‘KHK ile oluşan mağduriyetlerde iç hukuk yolları kapalı’

‘KHK ile oluşan mağduriyetlerde iç hukuk yolları kapalı’

Adalet İçin Hukukçular, “OHAL’in 1. yılında KHK’ler, nedenleri-sonuçları ve başvuru yolları” konulu panel düzenledi.

Cansu PİŞKİN
İstanbul

Adalet İçin Hukukçular, “OHAL’in 1. yılında KHK’lar, nedenleri-sonuçları ve başvuru yolları” konulu panel düzenledi. Panelde, OHAL’e bağlı çıkan KHK’larda yaşanan mağduriyetlerin giderilmesi için iç hukuk yollarının kapalı olduğu vurgulandı. 

Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, Avukat Arzu Becerik ve Hakim Mustafa Karadağ’ın katılımcılar arasında yer aldığı panel, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nde gerçekleşti. Panelde 24 Temmuz’daki Cumhuriyet gazetesi davasına da katılım çağrısı yapıldı. 

‘MGK KARARLARI ANAYASAYA AYKIRI’

Panelde ilk sözü Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu aldı. Kaboğlu, OHAL’in Anayasa’nın 120. maddesi çerçevesinde ilan edildiğini ancak uygulamaların bu çerçeveye girmediğini söyledi.  Anayasa Mahkemesi’nin 4 Kasım 2016’daki ‘OHAL ve  KHK üzerinde denetim yapamam’  kararını hatırlatan Kaboğlu, “AYM bunu derken ‘1991 ve 2003 kararımdan vazgeçiyorum’ dedi. Kendi kararını eleştirerek bundan vazgeçti. AYM çuvaldızın tümünü kendisine batırdı. AYM, ‘bunu denetleyecek Meclis’tir’ diyor. Peki ama Meclis ne zaman denetleyecek 2019’da mı? Anayasa’nın ilgili hükümleri bile açıkça ihlal edilerek kararnameler yazılıyor. MGK’nın hiçbir zaman karar alma gücü olmadı Bakanlar Kurulu’na tavsiye eder sadece. Ama çıkarılan kararnameler MGK kararıyla çıkarıldı. Bu uygulama da Anayasa’ya aykırılığın örneklerindendir” diye konuştu. 

‘SANKİ HUKUK ORTADAN KALKMIŞ’

Hukuksuzluğun ötesinde bazı nitelendirmeler yapmak gerektiğine dikkat çeken Kaboğlu şöyle devam etti: “Ülkesel yağma ve dünyevilikten uzaklaştırma konularının 120. madde ile ilgisi olmadığı halde 1 yıldır ivme kazandırılan alanlar. Anayasa askıya alınarak bir anayasasızlaştırılmaya geçildi. OHAL İnceleme Komisyonu varsayalım ki özerk bir komisyon; 17 Temmuz 2016’da görevine son verdiğiniz kişinin başvuru yapabilmesi için tam 1 yıl beklettiniz ki, başvuru süreci 1 ayla sınırlıdır. İkinci konu ise bu 150 bin başvurunun dosyası ne zaman çıkacak? Çok iyi çalışsalar bile 5 yılı bulacak. Sonra önce İdare Mahkemesi, sonra Danıştay, sonra AYM’ye, sonra AİHM’e gidiyorsunuz bu süre 25 yıla kadar çıkabiliyor. Mahkemeler önünde hakkınızı aramanız bu kadar uzun sürüyor. Ne başvuruda ne yargılamada makul süre söz konusu. ’12 Eylül dönemine benziyor’ diye bir ucuz benzetme yapmayalım çünkü o dönemde bile mahkemeler işleyemez duruma getirilmedi. İfade özgürlüğü alanına mı giriyor iletilen dosya, yoksa cemaat içindeki etkinliğe mi? Cemaatle bağlantısı olmayan kişiler cemaat için kurulan komisyona git ve cemaatçi olmadığını ispatla diye ikinci kez onur kırıcı bir duruma maruz kalıyorsunuz. 80’de bile, en kötü zamanlarda bile bir hukuk penceresi vardı ama bunun bir hukuk vaadi yok ve sanki hukuk ortadan kalkmış.

‘AİHM İŞ YÜKÜNDEN KAÇIYOR OLABİLİR’

Avukat Arzu Becerik, kararnameler ve bu kararnamelerle yapılan ihraçları, usulsüzlükleri sayının çokluğu sebebiyle gidermeye yetişemediklerini söyledi. KHK’lara ilişkin başvuru yapabilecek etkili bir iç hukuk yolu olmadığını vurgulayan Becerik, “Bir komisyondan bahsediliyor ancak ne kadar etkili olacağını bilemiyoruz. OHAL ile kanun ve kurumlar kendilerini görevsiz olarak ilan ettiler. AYM karar veremeyeceğini söyledi, İdare Mahkemeleri ve Danıştay da bir karara varmadı. Bütün başvurular beklemeye alındı ve AİHM’e yapılan başvurular da daha ortada olmayan OHAL İnceleme Komisyonu bahane edilerek geri gönderildi. AİHM iş yükünden de kaçıyor olabilir. Olağan yargı yolları korunmalı üstüne bir de daha çabuk sonuçlanacak başvuru yolları üretilmeli. 1 yıldır kurulmamış komisyona başvurun öyle gelin diyor AİHM. Başvurunca da süre sorunu var. Şu anda başvuru almaya başlasa sıraya konduğu zaman 1 sene geriden gelecektir. Yine siyasetin etkisi de bu komisyonun üzerinde olacak. Şu an OHAL İnceleme Komisyonu da yok, başvuracak bir yol da yok. Bu komisyonun etkisizliğini ifşa ederek AİHM’i zorlamak lazım” diye konuştu. 

‘YASAMA GÖREVİ 26 KEZ GASBEDİLDİ’

Paneldeki son konuşmacı ise Yargıçlar Sendikası Başkanı Hakim Mustafa Karadağ oldu. OHAL ilan edildiğinden beri 26 tane kararname çıkarıldığını hatırlatan Karadağ, “Bu en az 26 kez yasama görevinin gasp edilmesi demek” dedi. OHAL İnceleme Komisyonu’na ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Karadağ, “Bu komisyon ne yapar? Bu komisyon hiçbir şey yapmaz. Yargı ne yapar? Mahkemeler çözüm mercileridir çözüm bulmak zorundadır. Yurttaş devlet ile işlerini çözemiyorsa yargı buna çözüm bulmalıdır. Yasa ile ilk defa yüksek yargıçların işine son verildi. FETÖ’nün yargı içinden tasviye edilmesi gerekirdi ama hukukun içinde kalınarak yapılmalıydı bu. Delil üreten hakim ve savcılar ya firarda ya itirafçı. Marabalar da ya tutuklu ya ihraç. Yüksek yargıda yeniden bir yasayla yüksek mahkeme yargıçların ihracı düşünülüyor hedefi de sosyal demokratlarla ülkücüleri ihraç etmek. Üyeleri yasayla ihraç edilen yargı bağımsız olabilir mi? HSYK 3 kez ihraç yayınladı ama hiçbirinde eylemle ilişkilendirme suçu somutlama yok” dedi. 

www.evrensel.net