Birlik olmazsak, ne işçinin ne de ülkenin sorunları çözülür

Birlik olmazsak, ne işçinin ne de ülkenin sorunları çözülür

Kocaeli'den bir metal işçisi, OHAL'i kullanan hükümetin grev engeli başta olmak üzere işçilere yönelik yaptırımlarını yazdı.

Metal işçisi
Kocaeli

Birileri billboardlara “Hakimiyet milletindir” yazmıştı, bir diğeri milletindir yazısının üstüne “Allah’ındır”ı yapıştırmıştı. Aradan bir yıl geçti. Hakimiyetin parada olduğu ortaya çıktı. Darbeye karşı meydanlara inenler, bugün fabrikalarda mesai yapıyor. AKP’nin işçiyle işi bir sene önceydi. Darbe tehdidini bertaraf etmek için görevini yaptı işçiler, onları kurtardılar. Ama bugün çalışmaya mecbur bırakılıyorlar.

İşçi uyanmaz, hakkını aramazsa bu zulüm böyle sürgit devam eder. 15 Temmuz’u resmi tatil ilan edenler, kendilerine bağlı olan valilere (valiler içişleri bakanlına bağlıdır) bugün için fazla mesai yaptırmamaları konusunda direktif veremezler miydi? Hadi valileri geçtik, ya işçinin hakkını araması gereken sendikalar? Hele bir de milliyetçi takılan Türk Metal’e ne demeli? 15 Temmuz gecesi işçilerin ülkeleri için yaptığını unuttu mu ya da görmezden mi geldi? Bu fazla mesai başka bir tarihe ertelenemez miydi?

2016’dan, 2017 15 Temmuzuna; iktidarın “FETÖ avı” başladı. Daha önce binlerce kez uyarılanların, uyarıları neden göz ardı ettiği yaşanan bir yıllık süreçte belli oldu. FETÖ bahanesiyle eğitimcilerden tutun da, aklınıza gelebilecek her kesimden, iş kolundan kişiler kamudan ihraç edildi, bir kısmı da tutuklandı. 12 Eylül 1980’deki gibi... Muhalifler, aydınlar tutuklandı, hatta kendilerinden olmayanlar terörist ilan edildi. Yani iktidarın devlet imkanlarıyla gerçekleştirdiği terörü izledik bir yıl boyunca. Hemen her gün yeni kamera kayıtları ortaya çıktı, bunları TV’ler bize servis etti. Bir yıllık süreçte olayın gerçek aktörleri unutuldu. İktidarı halk kurtarmamış, fabrikatörler kurtarmış gibi. Daha dün camilerden, polis hoparlörlerinden halkı sokağa davet edenler bugün işçilerin fabrikalara kilitlenmesine izin verdiler. Demokrasi nöbeti diye diye geceleyin milleti meydanlarda toplayanlar, millete kölelik düzeni kurdular. Erdoğan’ın kendisi patronlara seslenirken “Olağanüstü hali biz iş dünyamız daha iyi çalışsın diye yapıyoruz.  Soruyorum, iş dünyanızda herhangi bir sıkıntınız, aksamanız var mı? Biz göreve geldiğimizde OHAL vardı. Ama bütün fabrikalar grev tehdidi altındaydı. Hatırlayın o günleri. Şimdi böyle bir şey var mı? Tam aksine. Şimdi grev tehdidi olan yere biz OHAL’den istifadeyle anında müdahale ediyoruz. Diyoruz ki hayır, burada greve müsaade etmiyoruz, çünkü iş dünyamızı sarsamazsınız” dedi. Yani,işçiler artık siz ne zam verirseniz onunla yetinecek, hakkını arayamayacak. İşçiler devlet güvenliğini tehlikeye sokar, zam isterler ve de haklarını ararlarsa devletin polisi binecek tepelerine! İşçiler terörist ilan edilecek ya da marjinal sol gruplar kışkırtıyor denecek ya da onlar komünist olacak.

Polis teşkilatı FETÖ’den temizlenirken yerine başka cemaat veya cemaatlerden kişiler konulmuş. Bunlara başından beri öğretilen, solcular, komünistler din düşmanı… Eğer ekmeğinin peşine düşerse işçi sal işçinin üstüne, vursun copu. İşçi insan değil köle AKP’nin gözünde. Uyanıp birlik olmazsak, ne işçinin ne de bu ülkenin sorunları çözülür. Para dünyanın tanrısı olmuş, birilerini sağcı-solcu, dinci-milliyetçi diye bölenler pastayı götürmüş, bize ise birbirimize düşmek kalmış. Çarkın başındakiler halinden memnun,çarkıçevirenler ne zaman değişecek? Bu yalın gerçeği görelim ve birleşelim.

www.evrensel.net
ETİKETLER Grev yasağıOHAL

Yorum yapın

Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.