Büyükada'da 'terör' suçlamasına tepkiler sürüyor

Büyükada'da 'terör' suçlamasına tepkiler sürüyor

İstanbul Büyükada’da bir dijital güvenlik ve bilgi yönetimi eğitimi sırasında insan hakları savunucularının gözaltına alınmasının yankıları sürüyor.

Erdi TÜTMEZ
İstanbul

Gözaltına alındıktan sonra uzun süre avukatlarıyla görüşemeyen insan hakları savunucuları, önceki gün avukatlarıyla görüşebilmişti. Dosyadaki kısıtlılık kararı nedeniyle avukatlar soruşturmanın içeriğine dair bilgi almakta zorlanırken, gözaltına alınanların ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’la suçlandığı ortaya çıkmıştı. Öte yandan soruşturmayı Terörle Mücadele Şubesi’nin yürüteceği öğrenilirken, gözaltında tutulan insan hakları savunucularının soruşturmayı yürütecek polis biriminin bulunduğu Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü binasına gönderilecekleri belirtildi.

‘MESLEKİ FAALİYET SUÇLANIYOR’

İnsan hakları savunucularına gözaltı ve yöneltilen suçlamalar hakkında gazetemize konuşan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner da Af Örgütü olarak ilginç ve yeni bir durumla karşı karşıya olduklarını söyledi. Gardner, “Uluslararası Af Örgütü, 1961’den bu yana dünyanın bir çok yerinde faaliyetlerde bulunuyor. Şu ana kadar gözaltına alınan başkanımız oldu, ama hiçbir yöneticimiz ‘Silahlı terör örgütüne üye olmak’la suçlanmadı, gözaltına alınıp tutuklanmadı. İlk defa aynı anda bir ülkede şube başkanımız tutuklu, direktörümüz de gözaltında.” dedi. Gözaltına alınan insan hakları savunucularının mesleki faaliyetlerinden dolayı gözaltına alındığını belirten Gardner, “Bu konu net ve çok açık bir şekilde mesleki faaliyetler suçlanıyor. Başka bir şey yok” ifadelerini kullandı.

‘YAŞANANLAR KORKU İKLİMİNİN BİR PARÇASI’

Son dönemde insan hakları kuruluşlarına ve savunucularına dönük baskıların artığını söyleyen Gardner, “İnsan haklarının baskı altında olması yeni bir durum değil. 2015 yılında Güneydoğu’da ağır insan hakları ihlalleri yaşandı ve bunları araştırıp, raporlaştıran insan hakları kuruluşları baskı altına alındı. Daha sonra da 15 Temmuz’un ardından yaşananlar var. Bütün bunlar darbe girişiminden sonra yaşanan korku ikliminin bir parçası. Türkiye’de bir çok kesim baskı altında. Çok büyük hak ihlalleri yaşanıyor. İşte insan hakları kuruluşları da bu dönemde büyük bir rol oynuyor. İnsan hakları savunucuları bundan dolayı böyle bir baskıyla karşı karşıya.” ifadelerini kullandı.

Kamuoyuna çağrıda da bulunan Gardner, “Baskı altında olan insanlar, yıllardır insanların uğradığı hak ihlallerini takip ediyorlar. Her kim olursa olsun, nerede bir hak ihlali varsa oradalar. Şimdi bu insanlar böyle bir durumla karşı karşıya. Kimse sessiz kalmamalı. İnsan haklarına ve savunucularına destek olmamız gerek. İnsan haklarını savunmak suç olmamalı. Eğer böyle olursa sonuçları ağır olur. İhlalleri yapanların hesap vermeleri daha da zorlaşır. Önemli ve kritik bir noktadayız.”dedi.

‘SUÇLAMALAR MANTIĞI ZORLUYOR’

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü İdil Eser, yedi insan hakları savunucusu ve iki IT eğitimcisi hakkında silahlı terör örgüt üyeliğinden soruşturma başlatılması üzerine bir açıklama yapan Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Shalil Shetty,  “İdil Eser’e ve diğer dokuz kişiye karşı yöneltilen bu suçlamaların absürt olması Türkiye’deki en önemli sivil toplum kuruluşlarına karşı yapılan bu saldırının ne kadar ciddi olduğunu gizleyemiyor. Rutin bir eğitime katılırken temelsiz bir şekilde gözaltına alınmaları yeterince kötüyken, şimdi de silahlı terör örgütü üyeliği ile soruşturulmaları mantığı zorluyor. Türkiye’de ne sivil topluma, ne eleştiriye ve ne de hesap verilebilirliğe yer var.” dedi.

‘1980’DEKİ GÜNLERE DÖNDÜK’

İnsan hakları savunucularının gözaltına alınması ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’la suçlanmasına İHD Genel Başkanı Öztürk Türkdoğan da tepki gösterdi. “ Bu dönemde insan haklarına savunucularına dönük yaklaşımlar 1980’deki yaklaşımlar” diyen Türkdoğan, “80’li yıllarda Türkiye insan haklarının korunmasına dair bir çok sözleşmeyi imzalamamıştı. Ama sonradan bunların çoğu imzalandı. Mekanizmalar kuruldu, raporlar görüşüldü, tartışmalar yürütüldü. Yani belli bir noktaya geldi. Ama son dönemde bunlar yokmuş gibi davranılıyor” ifadelerini kullandı. İnsan hakları savunucularına son dönemde baskıların arttığını söyleyen Türkdoğan, “Bütün bunlara karşı hep uyardık. Bu korkunç bir geriye gidiş. İktidar bu tutumundan vazgeçmeli. İnsan hakları savunucularının kendi toplantılarını ‘Türkiye’ye dönük toplantı’ diye görmek, ‘Ya bendensin ya da sonuçlarına katlanırsın’ demek büyük bir hatadır ve bu hatadan vazgeçilmeli.” diye konuştu. İnsan hakları savunucularının mesleki faaliyet yürüttüğünü ifade eden Türkdoğan, “Bu toplantılar, bu faaliyetler gizli değil. İnsan hakları savunucuları her yerde aynı şeyi söylerler. Hükümete de, kamuoyuna da aynı şeyi söylerler. Bu trajikomik bir durum. Şaşkınlık içerisindeyiz. Bu vahim hatadan bir an önce dönülmesini istiyoruz” dedi.

NE OLMUŞTU?

TÜRKİYE’deki önde gelen insan hakları kurumlarının yöneticileri ve üyeleri Büyükada’da meslek içi eğitim toplantısı düzenlemiş, toplantılar sürerken insan hakları savunucularının oteline gelen polis bir ihbar olduğu gerekçesiyle toplu gözaltı işlemi uygulamıştı. Polis, Yurttaşlar Derneği’nden Nalan Erkem, Kadın Koalisyonu’ndan İlknur Üstün, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Yönetim Kurulu üyesi Veli Acı, İnsan Hakları Gündemi Derneği’nden Günal Kurşun, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan, Yurttaşlar Derneği’nden Özlem Dalkıran, eski Mazlum Der'li aktivist Şeyhmus Özbekli ile toplantılara moderatörlük yapan Ali Garawi’yi gözaltına almıştı.

Foto: BBC

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.