Ayaküstü duruşma!

Ayaküstü duruşma!

‘KCK’ adı altında yapılan operasyonlarda tutuklanan Asrın Hukuk Bürosu avukatlarının ilk duruşması, Çağlayan’da bulunan İstanbul Adalet Sarayı 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde bugün görülmeye başlandı. İlk duruşmaya ise salonun yetersizliği damga vurdu. Salonun küçük olması sebebiyle tutuklu aileleri, duruşmaya

Şerif Karataş / Eda Yıldırım

Dava kapsamında 36’sı daha önce Abdullah Öcalan’ın avukatlığını yapmış hukukçu, biri gazeteci olmak üzere toplam 50 kişi yargılanıyor.

SALON YETERSİZ KALDI

Salona girmeyi başaranların yarıdan fazlası ise duruşmayı ayakta takip etmek zorunda kaldı. Kimlik tespiti sırasında bazı sanıklar kendilerini gösterebilmek için sandalyelerin üzerine çıktı. Öğlen öncesine duruşma adeta “ayaküstü duruşma” şeklinde geçti.

Yargılanalar adına ortak savunmayı tutuklu Avukat Doğan Erbaş yaptı.

YARGILAMAYI DURDURDUN

Hukukçular, Avukatlık Kanunu’nun 58. ve 59. maddeleri gereğince avukatların görev suçlamalarından soruşturma açılması için Adalet Bakanlığından izin alınması gerektiğini ancak soruşturmanın izin alınmadan yürütüldüğünü belirterek, yargılamanın durdurulmasını talep etti.

Duruşmada ayrıca anadilde savunma hakkının verilmesi de talep edildi.

Daha sonra söz alan Diyarbakır Baro Başkanı Mehmet Emin Aktar ve Şırnak Baro Başkanı Nuşirevan Elçi de, yargılanın savunma hakkını ihlal ettiğini ifade etti.

Duruşmanın öğleden sonraki kısmında ise mahkeme heyeti, salonun küçük olduğunu öne sürerek keyfi bir biçimde avukatların bir kısmını içeri almadı.

YURT DIŞINDAN DA AVUKATLAR GELDİ

18 Temmuza kadar sürecek ilk duruşmaya yurt içi ve dışından çok sayıda kişi katıldı. Fransa, Almanya, Belçika, Hollanda, İsviçre, İsveç ve Londra’dan avukatlar, sanık yakınları ve çok sayıda gazeteci davayı izlemek için bugün Çağlayan’daydı.

VEKİLLER DAVAYI TAKİP ETTİ

BDP’li milletvekilleri Sebahat Tuncel, Ertuğrul Kürkçü ve DTK Eş Başkanı Aysel Tuğluk, BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, BDP Eş Genel Başkan Yardımcıları Filiz Koçali ve Meral Danış Beştaş, BDP Diyarbakır Belediye Başkanı Osman Baydemir, Emek Partisi Genel Başkanı Selma Gürkan, KESK Genel Başkanı Lami Özgen de duruşmayı takip etmek üzere Adliye Sarayına gelen isimlerdi.

ADLİYE ÖNÜNDE EYLEM VARDI

Duruşma öncesi de adliye önünde eylemler yapıldı. Savunmaya Özgürlük Platformu üyesi avukatlardan sonra BDP İstanbul İl Örgütü bir açıklama yaptı.

Burada konuşan BDP Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, savunma hakkına saldırının bütün hakları ortadan kaldırmak anlamına geldiğini ifade etti.

‘ADALETTEN BAHSEDİLEMEZ’

Kışanak, “Haklarımız gasp edildiğinde en azından savunma hakkımız varsa bir parça da olsun kendimizi ifade edebilir, savunabiliriz. Ama savunma hakkının tutuklanmasıyla adaletten bahsedilemez” dedi. Türkiye’nin tutuklu avukat sayısında dünya ortalamalarının üstünde olduğunu belirten Kışanak, ileri demokrasiden söz edilen bir dönemde bu tutuklamaların yaşandığına dikkat çekti. (İstanbulEVRENSEL)


SALONDAN AYRINTILAR...

* Davayı takip edenler ve meslektaşlarını savunmak için gelen yüzlerce avukat duruşma salonuna sığmadı. Mahkeme heyetinin, belirli bir sayıda katılım talebi ise başta avukatlar olmak üzere sanık yakınlarının tepkisiyle karşılandı.

