Yok artık Roger Federer

Yok artık Roger Federer

Önder Karakaya, 36 yaşına 3 hafta kala Wimbledon'da set vermeden şampiyon olan Roger Federer'in zaferini yazdı.

Önder KARAKAYA

Takvimler 8 Temmuz 2012 pazar gününü gösterirken kişisel blog sayfamda Roger Federer’e karşı içten bir saygı duruşunda bulunmuştum. “Ekselansları”nın ne derece sanatsal bir raket olduğunu vurguladığım pek çok cümlenin ardından, o Wimbledon şampiyonluğunun büyük ihtimalle İsviçreli efsaneyi son kez zirvede görüşümüz olacağı şeklinde talihsiz bir ifade kullandığımı fark ettim. 3 hafta sonra 36. yaş gününü kutlayacak bir sporcunun arş-ı âlâ seviyesinde tenis oynadığını tarih bir daha yazar mı bilinmez, fakat Federer’in pek çok hayranının dahi beklemediği şekilde şarap gibi yıllanan oyununu izah edebilmek oldukça güç.

Roger Federer, Londra’daki son şampiyonluğundan 5 yıl sonra set dahi kaybetmeden kazandığı 8. Wimbledon zaferiyle birlikte modern zamanın unutulmaz isimlerinden Pete Sampras’ı geride bırakarak kupayı tarihte en çok kazanan raket olmayı başardı. Akıllıca bir kararla toprak kort sezonunu pas geçen Federer’in bu şampiyonluğu pek çok otorite için sürpriz olmadı. Aslına bakılırsa işin enteresan tarafı da bu. Sadece tenis değil pek çok spor dalında yetenek ve zarafetin ağırlıklı konumunu giderek güç ve dayanıklılık kavramlarının aldığı bir dönemden geçiyoruz. Roger Federer’in bu derece büyük bir sporcu olması ve sonsuza dek efsane olarak anılacağndan şüphe duymamamızın başlıca sebebi ise “klas” farkı. Hiç kuşkusuz profesyonelliğin tüm gereklerini yerine getiren ve fiziksel anlamda kendisine çok iyi bakmayı bilen bir yıldız Federer. Ancak bileklerinden akan pürüzsüz yetenek sayesinde kortta katettiği mesafeyi ve harcadığı eforu minimuma indirebilmesi onun her daim en büyük sırrı oldu. Raket ölçüleriyle oynaması, git gide agresifleştiği “return” stili ve Koç Ivan Ljubicic ile tutturduğu kimya elbette yükselen performansın arka planındaki altı çizilmesi gereken etkenler. Lakin ısrarla vurgulamaya çalıştığım üzere Federer ile geri kalan tüm büyük raketler arasında ciddi yetenek farkı söz konusu. O hiçbir zaman Rafael Nadal kadar savaşçı olmadı. O hiçbir zaman Novak Djokovic kadar çelik sinirlere sahip olmadı. O hiçbir zaman Andy Murray kadar üst düzey bir servis karşılayıcısı olmadı. Ancak Roger kariyerinin büyük bölümünde bu alanlarda dünyanın en iyisi olmaya gerek duymadı. Çünkü konu bu oyunu oynamaksa, ki öyle; kimse Federer’den daha iyi sanat icra edemez. Onun derdi hiçbir zaman rakibi oynatmamak, rakibe göre oyun şablonu belirlemek olmadı. Kariyeri boyunca hep önlem alınan isim oldu. Kusursuz forehand tekniğine nazaran backhand kanadında yaşadığı sorunlar sebebiyle rakiplerine zaman zaman açık hedef de oldu. Öyle günlerde bile temkinli kalmaktansa agresif oynamaktan imtina etmedi. Ve ben dahil pek çoklarına göre tarihin en büyüğü konumundaki bu eşsiz adamın raketini asana dek pozitif tavrından yarım adım bile geri atmayarak tenis severlere keyif vermeyi sürdüreceğini bilmek oldukça iyi hissettiriyor.

CILIC’İ ASIL AMERİKA AÇIK’TA İZLEYİN

Tenis tarihinin en eski ve en prestijli organizasyonu konumundaki Wimbledon’da Roger Federer’in finaldeki rakibi Marin Cilic ve kadınlar kanadının şampiyonu Garbine Muguruza’ya da birer paragraf ayırmamak olmaz.

2014 Amerika Açık’ta kupaya uzanırken yarı finalde Federer’e set dahi vermeyen Cilic bu kez etkisiz kaldı. Wimby finaline ulaşana dek ortaya koyduğu oyunla beklentileri yükselten Hırvat raket müsabaka içerisinde yaşadığı sakatlıktan ötürü de konforunu kaybedince bekleneni veremedi. Ancak 28 yaşındaki yıldız 28 Ağustos’ta başlayacak Amerika Açık öncesi kesinlikle olumlu sinyaller verdi. Djokovic’in sakatlıkla boğuştuğunu ve Murray’nin formsuzluğunu hesaba katarsak sert kortu seven Marin Cilic’in Roger Federer ve Rafa Nadal’ın ardından favoriler kuyruğuna yazılması gerektiği düşüncesindeyim.

MERKEZ KORT'UN YENİ KRALİÇESİ

Ve Garbine Muguruza Blanco. Wimbledon’ın artık yeni bir şampiyonu var. 2015’te finale dek yürüyüp Serena Williams’a kaybetmekten kurtulamayan Muguruza bu kez karşısında Serena’nın ablası Venus’ü buldu. 37 yaşındaki Venus Williams finale dek muazzam bir performans ortaya koymayı başarmıştı. Kupaya uzanacak raketin belirleneceği müsabakaya da en az Muguruza kadar iyi başladı Birleşik Amerikalı. Açılış setinde 5-4 öndeyken rakibinin servisine nefis baskı kuran Venus peş peşe 2 servis kırma puanı yakaladı, fakat değerlendiremedi. Mücadelenin kırılma noktası kesinlikle burasıydı. Venezuela asıllı İspanyol yıldız hemen akabinde Venus’ün servisini kırdı ve ardına bakmayarak peş peşe 9 oyun aldığı enfes bir sekansla mutlu sona ulaştı. Garbine Muguruza böylece 2016 Roland Garros’un ardından 2. kez Slam şampiyonluğu yaşamış oldu. 23 yaşındaki genç raketin sıradaki hedefi, şu ana dek 2. turun ötesine geçmeyi başaramadığı Amerika Açık’ı kazanmak olacak.

Son Düzenlenme Tarihi: 17 Temmuz 2017 10:11
www.evrensel.net