Mehdi bin Bereket: Mezarı olmayan muhalif

Mehdi bin Bereket: Mezarı olmayan muhalif

'Arap Halklarının Mücadele Tarihinden' yazı dizimizde bu hafta, Faslı Muhalif Lider Mehdi bin Bereket'in yaşamına mercek tutuyoruz.

Nasır NAZAL
Demir ÇALIŞKAN
Ali KARATAŞ

Faslı Muhalif Lider Mehdi bin Bereket, fakir kesimin haklarının yılmaz bir savunucusuydu. Küçük yaşında başladığı siyasi hayatı boyunca cesur fikirleri sebebiyle kısacık hayatında sürekli hedefte oldu. 45 senelik yaşamı boyunca bir çok kez suikast girişimine maruz kaldı ve vatana ihanet suçlamasıyla gıyabında iki defa idam cezasına çarptırıldı. Ailesiyle beraber Kahire’ye kaçmak zorunda kalan bin Bereket, ara sıra gizli bir şekilde Fas’a geçerek buradaki mücadeleyi izliyordu. Daha sonra Avrupa’ya kaçan bin Bereket, 1965 yılında Paris’te kaçırıldı ve kaybedildi.

1920 yılında, Fas’ın başkenti Rabat’ta dünyaya gelen bin Bereket’in babası şeker ve çay ticaretiyle uğraşıyor, Annesi ise dokuma işinde çalışıyordu. Bin Bereket, öğrenim hayatına Kur’an eğitimi veren özel bir okulda başladı. Daha sonra başka bir okula taşınan bin Bereket, zeki ve çalışkan bir öğrenci olarak biliniyordu. Bu süreçte Ulusal Bağımsızlık Hareketinden eğitimi için maddi yardım aldı. 

PRENSİN ÖĞRETMENİ

Bin Bereket, eğitimine Paris’te devam etmek istedi ancak siyasi koşulları buna izin vermedi. O dönemde Fransa, Hitler Almanya’sı tarafından işgal edilmişti. Bu yüzden Cezayir’e gitti ve matematik eğitimi aldı. Üniversite yıllarında Afrika Öğrenciler Birliğine seçilen bin Bereket, 1943 yılında ülkesine döndü ve bir üniversitede matematik eğitimi vermeye başladı. O dönemde üniversitedeki öğrencileri arasında, babası Kral 5. Muhammed’ten sonra tahta geçen Prens 2. Hasan da vardı.

BEREKET BAĞIMSIZLIK PARTİSİNDE

Siyasete çok erken yaşta atılan bin Bereket, Fas’ı işgal eden Fransız kuvvetleri tarafından bir çok kez tutuklandı. Fas’ın bağımsızlığı için çağrı yapan beyana imza atanlar arasında yaşı en ufak olan kendisiydi. Daha sonra bir partiye dönüşen (Ulusal Parti) Marakeş Eylem Komitesine üye oldu. Ulusal Parti o dönemlerden itibaren “Bağımsızlık Partisi” ismiyle anıldı. Mehdi bin Bereket, Hapisten çıktıktan sonra Bağımsızlık Partisinin yürütme komitesine seçildi ve bazı arkadaşlarıyla beraber bu partiden ayrılana kadar görevine devam etti.

TUTUKLU LİDER

  • Pankartta ‘Biz gençliği inşa edeceğiz, gençlik de vatanı’ yazıyor 

Fransa’nın Fas’taki varlığına karşı çıkan en önde gelen şahsiyetlerden biri olan bin Bereket, 28 Şubat 1958’de tekrar tutuklandı ve ardından ülkenin güneyine sürgüne gönderildi. Burada mecburi ikamet altında tutuldu ancak bu durum, onun yerel halkla ilişki kurmasının önüne geçemedi. Yerel halk kendisine “tutuklu lider” diyordu. 

1954 yılı ekim ayında sürgünün bitmesiyle beraber, ulusal hareketin siyasi ve askeri kanadı arasında sıkı ilişkiler kurulması için inisiyatif aldı. Hareketin askeri kanadı 1952 yılından itibaren, direniş ve mücadele için kurulan bir ordu niteliğindeydi. 

BEREKET DANIŞMA MECLİSİ BAŞKANI

Ulusal hareketin ve partisinin ülkedeki Fransız işgalinin bitimiyle sonuçlanan ve 1955 yılında gerçekleştirilen görüşmeleri yürüten heyette yer alması konusunda önemli rol oynadı. Bu görüşmeler neticesinde, 1956 yılında, sürgündeki Kral 5. Muhammed’in sürgün hayatı da sona erdi. Bin Bereket ise Milli Danışma Meclisi başkanlığına seçildi. 

