New York'ta Ekim Devrimi'nin 100. yılı etkinliği

New York'ta Ekim Devrimi'nin 100. yılı etkinliği

ABD’nin New York kentide Ekim Devrimi’nin 100. Yılı etkinliği, politik tartışmalar ve kültürel aktivitelerle ev sahipliği yaptı.

Ekim KILIÇ
New York 

ABD’nin New York kentide ILPS (Halkların Uluslararası Mücadele Ligi) ve PRISM’nin (Uluslararası Dayanışma ve Kitle Hareketi için Halkın Gücü) düzenlediği Ekim Devrimi’nin 100. Yılı etkinliği, politik tartışmalar ve kültürel aktivitelerle ev sahipliği yaptı. İki gün süren etkinlikte Filipinli ve Amerikalı mücadeleci örgütler dünya halklarının mücadelesinin ne seviyede olduğundan, bu mücadeleden ne anlamaları ve neler yapmaları gerektiğine kadar birçok konu konuştular. Etkinliğe özellikle “milenyum kuşağı” olarak adlandırılan 20’li yaşlarındaki gençlerin yoğun katılımı gözlendi.

‘HÂLÂ DEVRİMLER ÇAĞINDAYIZ’ 

Etkinlikler ILPS Genel Başkanı Jose Maria Sison’un Ekim Devrimi’nin 100.yılına ilişkin konuşmasının yer aldığı bir video ile başladı. ILPS ve PRISM’in “Büyük Sosyalist Ekim Devrimi’nin 100.yılını kutlamak için kampanyanın sorumluluğunu Marksist-Leninist, sosyalist ve anti-emperyalist örgütlerle beraber üstlendiğini” belirten Sison “Modern revizyonistlerin sosyalizme ihanetine rağmen bizler hâlâ emperyalizm ve proleter devrim çağındayız. Bugün gittikçe daha da kötüleşen genel krizle ve tekelci kapitalizmin savaş kışkırtıcılığıyla mücadele ediyoruz. Dünya proleter devriminin yeniden doğuşuna ve ilerlemesine katkı için elimizden gelenin en iyisini yapmak için uğraşıyoruz” dedi.

SINIF PARTİSİ İHTİYACI

Konferans ILPS, FRSO (Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütü), WWP (İşçilerin Dünyası Partisi) ve ROL (Emeğin Devrimci Örgütü) temsilcilerinin sunumları ile devam etti. Sunumların başlıkları Ekim Devrimi’nin dünü, bugünü ve yarınına dair birçok yönünü kapsıyordu. Sunumlar sonrasında salonda oluşturulan irili ufaklı tartışma gruplarında özellikle mücadeleci güçler arasında düne göre daha fazla birlik olması ve ABD’de bir işçi sınıfı partisi kurulması gerekliliği önemle vurgulandı. Konferansın ikinci günü ise film gösterimi, şiir ve müzik dinletileri ile geçti. 

'EKİM DEVRİMİ BAŞKA BİR DÜNYANIN MÜMKÜN OLDUĞUNU GÖSTERDİ'

Mick Kelly,Kongeransa katılım gösteren Amerikalı ve Filipinli dostlarımızla mücadeleleri ve Ekim Devrimi üzerine düşünceleri hakkında sohbet ettik:
Özgürlük Yolu Sosyalist Örgütü daimi komite üyesi 59 yaşındaki Mick Kelly, örgütlerinin komünist bir örgüt olduğunu, özel olarak emekçilerin ve ezilen halkların mücadelelerini büyütmeye çalıştıklarını söyledi. “İşçilerin, göçmen hakları ve Afro-Amerikalıların hareketlerinin büyüdüğünü görüyoruz. Parlak bir gelecek için ileriye bakıyoruz” dedi. 

Ekim Devrimi’nin başka bir dünyanın mümkün olduğunu söyleyen ve tartışmasız bir mesajı verdiğini belirten Kelly, Ekim Devrimi’nin baskı ve sömürü altında yaşamanın değişmez olduğu sanrısını tamamen reddettiğini ekledi. Ulusal hareketleri de haklı mücadeleler olarak gördüklerini belirten Kelly, ABD imparatorluğuna karşı içeride ve dışarıda beraber mücadele edilmesi gerekliliğini vurguladı. Ve devrimin 100.yıl etkinliklerinin yaşlı-genç herkes için iyi olduğu, ancak özellikle gençlerin Marksizm-Leninizm’ii tartışması için iyi bir olanak olduğunu söyledi: “Bu değişim için stratejileri tartışmak adına bir fırsat. Gerçek şu ki, eğer dünyaya bakarsan, bundan daha iyisini yapabileceğimizi görebilirsin. Ve ILPS, PRISM ve diğerleri tarafından yapılan böylesi etkinlikler bu sistemden nasıl kurtulacağımızı konuşup tartışacağımız ideal mekanlardır.”

