Hangimiz çocuğuna böyle bir gelecek ister ki?

Hangimiz çocuğuna böyle bir gelecek ister ki?

Tuzla'dan Ali Ekber Genç, ülkede yaşanan son gelişmeleri değerlendirerek, demokrasi ve adalet talebini yineledi.

Ali Ekber GENÇ
Tuzla/İstanbul

Ülke olarak destekleyen veya desteklemeyen herkesin günlerce izlediği, kiminin katılarak destek verdiği, kiminin sosyal medyada destek verdiği hak-hukuk-adalet haykırışlarıyla süren Adalet Yürüyüşü sonrası meydanı dolduran kitle aynı haykırışlarıyla yıllardır özlemi duyulan adalet talebini yinelemiş oldu.

STK’siyle, siyasi partileriyle, genciyle, yaşlısıyla, 7’den 70’e her kesimden vatandaşlar; düşünce ve ifade özgürlüğü için, ülkenin aydınlık geleceği için, haksız ihraçlara, tutuklanmalara, ayrımcılığa, kadın-çocuk-işçi cinayetlerine, tacize, tecavüze, her türlü sömürüye, ekonomik krize, bölünmelere, eşitsizliğe, adaletsizliğe ve tek adam rejimine karşı meydana indi ve bu taleplerini haykırdı...

Kitlenin kalabalığı ve talepleri gösteriyor ki Türkiye’nin demokrasi ve adalet ihtiyacı çok fazla ve acil bir şekilde çözülmeli.

Ne yazık ki tüm bunlara karşın bir de suya sabuna dokunmayan, bu kaosa karşı üç maymunu oynayan, kendi çıkarlarını düşünen, araştırmaya ve sorgulamaya ihtiyaç duymayan, ülkenin bu kötü gidişatını çok da önemsemeyen bir kesim de var..

Oysa eşitlik, hak, hukuk, adalet, özgürlük , demokrasi, birlik ve beraberlik, huzur ve hoşgörü bu ülkede yaşayan tüm bireylerin temel ihtiyaçlarıdır. Nâzım Hikmet’in de dediği gibi “Sen yanmazsan, ben yanmazsam, biz yanmazsak nasıl çıkar karanlıklar aydınlığa?” Ya hep birlikte batacağız ya da hep birlikte refaha ulaşacağız...

Tüm bu ihtiyaçlar çerçevesinde sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, akademisyenler, sanatçılar, aydınlar kısacası toplumdaki bütün bireylerin hak ve sorumluluklarını bilip bu doğrultuda ellerini taşın altına koymaları gerekir. Sokaklarda, kafelerde, parklarda, iş yerlerinde, TV’lerde, sosyal medyada... Yani yaşamın her alanında herkesin bir birini bilinçlendirmesi gerekiyor ve duyarlılığı arttırması gerekiyor. Eğer bu karanlık tüneli hep birlikte, el ele geçmeyi başaramazsak gelecek nesillere yani gözümüzden sakındığımız çocuklarımıza tünelin; o karanlık, tenha, karmaşık ve soğuk enkazını bırakmış olacağız. Hangimiz çocuğuna böyle bir gelecek ister ki?

Gelin A partisi, B partisi , Kürt, Türk, Laz, Alevi, Sünni, Arap, Süryani ayırımı yapmadan var olan tüm farklılıklarımızla, renklerimizle , zengin kültürümüzle birleşip tüm bu haksızlıklara dur diyelim ve bu ülkeye baharı biz getirelim... Yine burada Nâzım Hikmet’i “Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine” dizesiyle anmadan geçemeyeceğim..  Özümüzde ne olursak olalım bunu özgürce ifade etmek ve yaşamak için birlikte hoşgörü içinde yaşamayı bilmemiz gerekiyor. İnanın aynı gökyüzünün altına sığabiliyorsak ve aynı güneş bizi ısıtıyorsa, birlikte hoşgörü içinde yaşayabiliriz ve ancak bu şekilde zalimi yenebiliriz.

Hep birlikte özlemini duyduğumuz eşit, adil, aydınlık, umut dolu ve özgür yarınlara.

www.evrensel.net
ETİKETLER Mektup