2016 yılı en fazla yaşam savunucusunun öldürüldüğü yıl oldu

2016 yılı en fazla yaşam savunucusunun öldürüldüğü yıl oldu

Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla yaşam savunucusunun öldürüldüğü yıl oldu.

Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla yaşam savunucusunun öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak suçluların ceza almaması gösterildi.

Dünyada yaşam alanlarını savunmak için çaba gösteren pek çok insan dava, şantaj, ölüm tehdidi, kaçırma, cinsel taciz ve hatta ölümle karşı karşıya kalabiliyor.

DW Türkçe’nin haberine göre, Global Witness (Küresel Tanık) adlı örgüt tarafından hazırlanan son rapora göre, 2016 yılı yaşam savunucuları için en ölümcül yıl oldu. 2016 yılında 200 aktivist öldürüldü. 2015 yılında öldürülen yaşam savunucusu sayısı 185 olarak kaydedilmişti. 2015 yılında toplam 16 ülkede yaşam savunucularına yönelik cinayetler yaşanmıştı, geçen yıl bu sayı 24 ülkeye ulaştı.

Latin Amerika, yaşam savunucuları için geçen yıl en tehlikeli bölge oldu, ölümlerin yüzde 60'ı Latin Amerika'da gerçekleşti. Brezilya, Amazon ormanları ve Cerrado gibi bölgeleri korumaya çalışan 49 yaşam savunucusu cinayetiyle ilk sırada yer aldı.

BÜYÜK PROJELER

Raporun yazarlarından Ben Leather, "İnsanlar her zaman işletmelerin ya da yerel hükümetlerin sorumluluk almasını istiyor ancak yatırımcılar dikkat çekmek ya da eleştirilerden hep kaçıyor" dedi.

Leather, "Öldürülenlerin çoğu uluslararası yatırımcıların mali desteği olmadan var olamayacak büyük projelere karşı çıkıyorlar" şeklinde konuştu.

Jaybee Garganera, 2016 yılında 28 çevrecinin öldürüldüğü Filipinler'de çevreye zarar veren madencilik çalışmalarına karşı mücadele ediyor.

Garganera, "Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kalkınma bankaları, ulusal bankalara sermaye sağlıyor, onlar da kömür madeni ya da elektrik santraline yatırım yapıyor. Ve muhalefet bastırılıyor, yerel halka şiddet uygulanıyor" dedi.

ELLERİMİZ NE KADAR TEMİZ?

Kalkınma bankalarının yüksek çevre ve sosyal standart vaadinde bulunduğunu söyleyen Garganera, "Ancak doğrudan finanse etmedikleri projeleri denetleme zorunluluğuna sahip değiller" şeklinde konuştu.

Mali kuruluşlar, bölgede meydana gelen ve haberlerinin olmadığı olaylardan sorumlu tutulamayacaklarını savunuyor. Ancak Global Witness'e göre, bilgisizlik bir bahane olamaz.

Lether, "Bilmediklerini söylemeleri affedilir değil. Bilmelerini garanti etmeleri gerek" dedi.

Pek çok sanayi ülkesinin hükümeti kalkınma bankalarına yatırım yaptığından, aktivistler seçmenlerinin de bilgilendirilme sorumluluğuna sahip olduğunu savunuyor.

Leather, "İngiltere, Almanya ve ABD hükümetleri, Dünya Bankası hissedarlarından. Bu da bu ülke vatandaşlarının hükümetlerine 'paralarımızın bu saldırılarla ilişkisi olmadığını garanti etmek için ne yapıyorsunuz' sorusunu sorabilecekleri anlamına geliyor" şeklinde konuştu.

Geçen yıl Honduras'ta Goldman Çevre Ödülü sahibi Berta Caceres'in öldürülmesinin ardından Hollanda Kalkınma Bankası ve Finlandiya Kalkınma Bankası, Agua Zarca hidrolik barajını finanse etmeyi bıraktı. Baraj, yerli Lenca halkına ait arazileri tehdit ediyordu.

Yıllardır Lenca aktivistlerine yönelik saldırı ve tehditlere karşı çıkanlar, bankalar faaliyete geçmeden önce Caceres'in ölmek zorunda kalmasından dolayı öfkeliydi.

SUÇLULAR CEZA ALMIYOR

Leather, "Şimdi diğer kuruluşlar da ders aldıklarını ve çevre savunucularının korunmasını geliştirecek politikalar yerleştirdiklerini göstermek zorunda" dedi.

Rapora göre, yapılacak ilk şey projelere başlamadan önce yerel topluluklara danışmak.
Çevre savunucularına yönelik suçlardaki artışın nedenlerinden biri de genelde suçluların ceza almaması olarak gösteriliyor. (DIŞ HABERLER)
 

www.evrensel.net