Yurt yangını davasında sanık avukatlarından skandal soru
Yurt yangını davasında sanık avukatlarından skandal soru

Aladağ davasında sanık avukatlarının tanık çocuğa yurt olmaması durumunda eğitimine devam edip edemeyeceğini sormak istedi.

Volkan PEKAL
Adana

Aladağ'da Süleymancılar cemaatine ait kız öğrenci yurdunda 11’i çocuk 12 kişinin yaşamını yitirmesi 24 çocuğun yaralanması ile açılan davanın ikinci duruşması Kozan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Aladağ Kurs ve Okul Talebelerine Yardım Derneği yöneticileri ile yurt müdürünün taksirle öldürme suçundan 2 ila 15'er yıl ile yargılandığı dava öncesi aileler adliye önüne yürüyerek ağır ceza talep etti. 

Burada konuşan müşteki avukatlardan Can Atalay, kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini belirterek ailelerin İfadelerinde kendilerini yönlendirdiğini söylediği İlçe Milli Eğitim Müdürü'nün de davaya dahil edilmesi gerektiğini söyledi. 

Davaya müdahil olan Adana Barosu avukatları ile Sosyal Haklar Derneği avukatları katıldı. TBB Başkanı Metin Fevzioğlu da davayı izledi. 

SANIK AVUKATLARDAN SKANDAL SORU

Duruşmada S. K. isimli mağdur çocuk ifade verdi. Sanık avukatlarının dinlenen çocuğu yurt olmaması durumunda eğitimine devam edip edemeyeceğinin sorulmasını istemesi mahkeme salonunda gerginliğe neden oldu. Müşteki avukatları "Siz devlet diye bir şey duydunuz mu?" diye tepki gösterdi. Mahkeme sorunun sorulmamasına karar verdi.

Savcılık ifadesinde din dersi dışında bir yardım görmediğini söyleyen S.K.'ye bu konuda soru sunulması talebini mahkeme kabul etmedi.

BULAŞIK YIKARKEN ELEKTRİK HİSSEDİYORDUM

Yurtta yemek ve temizlik işlerini yapacak görevli olmadığı için bu işleri kendilerinin yaptığını dile getiren S.K. Bulaşık yıkarken suda elektrik olduğunu hissettiğini belirterek bunu görevlilere ilettiği onların da kendisine "halledilir" dediğini ifade etti. Elektrik kontağı attığı için kendilerine saç kurutma makinası kullanmamalarının söylendiğini dile getiren S.K. diğer çocuklar gibi yangın merdivenine açılan kapıların kapalı olduğunu ve kollarının çıkarıldığını söyledi.

ÖNCE YANGINI SÖNDÜRMEYE ÇALIŞTILAR, SONRA İTFAİYEYİ ÇAĞIRDILAR

Sanık avukatlarının talebi üzerine tanık olarak dinlenen Kazım Kocagöz, olay günü itfaiyeyi çağıranın kendisi olduğunu belirterek o gün yaşadıklarını anlattı. Olay günü eşinin Yurt Müdürü Cumali Genç'in eşini ziyaret için yurtta olduğunu ve yangını kendisine söylemesi üzerine evine 500 metre uzaklıktaki itfaiyeye aracı ile giderek haber verdiğini ifade eden tanık, itfaiye ile birlikte olay yerine gittiğini belirterek itfaiyenin merdiveninin olmadığını anlattı. 

Tanığın ifadesinde çocukları kurtarmak yangın kapılarına değil pencerelere yöneldiklerini söylemesi dikkat çekti. Yangında bir çocuğunu kaybeden biri yaralı kurtulan Salih Aydoğdu, Kazım Kocagöz'ün ve Cuma Ali Genç'in eşinin orada çalıştığını belirterek çocuğunun anlatımına dayanarak söz konusu kadınların ilk önce yangını söndürmeye çalıştığını sonra eşlerini aradığını ifade etti.

İTFAİYEYİ DEĞİL EŞINI ARAMIŞ

Sanık avukatları orada çalıştığı söylenen tanığın eşinin ve diğer görevlilerin itfaiyeyi aramak yerine eşlerini arayarak yurdun koşullarını saklamaya çalıştığını söyledi.

Tanığın eşinin şüpheli olarak ifadesinin alındığını söyleyen sanık avukatları eşinin ifadesinde eşinden bahsetmediğini belirterek tanık hakkında yalan beyandan suç duyurusunda bulunulmasını talep etti. Diğer bir ihtimale değinen sanık avukatları orada çalışmıyorsa da yurt görevlilerinin değil tesadüfen orada bulunan birinin eşini arayarak itfaiyeye haber verdiğini ve yurt koşullarının saklandığını söyledi.

YURT MÜDÜRÜ SORUMLULUĞU ÜSTLENDİ

Tutuklu sanıklardan Yurt müdürü Cuma Ali Genç, yurdun işleyişi ile ilgili sadece kendisinin sorumlu olduğunu yönetim kurulunun sadece maddi destek sağladığını belirterek tutuklu bulunan yönetim kurulu üyelerinin sorumlu olmadığını dile getirdi.