'FİLİPİNLER'DE ÇOCUKLARA ABD'YE ŞÜKRETMELERİ ÖĞRETİLİYOR'

Nerissa Allegretti (54) Filipinli bir aktivist. Filipinler’de İnsan Hakları İçin Uluslararası Koalisyon’da da görev alıyor. Kızı Lorena Buni (27) çocuk Nerissa Allegretti - Lorena Bunibakıcılığı ve okul öncesi öğretmenliği yapıyor. Aynı zamanda Anakbayan ABD’de (Bayan’ın gençlik örgütü) ulusal dayanışma görevlisi olarak mücadele ediyor. 

Nerissa Allegretti ailesinin kuşaklar boyunca kurtuluş mücadelesi içinde olduğunu söylüyor. 

Lorena ise annesinin bir örgütçü olmasının kendisinde bir katkısı olduğunu söylemesine rağmen, toplumdaki çelişkileri kendisinin gördüğünü ifade ediyor: “Alışveriş merkezleri, oteller ve göz kamaştırıcı şeyler var. Ancak bunların hemen karşısında bu işyerlerinde çalışanların kaldığı gecekondu mahallelerini görüyorsunuz. Bu insanlar saatlerce çalışıp az bir ücret alıyorlar. Ve ayrıca yaşam mücadelesi verdikleri gecekondular kriminalize edilmeye çalışılıyor. Onların çoğu kırsal kesimlerden, topraklarından kovulmuş halktan oluşuyor… Ancak Filipinler’deki kolonyal eğitim bize farklı söylüyordu: Gecekondularda yaşayanlar fakirdir. Çünkü onlar tembeldir. Ve hepsi suçludur. Onlar gerçekten çalışmak istemiyorlar. ”0 Filipinler’deki eğitimde ABD etkisine de değinen Lorena, “Bize ABD’nin bizi İspanyol sömürüsünden kurtardığı, bundan dolayı ABD’ye şükretmemiz öğretiliyor. Batılı olanı amaç edinmemiz, ona tapmamız gerektiği söyleniyor. Sömürü geçmişiyle alakalı tek bir kelime bile edilmiyor. Atalarımızın nasıl sömürge haline getirildiği ve atalarımızın nasıl barbarlar olduğu anlatılıyor” 
Elbette annesi, bir önceki kuşak olarak Lorena’ya öğretilenlerin şahitlerini daha yakından tanıyor. 103 yaşında yaşamını yitiren büyük büyük babası, Filipinler’i 200 yıl boyunca sömüren İspanyollara karşı ilk gençlik yıllarında savaşa katılmış. Daha sonra Amerikalıların geldiğini, ancak onların kurtarıcı değil, işgalci olduğundan bahsetmiş. Ondan sonraki kuşak Japon işgaline karşı savaşmış. 16 yıl önce Amerika’ya gelen Nerissa çocuklarının da koşulları gördükten sonra gözlerinin ve kalplerinin açılıp yoldaşları haline geldiğini söylüyor. 

'FİLİPİNLİ İŞÇİLERİN EN BÜYÜK SORUNU ULUSLARARASI EKONOMİK SİSTEMDİR'

Rodrigo Ricxu BacusModern Köleliğe Son Misyonu aktivisti, 28 yaşındaki genç Rodrigo Ricxu Bacus Filipinli göçmen emekçilerin durumunu anlattı.

“Ben Filipinler’den göç ettim. Bu durumu kişisel olarak yaşıyorum. Ayrıca buradaki göçmen işçilerin hareketi üzerine Filipinler’den gelmiş biri olarka çalışıyor, dayanışma kurmaya çalışıyorum. Bence Filipinli göçmen emekçilerin durumu hakkında bilinmesi gereken en önemli şey uluslararası ekonomik sistemin varlığıdır. Bazıları bunu neoliberalizm diye, ötekiler ise küreselleşme diye adlandırıyor. Fakat bu sistem sürekli olarak Filipinler gibi ülkelerden kaynakları dışarı çıkarıyor. Ben aslında ebeveynsiz büyüdüm. Çünkü annemle babam dışarıda iş bulmaya zorlanmıştı. Bu birçok Filipinli’nin başına gelen şey. Büyük ve uluslararası şirketler kaynaklarımızı bizden alıyorlar. Ve bize feodalizmi uyguluyorlar. Sonuç olarak birçok insan işsiz ve topraksız. Aileler umutsuz. Birçok insan her gün ülkeyi terk ediyor. Bunun sonucu olarak birçok insan daha büyük bir sömürüye karşı savunmasız kalıyor.”

‘SADECE EMEĞİMİZ DEĞİL ONURUMUZ DA SÖMÜRÜLÜYOR’

“Sadece emek sömürüsü değil. Fakat insanlık onurlarının sömürüsüne. Bizim aslında örgütümüzle yaptığımız insan kaçakçılığına dikkat çekmektir. Köleleğin modern versiyonunun insanların umutsuzluklarını kullanarak kendini var ettiğini düşünüyoruz. İnsanlar savunmasız. Çünkü onların vizesi ve hayatları tamamen işlerine bağlıdır. Böylelikle istenmeyen işler olsa bile çalışma zorunluluğu doğuyor. Az ödeme yapılsa bile! 

