Mersinli Gazeteciler: Erdoğan Alayumat sadece gazetecidir

Mersinli Gazeteciler: Erdoğan Alayumat sadece gazetecidir

Gözaltındaki dihaber muhabiri Erdoğan Alayumat ile birlikte sayısız haber yapan Mersinli gazeteciler ‘Alayumat sadece gazetecidir’ dedi.

Turan DAL
Mersin

 
Gaziantep’te 13 Temmuz Perşembe günü akşam saatlerinde gözaltına alınan Dihaber ajansı muhabirleri Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman’ın, bazı haber ajansları tarafından “Aranan PKK üyeleri yakalandı” şeklindeki ifadelerle haber kanallarına servis edilmeleri, Mersinli gazetecilerin tepkisine sebep oldu. Mersin’de gazeteci Alayumat’la beraber sayısız haber takibinde bulunduklarını ifade eden meslektaşları, ajansların servis ettiği haberin yanlış olduğunu aktararak, tepkilerini ‘’Erdoğan Alayumat herhangi bir örgüt üyesi değil, yalnızca gazetecidir’’ şeklinde belirtti.

Mersinli Gazeteciler, 9 gündür gözaltında tutulan Gazeteci Erdoğan Alayumat ve Gazeteci Nuri Akman’la ilgili şu sözleri kaydetti:

‘TÜRKİYE’NİN OLAĞAN HALİ HALİNE GELMİŞTİR’

Akdeniz Basın Birliği Genel Sekreteri ve Kent Panorama İmtiyaz Sahibi Mevlüt Bozkur, ‘’Türkiye’de son bir yıldır uygulanan Olağanüstü Hal Yönetimi ile birlikte, hayatın her alanında olduğu gibi gazetecilik faaliyetlerinin sürdürülmesinde de sıkıntı ve baskılar en üst düzeyde yaşanmaktadır. Tutuklu gazeteci sayısının 150’yi geçtiği, birçok basın yayın kuruluşunun kapandığı, insan hakları aktivistlerinin tutuklandığı, işten çıkarma ve ihraçların yayınlaştığı Türkiye’de yaşanan hak ihlallerini yazan, haberleştiren gazetecilere yönelik baskıların son halkası yine gazeteciler olmuştur. Mersin’de uzun yıllar Gazetecilik yapan ve Mersin Kamuoyunun yakından tanıdığı Gazeteci Erdoğan Alayumat ile yine Gazeteci olan Nuri Akman’ın haber amaçlı bulundukları Antep’te gözaltına alındıklarını biliyoruz. ‘Şüphe’, ‘Makul Şüphe’ vb gerekçelerle gazetecilerin gözaltına alınması, günlerce kendilerinden haber alınamaması OHAL koşullarındaki Türkiye’nin Olağan hali haline gelmiştir. Gazeteci meslektaşlarımızın bir an önce serbest bırakılmasını talep ediyoruz’’

‘BU GÖZALTILAR BİZLERE TANIDIK BİR TABLOYU HATIRLATIYOR’

Mersin Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Yiğit, “Erdoğan Alayumat'ın ve beraberindeki muhabir arkadaşın gözaltına alınması bizlere tanıdık olan bir tabloyu hatırlatıyor. Erdoğan Alayumat benim ve Mersin’deki birçok gazeteci arkadaşın haber takibinde yan yana durup mesleğini icra eden bir gazeteci. Evet onurlu, doğru duruşlu bir gazeteci. Bazı ajansların kendisini ‘örgüt üyesi’olarak yanlış ithamlarda bulunması beni oldukça üzmüştür. Özellikle aynı meslek grubundan gelen gerçeklikle hiçbir bağı olmayan bu suçlama gazetecilik tarihine de dökülen kara bir izdir. Yanlış algıyı yaratan bu ajansların bir an önce bu yanlıştan geri dönmeleri, basın ahlakı açısından oldukça mühimdir. Bunlara ek olarak bir gazeteciyi farklı bir algı yaratarak suçlu olarak değil, bir gazeteci olarak savunmak verilmesi gereken en doğru ve cesur karardır. Sözlerimi uzatmadan belirtmek isterim ki, gazeteciliğin suç sayılmadığı bir dünya özlemi ile yaşamakla kalmayıp mücadele vermeye devam edeceğiz. Birlikte nice haber takibinde bulunduğumuz meslektaşımız Gazeteci Erdoğan Alayumat ve beraberindeki Nuri Akman’ın serbest bırakılmasını talep ediyoruz’’

 ‘ERDOĞANI ACITAN ŞEY KENDİ MESLEKTAŞLARI TARAFINDAN BÖYLE BİR LİNCE UĞRAMASIDIR’

