadaşı da “PKK’lı teröristlerle adalet aranmaz, onların hepsi vatan haini. Ülkeyi karıştırmak istiyorlar” diye çıkıştı ve birden herkes birbirine bir şey söylemeye başladı. Ayrıca bir örnek daha, mühendis ve formenlerin dinlenme salonundayken bir elektrik formeni elindeki telefondan Akit’in haberini açarak, “Bak bak 175 bin kişiymişler herkesi kandırıyorlar” diye masanın ortasına koydu telefonu. Bunun üzerine yandaki başka bir mühendis de Akit’e güvenilemeyeceğini, geçmişte de bir sürü saçma sapan haber yaptıklarından bahsetti. Formen tekrar telefonu elinde aldı ve bu sefer Valiliğin resmi olarak yayınladığı 175 bin kişi katılımcı sayısı haberini açtı. Bunun üzerine belli bir kesim elektrik formenini savunurken diğerleri de Valiliğin de yalan söylediğinden bahsettiler. Birden oradaki tartışma da hararetlendi ve herkes birbirine bir şey söylemeye başladı.

Henüz bir haftayı anca doldurmuşken burada vardığım gözlemler sonucu iki şey söyleyebilirim. Yapılan bütün yanlış, saçma, manipülatif haberler gerçekten işçiler ve halkın bir kesimi arasında hayat bulup inanılan düşüncelere çok rahat bir şekilde dönüşebiliyor. İkincisi ise tersanelerde çalışanlar arasında kutuplaşma son derece fazla. En ufak bir söylem bile dakikalar içersinde büyük tartışmalara dönüşebiliyor. Oysa Türkiye’nin hararetli gündemini doğru olarak değerlendirmenin tek bir yolu var. Çalışanların yararına mı yoksa para babalarının yararına mı olduğuna bakmak.

www.evrensel.net
ETİKETLER TersaneTuzla