Bireysel emeklilik sermaye lehine bir düzenlemedir

Bireysel emeklilik sermaye lehine bir düzenlemedir

Türkiye’de bireysel emeklilik ile ilgili düzenleme “Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi” adıyla 2001 yılında yasalaşarak yürürlüğe girmiştir. 4632 sayılı Kanunda getirilen Bireysel Emeklilik Sisteminin amacı, kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak, bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarının yatır

Erkan Aydoğanoğlu

2000’li yılların ilk yarısında kamu emeklilik sisteminin yaygınlığı nedeniyle etkili olmayan bireysel emeklilik uygulaması, 2008 yılında çıkarılan ve emeklilik yaşını 65’e yükselten 5510 sayılı SSGSS Yasası’ndan sonra adeta patlama yapmıştır. Emeklilik yaşının yükseltilmesi, kaçınılmaz olarak bireysel emeklilik şirketlerinin önünü açmış ve hükümetin doğrudan ve dolaylı destekleri ile bireysel emeklilik katılımcılarının sayısı bugün 2.8 milyonu aşmıştır. AKP hükümeti, geçtiğimiz ay yapılan yasa değişikliği ile bireysel emeklilik sistemine katılanlara yüzde 25 devlet katkısı ve şirketlere yönelik çeşitli vergi kolaylıkları getirerek, yasasında önemli değişiklikler yapmış ve bireysel emeklilik sistemini her yönden destekleyeceğini ilan etmiştir.
Kamusal emekliliği tasfiye etmenin önemli adımlarından birisi olan bireysel emeklilik sistemi, muhtemel krizlere karşı sistemin esneklik kazanması açısından kişilerin bilinen anlamda emekli olmasından çok, “yatırım” ve “tasarruf” amaçlı olarak uygulandığından, sistemi; sosyal güvenlik açısından “emeklilik” olarak değerlendirmek söz konusu değildir. Yapılan yasal düzenlemeler ve teşviklerle asıl amaçlanan devlet desteği ile bireylerin tasarruf oranını arttırmak ve emeklilik fonlarında biriken ciddi büyüklükteki paraların bireysel emeklilik şirketleri eliyle finansal işlemler üzerinden değerlendirilmesidir.
Önceleri kamusal emekliliği tamamlayıcı olarak gündeme getirilen, ancak zaman içinde kamusal emeklilik sistemlerine karşı ciddi bir alternatif haline gelen bireysel emeklilik, kamusal emeklilik sisteminin tasfiyesi açısından önemli bir adım olarak karşımıza çıkmaktadır.

GELİR DAĞILIMI VE SOSYAL GÜVENLİK

Gelir dağılımında yaşanan adaletsizlik açısından bakıldığında Türkiye, dünyada gelir dağılımı en bozuk olan ülkeler arasında yer almaktadır. Nüfusun en üst yüzde 20’lik bölümü toplam gelirin 50’sinden fazlasına sahipken, en alt yüzde 20’nin payına sadece yüzde 6 düşmektedir. Gelir dağılımı böylesine bozuk bir ülkede, nüfusun önemli bir bölümünü kapsayan sosyal güvenlik sisteminde yapılması planlanan değişiklikler, mevcut dengesizliği daha da derinleştirmekten başka bir sonuç vermeyecektir.
Sosyal güvenlik sistemleri temelinde kuşaklar arası dayanışma ve toplumun yoksul kesimlerine yönelik bir kaynak aktarımını sağlar. Sosyal güvenlik kurumları, gelirin yeniden dağıtılması konusunda dolaylı etkiye sahiptir. Sosyal güvenlik sistemleri kapsamında olan bireyler ödedikleri primler ile gerek kuşaklar arasında gerekse bireyler arasında bir gelirin yeniden dağıtılmasına aracılık ederler ve bu şekilde sosyal güvenliğin dayanışmacı rolü işlevini yerine getirir. Kamusal emeklilik sisteminin tasfiye edilmesi durumunda hem gelirin kamu eliyle dağıtılması söz konusu olmayacak, hem de primlerle biriken devasa rakamlar, bireysel emeklilik şirketlerinin riskli yatırım alanlarında her an buharlaşma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaktır.
Son yıllarda kapitalizmin yaşadığı krizler ve ekonomilerde yaşanan sıcak para ihtiyacının artması ile birlikte kamu sosyal güvenlik sistemlerinin ortadan kaldırılıp onun yerine, özel sigorta modelleri ve bireysel emeklilik sistemlerinin ikame edilmesine yönelik yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Bireysel emeklilik sistemi mevcut kamusal emeklilik sistemi ile hem rekabet eden, hem de zaman içinde onun ikamesi haline gelecek olan bir “emeklilik reformu” olarak ön plana çıkmaya başlamıştır.

