Magnesia Antik Kenti JES tehdidi altında

Magnesia Antik Kenti JES tehdidi altında

Magnesia Antik Kenti’nin bulunduğu 2. Derece SİT alanındaki tarihi kral mezarlarının 10 metre yakınına kurulan JES tarihi kenti tehdit ediyor.

Jeotermal Enerji Santralleri (JES) ile başı dertte olan Aydın’da her gün bir skandal ortaya çıkıyor. Milattan önce 3. yüzyıla ait Artemis ve Zeus tapınaklarının bulunduğu Magnesia Antik Kenti’nde 30 yıldır devam eden kazı çalışmalarına rağmen antik kenti içinde barındıran 2. Derece SİT Alanı statüsündeki bölgede bulunan tarihi krallıklara ait mezarlıkların 10 metre yakınına JES kuruldu. 

JES ile birlikte antik kenti kapsayan SİT alanında kuyular açılıp kapatılırken, antik kent JES’ler nedeniyle defalarca sular altında kaldı. Çalışması devam eden JES nedeniyle kazı çalışmalarının sürdüğü antik kent yok olma riski ile karşı karşıya. Antik kent ile birlikte tarihi Gümüş Çayı’nı da etkisi altına alan JES’ten dışarıya salınan akışkanlar nedeniyle çaydaki canlı yaşamı da sona erdi. 

‘VERDİKLERİ ZARARI KARŞILAŞTIRAN OLDU MU?’

Aydın Çevre Platformu (AYÇEP) üyesi ve Germencik köylüsü Ali Erol, JES kararları ile doğanın ve tarihin yok olduğunu söyledi. Kimsenin enerjiye karşı olmadığını ifade eden Erol, doğaya insana zarar vermeyecek şekilde enerjinin üretilmesi gerektiğini belirtti. Jeotermal enerjiyi üretme teşebbüsünde bulunanlar için hayvan, insan, doğa ve ağacın önemli olmadığını aktaran Erol, “Onlar için olmazsa olmaz para. Çok yanlış bir kişinin verdiği karardan milyonlarca canlı, insan etkilenebiliyor. Bunların jeotermal enerji alternatifi var. Rüzgâr, su, güneş enerjisi var. Hem de zararsız alternatifler bunlar. Jeotermal enerjisi yerine güneş enerjisi kullanır bir aperatif geliştirebilinir. Ama jeotermal enerji beni yok ettikten sonra insan, toprak, ağaç, hayvan yaratabilirler mi? Neden böyle oluyor hiç kimse bunu düşünmüyor mu? Sonra bu jeotermal enerjinin ne getirdiğini götürdüğünü kim hesaplamış o bölgede. Bu bölgede zeytin, incir dünya üzerindeki tek meyve türleridir. Onların gelir verdikleri katkılarla jeotermalin gelir verdiği katkılarla karşılaştıran oldu mu? Onun için çok yanlış bir uygulama” diye tepki gösterdi.

ANTİK MEZARLARIN DİBİNE SONDAJ KUYUSU

Bütün yasal mücadelelerine rağmen sonuç alamadıklarını belirten Erol, Magnesia Antik Kenti’nde büyük kral mezarlarının olduğu bölgeye 10 metre yakın sondaj kuyularının kazıldığını dile getirdi. Antik kente milyonlarca insan geldiğini vurgulayan Erol, “Milyonlarca gelir getirir. Bu jeotermal enerjileri 10 yıl 20 yıl sürecek. Sonra doğa bitecek. Her şey yok olacak küle dönecek. Kim bu jeotermal enerji şirketlerine olağanüstü yetkiler vermiş biz de çözebilmiş değiliz. Yargının oy birliği ile verdiği karar var ama ona rağmen Aydın Valisi tekrar olabilir diye izin veriyor. Biz ne yapalım artık. Elimize silahımızı alıp savaşa mı gidelim. Oysa bunun zararını 5-10 yıl sonra bütün Ege bölgesi görecek. Nefes alamayacak hale gelecekler ağaçlar, bitkiler kuruyacak” şeklinde konuştu. 

YASALAR TANINMIYOR

Kimyasal akışkanların nehirlere salındığına dikkat çeken Erol, tarihi Gümüş Çay’ın bu yüzden kuruduğunu belirtti. JES’lerin akışkanlarını saldıkları çaylarda bütün canlıların öldüğünü vurgulayan Erol, “Mahallemizde antik kentin orada akışkanlarını salıyorlar. Defalarca şikayet ettik. Yetki veren yetkili bir canlı bulsun ben diri diri yerim. Hani balıklar nerede? Gümüş Çayı derenin içindeki bir canlı nerede? Gümüş Çayı’na akıtılan kimyasallar oradan Ege Denizi’ne, oradan da milli parkın olduğu yere gidiyor. SİT sahasının içerisine akıyor kimyasal. Biz insanlarda o denizlerden banyo yapıyoruz. Yasa diyor ki; akıtamaz salamaz. Ama dinleyen yok. Şikayet ediyoruz geliyorlar resim çekip gidiyorlar. Bunu söylediğimizde bize ‘siz enerjiye karşı mısınız’ diyorlar. Bu santrallere karşı mücadele etmekten başka çaremiz yok” diye konuştu. (Aydın/DİHABER)

Son Düzenlenme Tarihi: 20 Temmuz 2017 10:15
www.evrensel.net