Bu meclisin pek bir yetkisi olmamasına rağmen başkanlığı boyunca, burayı demokrasinin tartışıldığı bir merkeze dönüştürmeye çalıştı. Ancak bu meclis 1959 yılında feshedildi. Bin Bereket ise Bağımsızlık Partisinin içindeki ilerici cenahın sözcüsü konumundaki “bağımsızlık” adlı derginin sorumlusu olarak seçildi. 

BİN BEREKET ASYA VE AFRİKA HALKLARIYLA

Asya ve Afrika Halkları Dayanışma Örgütünün 1959 yılında Kahire’deki toplantısına, partisinin katılmama kararına rağmen, partideki ilerici cenah adına bir mesaj göndererek, konferansı selamladı. 25 Ocak 1959 tarihinde ilerici arkadaşlarıyla beraber bu partiden ayrılarak “Halk güçlerinin Ulusal Birliği” Partisini kurmak için çalışmalara başladı. 

Halkların dayanışmasına çok fazla önem veren bin Bereket, 1960 yılında Afrika halkları konferansının yürütme konseyi üyesi olarak seçildi. Asya ve Afrika Halkları Dayanışma Örgütünde de yönetimdeydi.

Fas ve Cezayir arasında patlak veren savaşta Cezayir’i destekledi ve bu yüzden sürgün yaşamına başladı. 1964 yılında Cezayir’de geçirdiği 6 ay boyunca halkların emperyalizmden kurtuluşu için yeni yönelimler ortaya koydu. Cezayir’in başkenti o dönemlerde uluslararası devrimci hareketlerinin fikir merkezi konumuna dönüşmüştü. 

Cezayir’deyken Che Guevara, Amilcar Cabral ve Malcolmx’le görüştü. Kahire, Roma, Cenevre ve Havana’ya giderek ocak 1966’da Havana’da yapılacak Birinci Asya, Afrika ve Latin Amerika Halkları Konferansı için üçüncü dünyadaki devrimci hareketlerin birleştirilmesi yönünde çalıştı.

EMPERYALİZME KARŞI BAĞIMSIZLIK

Bin Bereket, emperyalizmden kurtuluş için verdiği mücadelenin yanı sıra, Fas’ın birliği ve bütünlüğü için de mücadele etmekteydi. Ulusal birlik için verilen mücadele, bağımsızlık uğruna verilen mücadeleye dönüşüyordu. 

Bin Bereket, Afrika’nın Avrupa ülkeleri tarafından işgal edilmesi ve sömürülmesi konusunda sürekli olarak, “ABD için Latin Amerika ne ise, Afrika da Avrupa için odur” diyordu.

Kral II. Hasan’a suikast düzenlediği gerekçesiyle hükümdara ihanet suçundan gıyabında idam cezasına mahkum edilen bin Bereket, bunun üzerine Paris’e geçti ve Kral Hasan’a karşı muhalefetin sürgündeki önderi oldu. Bin Bereket, fikirleri ve tutumlarıyla giderek devletin daha fazla öfkesini topluyordu. 

Mehdi bin Bereket, 29 Ekim 1965 yılında Fransa’nın başkenti Paris’te kaçırıldı ve bir daha bulunamadı. O gün bazı şahsiyetlerle görüşmesi olan bin Bereket, kaçırıldığı zaman halen, yeni bağımsız olmuş bazı ülkelerin ve kurtuluş hareketlerinin üye olduğu örgütün liderliğini yapmaktaydı.

FRANSA VE FAS ARASINDA KRİZ

Soruşturma sonucunda kiralık katillerce kaçırılıp öldürüldüğü görüşüne varıldı. Kaçırma olayını, Fas İçişleri Bakanı General Muhammed Ufkir’in düzenlediği birçok kez öne sürüldü. Fransa’da yapılan resmi soruşturma ve yargılama, Fas’ın bu olayla Fransız ulusal egemenliğini ihlal ettiğini, üstelik Fransız polisi ile Fransız haber alma görevlilerinin de olayda yer aldığını gösterdi. Fransa’nın Ufkir için uluslararası tutuklama emri çıkarması bir sonuç vermedi. İki ülke arasındaki ilişkiler gitgide bozularak Ocak 1966’da diplomatik ilişkilerin kesilmesiyle sonuçlandı. Lakin bir çok çevrede hakim olan bir diğer görüş “Bin Bereket’in kaybolması, İsrail’in Afrika’daki ilk operasyonu” olduğu yönünde. Bin Bereket, “mezarı olmayan muhalif” olarak kalmaya devam etti.

Son Düzenlenme Tarihi: 21 Temmuz 2017 15:06
www.evrensel.net