ÖZEL SEKTÖR TALANI

1994 Dünya Bankası raporu ve öncesinde Şili deneyi gibi uygulamalarla başlayan emeklilik sistemlerindeki yeniden yapılanma uygulamalarının olumsuz sonuçlar vermesi, yaşanan dönüşümün tamamen sermaye lehine olduğunu göstermektedir. Günümüz kapitalizminin öngördüğü yeni sosyal güvenlik sistemi, geniş ve kapsamlı kamusal sosyal güvenlik sistemleri yerine, en düşük düzeye indirilmiş ve dolayısıyla bu yapısıyla sosyal güvenlik hizmeti sunmaktan ziyade ‘yoksullukla mücadele’ye odaklanmış dar kapsamlı bir kamusal sistem oluşturmak istemekte, başta emeklilik sistemi olmak üzere, müşterisi ve pazar alanı geniş olan diğer alanları özel sektörün talanına açmayı hedeflemektedir.
Sosyal güvenlik alanında yaşanan dönüşümün bir önemli sonucu da kadınların toplumsal mücadeleler yoluyla kazanmış oldukları bazı pozitif ayrıcalıklarının ellerinden alınmasıdır. Geçmişte kadınlar ve erkekler arasında emeklilik yaşı açısından kadınlar lehine bir pozitif ayrımcılık söz konusu iken, son yıllarda sosyal güvenlik alanında yaşanan dönüşümün kaçınılmaz bir sonucu olarak bu farklılıklar ortadan kaldırılmış, kadınlar ve erkeklerin aynı yaşta emekli olması yönünde yasal değişiklikler yapılmıştır.
İşçi ve emekçilerin çıkarlarını gerçek anlamda koruyacak bir sosyal güvenlik ve kamusal emeklilik mekanizması, ancak rekabet ve kâr ilişkilerinden uzak, her türlü piyasa ilişkisinden bağımsız bir biçimde, insanların bugünlerini ve geleceklerini kamusal bir anlayışla güvenceye alacak bir sistem oluşturulabildiğinde anlamlı olacaktır. Aksi halde her kriz döneminde sosyal güvenlik ve emeklilik sistemleri sermayenin iştahını kabartmaya devam edecek, olası hak kayıpları kaçınılmaz olacaktır.