Bunun sonucu olarak insanlar bir araya gelip New York’ta bu örgütü kurdular. Bu göçmen işçilerin zorunlu göçün sonuçlarına ve doğasına karşı mücadele etmek için kurdukları bir örgüttür. İnsanlar iş bulmakta zorluk çektikleri için kolayca sömürülüyorlar. Onlar masalarına yiyecek koymakta oldukça umutsuzdur.”

 Ekim Devrimi’nin emekçiler açısından önemine de değinen Bacus: “Bolşevik Devrim’in başarısıyla insanların onurunu öne çıkaran yeni bir ekonominin kurulabileceği görüldü. Bu yüzden göçmen işçiler sosyalist bir perspektif ile düşünmek zorunda. Bir avuç azınlık yerine halkın çıkarına olan bir ekonomik değişimi düşünmek…”

'ULUSLARARASI ANTİ EMPERYALİST BİR CEPHE KURMALIYIZ'

ILPS adına sunum yapan Bernadette Ellorin, Bayan (Yurtdışındaki Filipinlilerin örgütü) ABD Genel Başkanı ve ILPS Uluslararası KoordinasyonBernadette Ellorin Komitesi üyesi. Ekim Devrimi’nin bugünkü önemi ve bu bağlamda Filipinler’de süregelen sıkıyönetim, barış mücadelesi hakkında Ellorin ile konuştuk:

“Duterte yönetimi tarafından ilan edilen sıkıyönetimin amacı öncelikli olarak devrimci halkın demokratik hükümetini temsil eden Filipinler Ulusal Demokratik Cephesi’yle, Duterte yönetimi altında olan Filipinler Cumhuriyeti hükümeti arasında süregelen barış görüşmelerini sekteye uğratmaktır. Bu ülkede ABD neo-koloniyalizminin statükosunun devamı niteliğinde bir tehdit olarak ortaya çıkıyor. Sonuç olarak sıkıyönetim ilanı Duterte kabinesinden gelen bir işarettir. Çünkü Duterte’nin kabinesi orduda görev alan eski generallerle doludur. Ve Filipin ordusu Amerikan emperyalizminin gerçek bir kuklasıdır. Aslında Filipin ordusunu koloni döneminde ABD koloni hükümeti kurmuştur. Yani aslında Amerikan neo-koloniyalizmini devam ettiren aynı rolü oynamışlardır.”

Bu sebeple daha fazla uluslararası dayanışma gerektiğini belirten Ellorin:

 “Sunumum emperyalizmin küresel krizinin güncel durumu anlatıyordu. Dünya çapındaki küresel ekonomik kriz, bunun halklar üzerindeki etkileri, tekelci kapitalistlerin krizden çıkış çabaları ve yükselen neo-faşizmin, polis şiddetinin, alternatif sağ gibi grupların altında gene bu krizin olduğunu anlattım. Ve küresel bir anti-emperyalist cephe kurmak için oldukça elverişli koşullar var. Aslında ILPS’nin kendisi anti-emperyalist bir cephedir. Emperyalizmden zarar gören halklar birlikte çalışmaktadır. Bu yeni bir şey değil. Hindistanlı ve Filipinli halklar her zaman dayanışma içinde olmuşlardır. Biz anti-emperyalist dayanışmayı ABD’de tanıtmaya çalışıyoruz.”

‘TEMEL ÇELİŞKİ HÂLÂ AYNIDIR’

Filipin devrimci hareketinin sosyalist bir perspektife sahip olduğunu söyleyen Ellorin:

“Çünkü dünyadaki temel çelişki hâlâ aynıdır: Burjuvazi ve proletarya, emek ve sermaye arasındaki çelişki. Bu değişmedi. Bugün tekelci kapitalistler tarafından emeğin sömürüsünün en azgın biçimlerini görüyoruz. Neoliberal ekonomik politikalar hiçbir zaman olmadığı kadar proletaryayı sömürüyor. İşte bu bütün kârı koparıp alan yüzde1’lik mali oligarşidir. Ve tiksindirici bir seviyededir. Bu yüzden sosyalizm tek yoldur. Proletaryanın önderliği emperyalizmin ezilmesi için hâlâ çok önemlidir.”

 “Peki ne yapmalı?” diye sorduğumuzda ise şöyle yanıtladı: “Anti-emperyalist bir cephe kurmaya ihtiyacamız var. İttifaklarımızı kurup gerçek bir dayanışma içinde olmalıyız. Medyanın ve eğitim sisteminin kontrolü elimizde değil. O zaman birbirimizle konuşmak zorundayız. Birbirimizle iletişime geçmek için yaratıcı yollar bulmak zorundayız” dedi.

www.evrensel.net