Pir Haber Ajansı (PİRHA) Mersin Temsilcisi Diren Keser, “Savaşın yaşandığı ve sıcaklığın hissedildiği bölgelerde, uğraş içerisinde olmuş ve çoğu şeyi göze almış bir gazetecidir Erdoğan. Üzülerek belirtmek isterim ki uzun zamandır gazetecilik, gazeteciler tarafından tehdit altında. Çoğu gazeteci, artık oldukça rahat bir şekilde iktidarların kalemşörlüğüne soyunmakta.. Bir gazeteciden ‘terörist’ yaratmak mümkün değil. Hiçbir ülkede böyle bir suçlama ile karşılanmazken, ne yazık ki ülkemizde gelinen süreçte bu tür önem arz eden konular sıradanlaşmış bir konuma indirgenmiştir. Erdoğan’ın gözaltına alınıp ve kendisi hakkında yapılan yanlış haberlerle bu durumu çok rahat bir şekilde görebiliyoruz. Benzer bir durumu yaşamış bir gazeteci olarak şunu söyleyebilirim ki; beni ve şuanda büyük ihtimalle Erdoğan’ı acıtan şey kendi meslektaşları tarafından böyle bir lince uğramasıdır. Bu durum gazetecilik açısından kabul edilebilir bir durum değildir. Kaldı ki Erdoğan o bölgede bir ay içerisinde onlarca haber yapmış. İŞİD’le, oradaki hareketlilikle, kültürle, sanatla ilgili haberler bunlar. ‘Gazetecilerin ipini gazeteciler çekiyor’ dememiz mümkün. Bu durumda önemli olan kamuoyunun duyarlılığıdır. Gazetecilerin yalnız olmadığını belirtmeleridir önemli olan. Kamuoyunun ‘bu gazeteciler bizim haberlerimizi yaptılar. Bizi takip ettiler ve bundan dolayı içerdeler, bundan dolayı gözaltındalar’ diyerek kendi gazetecisini ve gazeteciliği savunmak zorundadır ki, bu tür durumlar bir daha yaşanmasın. Ne yazık ki yurttaş sessiz kaldığı müddetçe, gazetesine ve gazeteciliğe sahip çıkmadığı sürece, biz bu tür vakaları tekrar tekrar izleyeceğiz ve benzer röportajlar yapacağız. O yüzden hep birlikte gazeteci meslektaşlarımız ‘Alayumat ve Akman bir an önce serbest bırakılmalıdır’ demeliyiz’’

‘AKLIN KÖTÜMSERLİĞİ VE İRADENİN İYİMSERLİĞİ’

Gazeteci Mejdel Aslan: “Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman iki gazeteci! Şuan Hatay’da tam 8 gündür gözaltındalar ve terörist muamelesi görüyorlar. Nuri’yi tanımam ama Erdoğan ile birlikte ise ona da kefilim. Erdoğan’ı tanırım. Erdoğan arkadaşımız gazeteci, aynı haberlere koşturduk yıllardır. Tanırım. Gerçekleri yazar, bir gazeteciye asla terörist demez, yalan haber yazmaz, siyaset ve tekellerin tahakkümüne boyun eğmez, gazeteciliğin bir iş değil bir onur meselesi olduğunu bilir. Bir gazetecinin bilmesi gereken belki de en önemli şey olan topluma karşı sorumluluk duygusunu taşır. Eminim ki o ve onun gibiler gazetecilere terörist diyenlere sadece güler. Rehberlerinden bilir, ya kalemini kırar yazmaz ya da doğruyu yazar korkmaz. Yalnız Antonio Gramsci’nin dediği gibi; şu anda aklın kötümserliği ve iradenin iyimserliğine ihtiyacımız var. Durumun vahammiyetinin farkında olmak gerekiyor ki bu da mücadelenin kutsallığını ve umudun önemini gösteriyor. Düşüncenin gözaltına alınması gerçeğin tutsak edilmesi kendisinden bir şey kaybettirmeyecektir. Bazı şeyler kimilerinin üstüne kara bir leke sürerken kimilerine de bir madalya olur. Şuradan açıkça belirtmek isterim; seslenişimiz egemene değil, sorumlu olduğumuz insanlaradır. Çağrımız sahiplenmektir! Toplum gerçek gazetecilerin kendileri için uğraş verdiği bilince ulaştığı zaman her şey daha farklı olacaktır. Tarih yazılandan ve geçmişte yaşanılandan ibret değil tarih geleceğe bir fragmandır. Toplumsal reaksiyonların getirilerinin tarihteki izleri bellidir. İnanıyorum ki Erdoğan Alayumat ve Nuri Akman ile birlikte tutsak olan diğer tüm gazeteciler ve de sansüre ve baskıya uğrayanlar bir gün amaçlarını gerçekleştirecektir. İnancımız ve umudumuz mücadelemizle paraleldir. Mücadelemiz sürecek ve umudumuz kaybolmayacaktır. Şair Adnan Yücel’in dediği gibi ‘Ey korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler’ işte biz o korkunun sofrasında yılgınlık yiyenler değil biz o sofrayı dağıtanlardanız. Ahmet Arif derki; Dayan kitap ile, Dayan iş ile. Tırnak ile, diş ile, Umut ile, sevda ile, düş ile, Dayan rüsva etme bizi. Son olarak Gazeteci meslektaşlarımızın serbest bırakılmasını talep ediyoruz’’
 

www.evrensel.net