ESNEK ÇALIŞMA VE EMEKLİLİK SİSTEMİ

Sosyal güvenlik ve emeklilik sisteminde yapılmak istenen değişim, istihdam biçimlerinde yaşanan esnekleşme ve esnek çalışma ilişkilerinin yaygınlaşması ile birlikte değerlendirilmelidir. Ulusal İstihdam Stratejisi’nin parça parça hayata geçirilmesi ile birlikte, son yıllarda giderek yaygınlaşan esnek, kuralsız ve güvencesiz çalışma koşulları sosyal güvenlik kapsamındaki kişi sayısının olması gerekenin çok altında kalmasına ve hükümetin de sık sık propaganda malzemesi yaptığı aktif-pasif oranın (çalışan/emekli oranı) düşmesine neden olmuştur. Özellikle son 10 yıl içinde düzenli çalışma koşulları ve düzenli çalışma sürelerinin yerini esnek çalışma biçimleri ve esnek çalışma süreleri almaya başladığından, başta işçi ve emekçiler olmak üzere, bir şekilde çalışma yaşamının içinde olan toplum kesimleri ve onların aileleri yaşanan değişikliklerden olumsuz etkilenmeye başlamıştır.
Dünyada ve Türkiye’de sosyal güvenlik ve sağlık sistemlerinin krize girmesinin nedeni “emeklilik yaş sınırları” ya da “ödenen prim gün sayısı”nın azlığı değildir. Çünkü mevcut sosyal güvenlik sistemleri; işçi ve emekçilerin asgari olarak düzenli bir işte sigortalı olarak (emeklilik ve sağlık sigortası), 25-30 yıl çalışarak emekli olmalarını, bu süre içinde sağlık sisteminde de her tür sağlık hizmetini parasız olarak almaları üstüne kurulmuştur. Bu sistem, bugüne kadar tüm eksikliklerine ve yetersizliklerine rağmen olumlu bir işlev görmüştür.
Esnek çalışma biçimlerinin, üretim ve hizmet birimlerinde mevcut çalışma ilişkileri sistemini parçalayarak; düzenli ve belirli bir iş günü, belirli bir iş haftası ve sigortalı çalışma zorunluluğunu (Yasalarda bu zorunluluk olmasına karşın) ortadan kaldırmış olması; bir bütün olarak sosyal güvenlik sistemlerini asıl çöküşe götüren nedendir. Ortaya çıkan açıkların hazineden karşılanması yerine hükümetler; bunu giderek sayısı ve prim ödeme imkanları azalan sigortalıların üzerine yıkan yöntemleri devreye sokmuş ancak bütün müdahalelere rağmen, piyasa odaklı çözüm önerileri sistemdeki çöküşü daha da derinleştirmiştir. Esnek çalışmanın, kuralsız ve sigortasız çalıştırmanın sonucunda ortaya çıkan açıklar bahane edilerek, başta sosyal güvenlik uygulamaları olmak üzere, devasa büyüklüğü ile kamusal emeklilik sistemleri hızla piyasa ilişkileri içine çekilmeye başlanmış olması dikkat çekicidir. 


DÜNYA BANKASI VE OECD: EMEKLİLİK YAŞI YÜKSELTİLMELİ

Emeklilik sistemleri ile ilgili olarak en etkin kurum Dünya Bankası olarak görülse de, son yıllarda Avrupa Birliği ve OECD gibi birlik ve kuruluşlar özellikle yaşam süresinin uzaması ve emeklilikte geçen sürelerin artmasını ülke ekonomileri için önemli bir tehdit haline geldiğini sıkça vurgulamaktadır. Örneğin OECD, son olarak yayımladığı Emeklilik Raporunda ulusal emeklilik sistemlerinin hem sürdürülebilir, hem de yeterli olmasının sağlanması için, giderek artan ortama yaşam süresine yanıt olabilmesi amacıyla, emeklilik yaşının kademeli olarak artırılması gerektiğini vurgulamıştır. Ekonomik belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde yapılacak böylesi değişikliklerin, hükümetlerin büyümeyi canlandırıp, krizlerle mücadele etmelerinde kritik bir rol oynayacağının iddia edilmesi dikkat çekicidir.  
Dünyanın en büyük sigorta şirketleri temsilcileri, her fırsatta ortalama yaşam süresi arttığı için emeklilik yaşının 70’e, hatta 80’e çıkması gerektiğini savunmaktadır. Sigorta şirketleri, emeklilik yaşının yükselmesiyle daha fazla bireysel emeklilik müşterisi kazandığından Dünya Bankası, OECD, sigorta şirketleri ve hükümetler kamu emeklilik sisteminin tasfiyesi konusunda tam bir iş birliği halinde hareket etmektedir.

YARIN: Dünyada bireysel emeklilik sistemi

evrensel.net

Son Düzenlenme Tarihi: 13 Aralık 2014 09:30
www.evrensel.net