'İş cinayetlerinin faili sermaye azmettireni iktidardır'

'İş cinayetlerinin faili sermaye azmettireni iktidardır'

İş cinayetlerindeki artışı değerlendiren İSİG Meclisi Üyesi İbrahim Sarıkaya, AKP iktidarının yanlış politikalarının bu sonuçları doğurduğunu söyledi.

Vedat YALVAÇ
İstanbul

Madenlerde yaşanan iş cinayetleri artarak devam ediyor. İş cinayetlerindeki artışın nedeninin AKP Hükümetinin iktidara geldiği günden bu yana uyguladığı özelleştirme, güvencesizleştirme ve esnekleştirme politikaları olduğuna vurgu yapan İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi (İSİG) Üyesi ve Boğaziçi Doktora Öğrencisi İbrahim Sarıkaya, “Bu politikaların uygulanabilmesini sağlayan ise sistematik örgütsüzleştirme politikalarının sermaye lehine kazandığı mesafedir. Özelleştirme politikalarının sermayeyi maddi anlamda ihya eden yanı bir yana, işçilerin örgütlülüğünü dağıtan boyutunu da hesaba katmalıyız” dedi. 

İŞÇİYE 'GEL ÖL' DENİLİYOR

Madenlerde yaşanan iş cinayetlerine değinen Sarıkaya “Madenlerde işçi sadece sermayeye karşı değil doğayla da savaşmak zorundadır. Yediği besinden, çalışma saatlerine, kıyafetine kadar her şeyi azami kâr mantığı ile düzenlerseniz -daha doğrusu kuralsızlaştırır, düzensizleştirirseniz ki biz bunun bütününe güvencesizleştirme diyoruz- işçiye şunu demiş olursunuz: Başka yerde çalışma şansın yoksa- ki yok, işsizlik oranları ortada- gel madenlerde öl! Gümüşhane’de önceki yaşanan kazada madeni yeni devralan şirket tüm uyarılara rağmen havalandırmaları kapatmış, mevzuatta zorunlu olduğu halde işçilere maske vermemiş. Bakın, madencilik zanaat ve işçilik arası bir emek sürecidir, her aşaması teknik olarak planlanmalıdır. Siyasi iktidarla bağlarını kullanıp, biraz sermayeyi bir araya getiren insanlara madencilik izni verirseniz, bunun adı özelleştirme bile olmaz, direk katliama davetiyedir. Bir de, 6331 sayılı yasaya göre sermaye sahipleri işçi sağlığı iş güvenliği hizmetlerini ortak sağlık ve güvenlik birimlerinden (OSGB) satın alabiliyor. Bu esasen, işçi sağlığı iş güvenliği sisteminin taşeronlaştırılmasıdır. Bu OSGB’ler, rekabette üstünlük için ‘Nasıl isterseniz öyle olsun’ diyerek işverene maliyet getirmeden önlem alıyormuş oyununu oynuyor. Gümüşhane’de işçi arkadaşlarımızı öldüren de bu kanlı oyundur” diye konuştu. 

SORUMLU İKTİDARIN POLİTİKALARIDIR

Ölümlerde büyük küçük bütün sermaye sahiplerinin sorumluluğunun tartışmasız olduğuna dikkat çeken Sarıkaya, “Fakat buna yol açan, izin veren - hatta bizzat o sermaye kesimini yaratan- iktidarın politikalarıdır. Soma’da açığa çıkan Bakanlığın herhangi bir denetim politikasının olmamasıydı. Hele küçük madenlere göstermelik ziyaretler dışında hiçbir denetimin yapılmadığını, varlığı tespit edilen kaçak ocakların  bile işlemesine göz yumulduğunu herkes biliyor. Yaşanan cinayetlerin faili sermaye, azmettireni iktidardır” dedi. 

TEK ÇÖZÜM ÖRGÜTLENMEK

İş cinayetlerine karşı tek çözümün örgütlenmek olduğuna vurgu yapan Sarıkaya, şunları söyledi: “Zonguldak’ta yaptığım araştırmada 2000-2012 arasında taşeron ve kaçak ocaklarla, TTK’ya ait ocakları karşılaştırdığımda 100 bin ton üretime düşen  ölüm oranı taşeron ve kaçak ocaklarda TTK’nın 12,2 katıydı. Aynı şekilde işçi sınıfının örgütlülüğünün şimdiye oranla yüksek olduğu 1960-80 arasında TTK’daki ölümlerin bile büyük oranda azaldığını biliyoruz. Sendikanın ne kadar işçilerin taban inisiyatifine dayandığı, işçilerin ne kadar söz hakkı tartışması olduğu bir yana, mevcut sendikanın bile işçi ölümlerini engellemedeki başarısı ortada. O yüzden çekinmeden söyleyebiliriz, ezberimiz doğru, tek çözüm örgütlenmek! Erdoğan’ın, OHAL’in sermaye için ne anlama geldiğini ‘OHAL’i grev tehdidi olan yere müdahale için kullanıyoruz!’ demesinin nedeni tam da bu. Dolayısıyla, iş cinayetlerinin sorumlusudur, örgütlenmenin işyeri içinde basit bir talep etrafında gelişmesi halinde bile karşısında iktidarı, polisini, savcısını bulmasının nedeni budur.”

www.evrensel.net