4 sivilin tarandığı zırhlının görüntüleri dosyada yok

4 sivilin tarandığı zırhlının görüntüleri dosyada yok

Yüksekova'da zırhlı araçtan açılan ateş sonucu 4 kişinin yaşamını yitirdiği davada zırhlı araçtaki telsiz ve kamera kayıtları dosyada yok

Yüksekova'da zırhlı araçtan açılan ateş sonucu 4 kişinin yaşamını yitirdiği, 2 kişinin de yaralandığı olaya ilişkin açılan davada, zırhlı araçtaki telsiz ve kamera kayıtları ile olay yerindeki MOBESE görüntülerinin dava dosyasına konulmadığı ortaya çıktı.

Hakkari’nin Yüksekova ilçesi Cengiz Topel Caddesi’nde 8 Ekim 2016 tarihinde Kobra tipi zırhlı araçtan açılan ateşle Serhat Buldan, Rahmi Safhalı, Necdet İşözü ve Aydın Tümen’i öldüren, 2 yurttaşı ise yaralayan polis İlyas Mekikli hakkında, “taksirle öldürme” suçundan açılan ve “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır’a nakledilen davanın ilk duruşması görüldü. 

Diyarbakır 3'üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya, sanık polis Mekikli, tutuklu olduğu Erzincan T Tipi Cezaevi’nden Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden katıldı. Duruşmaya, yaşamını yitirenlerin yakınları ile müşteki ve sanık avukatları katıldı. İddianamenin kabul kararı ve kimlik tespiti ardından sanığın savunmasına geçildi. 

‘BEN TETİĞE KESİNLİKLE BASMADIM’

Olay tarihinde devriye görevi yapmak üzere zırhlı araçla yola çıktıklarını söyleyen Mekikli, “Orman mahallesinde ilk görevimdi. Daha önce Güngör mahallesinde görev yapıyordum. Olay günü güvenlik açısından etrafı gözetliyordum. Önde Ejder isimli bir araç vardı. O araç sola baktığı vakit ben sağa bakarak güvenliği sağlamaya çalışıyordum. Bir ara seri şekilde silah sesi duydum. Duyduktan sonra korkarak bize ateş edildiğini sanarak elimi havaya kaldırdım. Korku ile diğer arkadaşlarıma baktım. Onlar da bana bakıyorlardı. Benim elimi joystickten çektiğim anda silah sesi geliyordu. Daha sonra ateş sesi durunca ben hemen kuleyi boş bir alana çevirmek için hamle yaptım. Kuleyi yukarı doğru çevirdim, sonra camların kırıldığını gördüm. Daha sonra Erdinç, arkadaşımızın sesini duyur duymaz öndeki emniyeti kapattı. Aynı anda ben de önümdeki emniyeti kapattım. Daha sonra yolun karşısına geçtik. Bu arada arkadaşlarımız ambulans talebinde bulundular. Ben tetiğe kesinlikle basmadım. Benim kusurum yoktur. Kobra tipi araçların kule kısmı sürekli arıza vermekteydi. İki aylık bir araçtı, ama sürekli arıza vermekteydi. Ben silahın arıza yaptığında oradaki yerel tamirciler ile basit bir şekilde tamir edildiğini görmüştüm. Elektronik ise sıfır megafon takılsa bile çalışmıyordu. Bu olaydan dolayı çok üzgünüm. Oradaki kimseye zarar gelmesini istemezdim. Keşke ben ölseydim” diye konuştu.

SİLAH ATIŞA HAZIR VAZİYETTEYMİŞ 

Sanık savunması ardından çapraz sorguya geçildi. Mahkeme başkanının araçta bulunan silahı kullanma eğitimi alıp almadığına yönelik sorusuna sanık Mekikli, “Ben bu silahı kullanmak için 25-30 gün önce 3 günlük bir eğitim almıştım” cevabını verdi. Araçta bulunan silahın normal şartlarda atışa hazır vaziyette tutulup tutulmadığı yönündeki soruya ise, sanık Mekikli, “Normal şartlarda silah, atışa hazır vaziyette bulundurulmaz. Ancak Yüksekova’da devriye attığımız mahallenin özel şartlarından dolayı atışa hazır vaziyette devriye atılıyordu” dedi. 

Sanığın araçta bulunan silahın emniyet mandalının açık olup olmadığı konusunda çelişkili ifadesi üzerine mahkeme başkanı bununla ilgili tekrar soru sordu. Sanık ise, “Silahın emniyeti ile atış öncesi çekilen mandal farklı mekanizmalardır. Aracın o sırada iki emniyeti de açık haldeydi. Ancak mandal çekik vaziyette değildi” iddiasında bulundu. 

Kazaya ilişkin hazırlanan bilirkişi raporunda yer alan aleyhindeki hususları kabul etmediğini söyleyen Mekikli, silah ateş almadan önce aracın sert şekilde fren yaptığını ileri sürdü.