BİLİRKİŞİ RAPORUNA RAĞMEN ‘YANGIN SAYAÇTAN ÇIKTI’ DEDİ

TEDAŞ'ın kontrolünde olan sayaçtan kaynaklandığını iddia eden Genç, bilirkişinin ana panodan çıktığı yönündeki raporuna katılmadığını öyle olsaydı sigortaların atmış olacağını söyledi.

Savcılık makamı mütalaasında bilirkişi raporlarına dayanarak kuvvetli suç şüphesi ve müşteki ailelerin tehdit edilmesi ile ilgili Aladağ Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasını dikkate alarak sanıkların tutukluluk halinin devam edilmesini istedi. 

SANIK AVUKATLARINDAN KONYA SAVUNMASI 
Sanık avukatları 2012'de baraj kapağının patlaması ile 10 işçinin hayatını kaybetmesi ile ilgili Kozan Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davada sanıkların en fazla 60 gün tutuklu bulunduğunu belirterek sanıkların tahliye edilmesini istedi. Sanık avukatları Konya'da ruhsatsız 3 katlı Kız Kur'an Kursu binasında yaşanan patlamada 17 öğrenci ile 1 eğitmenin ölümüyle ilgili davada dernek yönetim kuruluna değil sadece yurt müdürüne ceza verildiğini hatırlattı.

Sanık avukatları bilirkişi heyeti gelene kadar itfaiyenin sonradan temin ettiği ekipmanları bilirkişi heyetine gösterdiğini belirterek yangın çıktıktan sonraki kusurlara dikkat çekmeye devam etti. Denetlemede sorumluluğun Milli Eğitim'de olduğu ifade edildi. Sanık avukatları yurt müdürü ile dernek yönetimi arasındaki ilişkiyi taşeron ilişkisine benzeterek "Yargıtay 12 ceza dairesinin taşeron sorumludur" şeklindeki kararının uygulanması gerektiğini savundu. 

"DERNEK YETİMİ YURTTAN SORUMLUDUR"
TBB Başkanı Metin Fevzioğlu, yangında yaşanan ölümlerin elektrik idaresi, itfaiye ve yangın tüpünü değiştiren firmaya yüklenmeye çalışılması ile ilgili bilirkişi raporunda yer alan ahşap kaplı iç duvar, yangın merdiveninin kilitli olması ve kapı kolunun olmaması, itfaiyenin en az 20 dakika geç çağrılması gibi üst üste binen eksikliklere dikkat çekerek bunun olası kasta işaret ettiğini dile getirdi. Aladağ gibi yurda iki adımda gidilebilecek küçük bir yerde dernek yöneticilerinin yurtta olanlardan haberinin olmamasının imkansız olduğunu söyleyen Fevzioğlu, dernek yöneticilerinin sorumlu olduğunu ifade etti. 

TAHLİYE TALEP ETTİLER 
Ramazan Dede'nin yaşlı olduğu gerekçesi ile tahliye edilmesinin ardından Dernek Başkanı İsmail Uğur ve diğer sanıklar da yaşlı ve rahatsız olduğunu belirterek tahliyesini istedi. 

"YENİ BİR 15 TEMMUZA GEREK YOK"
Önceki duruşmada müştekilerin fiziki ve sözlü saldırıya uğradıklarını söyleyen sanık avukatları, aileler üzerinde baskı olacağından tutukluluğunun devamına karar verilmesini istedi.
Sanık avukatlarından Can Atalay, yurdun ilk duruşmadan önce yıkılması ve yurt müdürü Cuma Ali Genç'in yurt ile ilgili sorumluluğun sadece kendisinde olduğunu söylemesinin akıllara Aladağ'da organize bir iş olduğu düşüncesini getirdiğini dile getirdi. 
Bu yüzden yurdun yıkımının kim tarafından talep edildiğini gerekçelerini gösterir şekilde Cumhuriyet Başsavcılığı'dan istenmesini talep eden Atalay, "Süleymancılar köy köy dolaşıp mağdurlara şikayetlerinden vazgeçmesi için aileleri tehdit etmiştir, para teklif etmiştir. Önceki duruşmada kameraların önünde saldırmaya cüret edilebilmiştir. Fethullah çıkarın yurtlarından nasıl bir çıkar elde ederek ülkeye kötülük yaptığını 15 Temmuz'da gördük. Süleymancıları görmek için yeni bir 15 Temmuza gerek yoktur" dedi. 

Mahkeme bilirkişi raporları arasında çelişki olduğu gerekçesi ile yangın konusunda uzman bilirkişinin de içinde olduğu yeni bir bilirkişi atanmasına katar verdi. 

Mahkeme suçun vasıf ve mahiyeti ile kuvvetli suç şüphesi, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmiş olması nedeniyle tutuklu sanıkların tutukluluk halinin devamına karar verdi. Baroların, İHD, Eğitim iş gibi örgütlerin müdahillik taleplerini reddetti. Duruşma 9 Ekim tarihine ertelendi.

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Temmuz 2017 20:43
www.evrensel.net