TARTIŞMA YAŞANDI

* Adeta ayakta geçen duruşmaya katılanlar, havanın sıcak olması nedeniyle dava zorluklarla başladı. Avukatların dahi içeri girmekte zorlanması üzerine Mahkeme Başkanı ile avukatlar arasında sözlü tartışma yaşandı.

‘EN BÜYÜK SALON BU’

* Salonda avukatlar hem duruşma salonun yetersizliğine tepki hem de bu kadar çok tutuklama yapılmasına tepki gösterdi. Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, “En büyük salonumuz bu; yapacak bir şey yok” dedi.
* Yargılanan isimlerinin okunmasından sonra yüzlerce avukat savunma için kayıt yaptırdı. Savunma için isimleri yazdıran avukatlar daha sonra dışarıda kayıt yaptırmak için bekleyen meslektaşlarının içeri girebilmesi için dışarı çıktı.

FOTOĞRAFI YASAKLADI

* Duruşma salonunda Fransız Barosu’ndan avukatların telefonla fotoğraf çekmesine Mahkeme Başkanı Ekinci “Yasak” diyerek izin vermedi.
* Türkiye Barolar Birliği Başkanı Vedat Ahser Coşar’ın yanı sıra Ankara, Diyarbakır, Mardin, Van, Tunceli ve Şırnak Baroları savunma için davaya katılırken, İstanbul Barosu gözlemci olarak davaya katıldı.

‘SIRA SİZE Mİ GELDİ’ TEPKİSİ

* Avrupa’dan gelen avukatlar adına bir avukatın müdahillik talebine Mahkeme Başkanı Ekinci, “Bizim avukatlar bitti; sıra size mi geldi” sözleriyle karşılık verdi.
* Uluslararası Af Örgütü, Paris, Rennes, Hollanda, Monpellier, Brüksel, İsviçre, Belçika, İsveç, İngiltere, Almanya’daki Barolardan temsilciler de davaya müdahil oldu.

BAŞTAN SONA SİYASİ BİR DAVA

* Söz alan ve tüm sanıklar adına konuşan Tutuklu Avukat Doğan Erbaş, katılan avukatlara desteklerinden dolayı teşekkür ederek savunmasına başladı. Davanın siyasi bir dava olduğuna sürekli vurgu yapan Erbaş, şöyle konuştu:
“Bu hukukun yerle bir edildiği tarihi ve ibretlik bir davadır. Hukuk fakültesi öğrencilerine ileride ders olarak okutulmalıdır. Tek seferde en fazla avukatın gözaltına alındığı bir olay olarak dünya tarihine geçti. Suriye’ye demokrasi götüreceğini söyleyen bir ülkenin bunu yapması acı bir tebessüm yaratıyor. 22 Kasım 2011’de avukatlık büroları basılarak mesleki mahremiyet ayaklar altına alındı. Özel ve mesleki yaşam ve müvekkilleri savunma hakkı askıya alındı” dedi.

MAHKEME ÇÖZÜM ARACI OLSUN

* Davada başta Kürtler olmak üzere, sosyalistlerin ve demokratların yargılandığını söyleyen Erbaş, “Bu yargılama tarihidir. Birlikte bir tarih yaratacağız. Ya mahkeme bir çözüm aracı olacak ya da üç maymunu oynayacak. Kürt sorununda bir düğüm mü atılacak yoksa bariyer mi temizlenecek göreceğiz” dedi.

‘ÖCALAN DİNLENSİN’

* Tüm iddianamenin, müvekkilleri Abdullah Öcalan ile görüşmelerden ibaret olduğunu vurgulayan Erbaş, savunmasına şöyle devam etti: “İlk günden son görüşmeye kadar bütün avukat görüşmeleri devletin izni ve kontrolü ile yürütüldü. Her şey yasalarla önceden belirlenmişti. Görüşmelerde tesadüf ve inisiyatife yer yoktur. İddianamede belirtilen Önderlik Komitesi’ni bu koşullarda yürütmek mümkün değildir. Bu görüşmelerin gizli örgüt ve eylemsel talimatlarla ilişkilendirilmesi hukuk garabetidir. Önderlik Komitesi varsa en başta müvekkilimiz Öcalan’ın dinlenmesi gerekir. Tek tanık ve müvekkil Öcalan’dır. Müvekkillimizin görüşleri yargılanıyorsa kendisi bizzat bunu söylemelidir. İmralı Barış Adası mıdır, savaş üssü müdür; bunu anlamadan yargılama adil olamayacaktır. Mağduriyetten söz edilecekse, mağdur olan devlet değil; son bir yıldır tecrit altında tutulan müvekkillimiz ve bizlerdir.”

www.evrensel.net