G20'ye karşı Küresel Dayanışma Zirvesi

G20'ye karşı Küresel Dayanışma Zirvesi

 G20 Zirvesi'nde karşı düzenlenen “Alternatif Zirve”de emperyalist-kapitalist ülkelerin yarattığı sorunlara karşı anti-kapitalist alternatifler arandı

Yücel ÖZDEMİR
Aziz KOÇYİĞİT
Hamburg


Hamburg'da Cuma günü başlayacak G20 Zirvesi'nde karşı başlayan protestolar ve etkinlikler çerçevesinde düzenlenen “Alternatif Zirve” çarşamba günü başladı. “Kampnagel” adlı tiyatro merkezinde “Küresel Dayanışma Zirvesi” başlığıyla gerçekleştirilen zirvede ana forumların yanı sıra çalışma gruplarında da tartışmalar yapılıyor.

Zirve ve protestoları düzenleyen örgütler tarafından çağırısı yapılan alternatif zirveye Türkiye, Rojava, İspanya, ABD, Filipinler, Hindistan başta olmak üzere 20 ülkeden uzmanlar, kurum temsilcileri ve akademisyenler katılıyor.

1200 kişinin katıldığı alternatif zirve kapsamında “NATO ve AB'nin Militaristleşme Politikası-Barış İçin Alternatifler” başlığıyla yapılan oturumda dünya genelinde NATO'nun izlediği politikalar çerçevesinde ABD, Türkiye ve Filipinler'deki durum ele alındı.

Oturuma Türkiye'den Emek Partisi (EMEP) Genel Başkan Yardımcısı Nuray Sancar, ABD Barış Hareketi temsilcisi Colone Ann Wright, Filipin Barış Hareketi'den Corazon Valdez Fabros ve Almanya Barış Hareketi'nden Rainer Braun katıldı.

NATO BATILI KAPİTALİST DEVLETLERİN ÇIKARLARINI KORUMAK ÜZERE KURULDU

Sancar yaptığı konuşmada NATO üyesi bir ülkeden geldiğini belirterek, NATO'nun iki kutuplu dünyada ABD öncülüğüne batılı kapitalist devletlerin çıkarlarını korumak üzere kurulduğunu, ancak Soğuk Savaşın bitmesi ve Doğu Bloku'nun yıkılmasından sonra da varlığını sürdürdüğüne dikkat çekerek, “Yugoslavya, Afganistan ve Irak işgalleri bu savaş örgütünün yeni görevlerinin belirlenmesi açısından önemli oldu. Kapitalizmin bütün pis işleri bu örgüt tarafından yapıldı. Bu nedenle biz NATO'nun dağıtılmasını savunuyoruz” dedi. Sancar Türkiye'de tek adam rejimine karşı verilen mücadeleyi de anlattı.

Alman Barış Hareketi'nden Braun ise yaptığı konuşmada G20 Zirvesi'nde katılan 19 ülkenin 8'nin aynı zamanda NATO üyesi olduğunu, 8'inin de NATO ile özel anlaşmaları olan ülkeler olduğuna işaret ederek, Hamburg'da aynı zamanda savaş ve silahlanmanın da konuşulduğuna işaret ederek barış hareketinin buna karşı güçlü bir mücadele örgütlemesi gerektiğini belirtti.

Corazon Valdez Fabros, ülkesinde ABD'nin üslerine karşı verilen mücadelenin başarıyla sonuçlandığını, ancak yeniden üslerin kurulması için girişimler başlatıldığını anlattı.

Colone Ann Wright ise Trump'ın seçilmesini, “Böyle bir adamı seçtiğimiz için üzgünüm” dedi. ABD'nin dış politikasının bugüne kadar hep savaş üzerine kurulduğunu, bunun yerine düşmanlarla diyalog politkasının egemen olması gerektiğini sözlerine ekledi.

Topantıda söz alan bazı dinleyiciler NATO ve silahlanmaya karşı somut alternatiflerin ortaya konulması ve bu temelde mücadele edilmesi çağrısında bulundu.

G20'YE KARŞI ALTERNATİFLER ÜRETİLMELİ

“G20 hükümetlerinin politikalarına yerel, ulusal, Avrupa ve küresel düzeyde alternatifler” başlığıyla yapılan oturuma ise Barcelona'dan Sonia Farre, Rojava Avrupa Temsilcisi Sinem Muhammed, Sol Parti Yönetim Kurulu üyesi ve Berlin Belediyesi eski Başkan Yardımcısı Harald Wolf ve Uganda Güney ve Doğu Afrika Çalışma Enstitüsü'nden Jane Nalunga konuşmacı olarak katıldı.

Wolf yaptığı konuşmada AB'de ülkelere dayatılan bir çok politikanın Almanya tarfından dikte dikte ettirildiğine dikkat çekerek, AB çapında izlenen politikaların değişmesini isteyenler öncelikle Almanya'nın politikasını değiştirmesi gerektiğine işaret etti. Buna somut olarak Almanya'da çalışanların haklarına yapılan kısıtlamaların daha sonra nasıl hayata geçirildiğini örnekler verdi.

Nalunga ise yaptığı konuşmada IMF ve Dünya Bankası politkalarının Afrika'da tarım ve sanayizi yok ettiini belirtti. İspanya'da üretilen domateslerin Uganda'd daha ucuz olduğunu, buna rağmen ürekli pazarın liberalleştirilmesi için baskıların yapıldığına işaret ederek halk arasında dayatmalara karşı öfkenin büyüdüğünü anlattı.

Konferansa katılması beklenen PYD Eşbaşkanı Salih Müslim konferansa katılamazken yerine katılan Sinem Muhammed, Rojava'da alernatif bir sistemin kurulduğunu söyledi. Rojava'da çoğunluğu Kürtler olmak üzere farklı inançlardan ve ulusların yaşadığını belirterek, “Arap Baharı”ndan sonra yaşanan gelişmeleri anlattı.

2011'den sonra Rojava'da Kürtlerin kendisini yönetmeye başladığını, demokratik alternatif bir yönetimin kurulduğunu bunun sosyal, politik ve kadın devrimi olduğunu, dolayısıyla bunun bölgeye örnek olduğunu sözlerine ekledi.

Alternatif zirve toplantılarında ayrıca cuma ve cumartesi günü yapılacak protesto gösterilerine katılma çağrısı yapıldı.


 

www.evrensel.net