Köylüler çatışmanın gölgesinde yaşamak istemiyor

Dersim’in Han köyü yakınında başlayan ve köyünde bombalanmasıyla devam eden askeri operasyon köylülerin hayatını kabusa çevirdi.

Kemal ÖZER
Dersim

Günlerdir ağır bombardıman ve askeri operasyonların sürdüğü Nazimiye İlçesi uzun tarla (Han) Köyü’nde yaşayan yurttaşlar yaşadıklarını Evrensel’e anlattı. Köylüler, köylerinde yaşayan insanların çoğunlukla yaşlı ve sağlık sorunları yaşayan insanlar olduğunu, köylerinde mutlu ve huzurlu bir yaşam istediklerini, operasyonların sonlandırılmasını, can güvenliklerinin sağlanmasını istiyor. 

Dersim’in Nazmiye ilçesi Han köyü yakınında başlayan ve köyünde bombalanmasıyla süren askeri operasyon sivil yurttaşların hayatını kabusa çevirdi. 2 yurttaşın gözaltına alındığı köyde minibüsçülük yaparak geçimini sağlayan Ercan Güneş adlı yurttaş da öldürülmüştü. Bombardımanın hala sürdüğünü ve yakında bulunan Pülümür İlçesi Kırmızıköprü’ye giden köylüler yaşadıklarını anlattı. 

‘7 YAŞINDAKİ ÇOCUK KORKUDAN BAYILDI’

Köylülerden Hıdır Arıcı, “ 4 gün evvel buralara bomba atıldı şu gördüğünüz ağaçlar bomba sonucu taranarak yandı.  Kobralar, heronlar tarafından malzemelerimiz vardı hepsi tarandı... Hepsi yanmış daha yeni gelebildik, görüyorsunuz kovanların halini, bombalama sonucu hepsi devrilmiş. Mumlar ve ballar  erimiş durumdalar. Ne yapacağımızı bilemiyoruz, tedirginiz” diyor. 

Köyün ilk bombalandığı anı anlatan Ali Taş da, “Ansızın heronla bir füze geldi,  büyük bir patlama oldu. Ne oldu bizde anlayamadık. Başladılar sağımızı, solumuzu bombalamaya... Gece saat 01.00, 02.00’ye kadar sürdü. 7 yaşında çocuk vardı yanımızda, korkudan bayıldı. Burada yaşayanlar hepsi korku içerisindeydi. Biz burada yerleşiğiz, 12 senedir buradayız. 90’larda boşaltılmış, yakılmıştı. Köyümüze yıllar önce yeniden döndük. Bundan bütün devlet yetkililerinin, valiliğin hep haberi var. Valiliğe başvurmuşuz dilekçelerimiz var. Muhtar her ay bilgi veriyor.  Burada bu kadar insan var ve burada yaşıyorlar. Muhtar bildirmiş elbette ki devlet görevini yapacak ama buradaki köylülerine düşünmek zorundadır. Bize diyorlar ki,  ‘siz teröristleri besliyorsunuz’. Burada yaşayanların çoğu hasta ve büyük şehirlerde durumları yok. Bizim can güvenliğimiz sağlansın. Biz köylülerin kimseye bir zararı yok. Biz her zaman barış, kardeşlik istiyoruz. Ölümlere üzülüyoruz. Kim olursa olsun bu şekilde bakıyoruz” diye anlatıyor. 

‘ÜSTÜMÜZE YAĞMUR GİBİ KURŞUNLAR YAĞDI’

İstanbul’dan köyüne gelen Mercan Arduç adlı kadın da, “Söylenecek bir şey yok. Şimdi bir şey konuşsan da olmuyor, ağzını tutsan da olmuyor. Üstümüze yağmur gibi kurşunlar yağdı, bombalar atıldı. Ne oldu, ne bitti biz anlayamadık.  Biz köyümüze geldik, ana baba vatanıdır dedik. Geldik bir anda böyle bir şeyin içerisinde bulduk kendimizi. Biz güven içinde yaşamak istiyoruz. Yolumuza engel olunmasın, rahat bir hayat istiyoruz.  Neden her tarafımıza kurşunlar yağıyor? Biz ne yaptık köyümüzde huzurluyuz burada yaşamak istiyoruz” diye sitem ediyor. 

Gülsüm Sarıcı 2009 yılında köylerine geri döndüklerini, rahat şekilde yaşadıklarını ancak operasyonların başlamasıyla panik ve korkuyla yaşadıklarını söylüyor. Mezarlıklara gidemediklerini, doğal ortamda evlerinin çevresi dışında bir yere gidemediklerini anlatarak şunları söylüyor: “Korkudan ormanın içine 10 metre dahi giremiyoruz. Hep korkuyla yaşıyoruz. Köylüler devlet tarafından hiç ikaz edilmeden bombalandı. Görüyorsunuz arılarımız gitmiş.  İnsanlar kaçarken kapılarını bile kapatmadan gitmişler. Korku içindeyiz... Bizler valilikten, kaymakamlıktan, komutandan can güvenliğimizi istiyoruz.” 

Bombalama sırasında dışarıda olan ve üzerine taş parçalarının isabet ettiğini anlatan Kamer Aslan da, “Canımız da gidebilirdi... Biz buraya huzur için geliyoruz, yaşamak için geliyoruz. Niye panik içersinde yaşayalım? Zaten rahatsızız, burada nefes alalım, huzur olsun diyoruz. İlaçlarla yaşıyoruz. Burada sağlıklı yaşayalım diye döndük köyümüze...  Huzurumuz kaçtı, sağlığımız bozuluyor, ne yapacağımızı da bilemiyoruz” diyor.

Son Düzenlenme Tarihi: 24 Temmuz 2017 14:18
www.evrensel.net