‘BU OLAYIN KASITLI ŞEKİLDE İŞLENDİĞİNİ DÜŞÜNÜYORUM’

Ardından müştekilerin ifadesine geçildi. Olayda yaşamını yitiren Serhat Buldan’ın babası Mehmet Hasan Buldan, Necdet İşözü’nün babası Sabri İşözü ve olayda yaralanan Şemsettin Çakmakçı şikâyetçi olduklarını, davaya katılmak istediklerini belirterek, sanığın en ağır şekilde cezalandırılmasını talep etti. 

Olayda yaşamını yitiren Aydın Tümen’in amcası Ahmet Tümen ise davaya katılmak istediğini ve şikâyetçi olduğunu belirterek, “Olayın nasıl olduğunu gördüm. Araç sürekli ana caddede geziyordu. Benim tam servis aracının önüne geldiği gibi ateş ederek benim yakınlarımı öldürdü. Arabayı 5 metre geçtikten sonra araç tekrar hareket ederek benim dükkânıma doğru ateş etmeye devam etti. Yanlışlık olduysa araç nasıl 5 metre tekrar dükkânıma dönerek ateş ediyor. Bu olayın kasıtlı şekilde işlendiğini düşünüyorum” diye belirtti. 

'TANIK İFADELERİNE BAŞVURULMADI'

Ardından söz alan müşteki Avukatı Hakkari Baro Başkanı Serdar Işık, sanığın samimi ve tutarlı ifade vermediğini belirterek, olay yerinde yapılan incelemenin hukuka aykırı olduğunu, olay için “teknik arıza” diyen emniyetin soruşturmayı yürütmesinin sağlıklı olmadığını söyledi. Zırhlı aracın içinde bulunan kamera görüntülerinin dava dosyasına konulmadığına dikkat çeken Işık, “Olaydan hemen sonra valilik açıklama yapmış, olayın teknik bir arızadan kaynaklandığı belirtmiştir. Savcılık, valilik ve mahkeme bizce bu olayın üstünü kapatmak istemektedir. Biz bu olayın olası kast altında öldürme suçu olduğunu düşünüyoruz. Bilirkişiler yanlı olarak sanık lehine rapor düzenlemiştir. Olay yerinde tanıklar olmasına rağmen soruşturma aşamasında ifadelerine başvurulmamıştır” dedi.

TELSİZ KAYITLARI VE ARACIN KAMERA GÖRÜNTÜLERİ YOK

Avukat Davut Uzunköprü ise, zırhlı araçtaki silahtan atış yapıldıktan birkaç saniye sonra yeniden atış yapılmasının teknik arızadan kaynaklanmadığına dikkat çekerek, şunları kaydetti: “İnsanların kalabalık olduğu bir yerde aracın atış serbest butonu kasıtlı bir şekilde açık bırakılmıştır. Savcılık soruşturma aşamasında olay yeri görüntüleri, MOBESE kamera görüntüleri ve araç içi kamera görüntülerini araştırmadan davayı taksirle adam öldürme suçundan açması bile bizce hukuka aykırıdır. Soruşturmanın eksik ve taraflı yapıldığını düşünüyoruz. Olay anında sanığın yanında bulunan diğer kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulmasını talep ediyoruz.” 

Avukat Harika Günay Karataş da, davanın “güvenlik” gerekçesiyle Diyarbakır’a nakledilmesinin sanık polisi korumaya yönelik bir girişim olduğunu vurguladı. Bu davada bir hukuk garabetiyle karşı karşıya olduklarını dile getiren Karataş, “Bu davada polis zihniyeti yargılanıyor. Yüksekova’dakiler Kürt oldukları için öldürüldüler” dedi. 

Avukat İbrahim Aytekin de, suçun bütün delillerinin toplanmadığına dikkat çekerek, araç içindeki görüntülerin ve araçta bulunan polislerin yaptığı telsiz konuşma kayıtlarının dava dosyasına konulmadığını belirtti. Sanığın bilerek, isteyerek, suç işlediğini ifade eden Aytekin, sanık hakkında olası kastla adam öldürme suçundan ek iddianame hazırlanmasını talep etti.

Avukatların yaptığı savunmaların ardından olay anında araçta bulunan diğer iki polis tanık olarak dinlendi. Polisler ifadelerinde, ilk başta araçtan ateş edildiğini fark etmediklerini, başka bir yerden kendilerine ateş atıldığını düşündüklerini, araçtan boş kovanların düştüğünü gördükten sonra araçtan ateş açıldığını anladıklarını ileri sürdü. 

Duruşma savcısı mütalaasında sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini talep etti.

Ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanığın tutukluluk halinin devamına hükmetti. Mahkeme, Yüksekova Emniyet Müdürlüğü’ne yazı yazılarak olay ile ilgili idari soruşturma açılıp açılmadığı, zırhlı araçtaki telsiz görüşmesi kayıtlarının istenmesine karar verdi.

Araçtaki diğer polisler hakkında suç duyurusunda bulunmayan mahkeme, bunu katılan tarafın isteğine bıraktı. Olay ile ilgili yeniden rapor alınması için uzman bilirkişi tayin edilmesine karar veren mahkeme, eksiklerin tamamlanması için davayı Ekim ayına erteledi. (DİHABER)
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.