12 Temmuz 2012 11:06

Sen neymişsin be lale!

Tutuklu Öğrencilerle Dayanışma İnisiyatifi (TODİ) tarafından hazırlanan Tutuklu Öğrenci Raporu’nda, 771 öğrencinin tutuklu olduğu belirtilirken Avukat Deniz Gedik bir hukukçu olarak, tutuklu öğrencilerin iddianamelerinde yer alan iddianamelerinde, "Ters lale fotoğrafı", "Bir şeyi söylememek" gibi delilleri anlamakta gü

Sen neymişsin be lale!
Paylaş

TODİ tarafından hazırlanan Tutuklu Öğrenci Raporu’nda, Türkiye cezaevlerinde 771 öğrencinin tutuklu olduğu açıklanmıştı. Ancak bu sayı sadece inisiyatife mektupla ya da avukatları aracılığı ile ulaşan öğrencilerden oluşuyor. Avukat Deniz Gedik, rapor açıklandıktan sonra yeni mektuplar aldıklarını ve sayıyı 771 ile sınırlamanın doğru olmadığını belirterek, “Devletin öğrenci algısı da biraz tuhaf çünkü devlet, öğrenci olarak görüp daha sonra soruşturmaya maruz kalıp okuldan atılanları öğrenci saymıyor. Bunun dışında açık öğretim öğrencileri öğrenci sayılmıyor. Herhangi bir örgün öğretim kurumuna kayıtlı olup, başka bir üniversite için dershaneye gidenler de öğrenci olarak sayılmıyor” diyor.

‘TERS LALE’ BÖLGEDE YETİŞİYOR DİKKAT!

Avukat Deniz Gedik, bir hukukçu olarak iddianamelerdeki suçlamaları anlamakta güçlük çektiğinin altını çizerek, “Örgütlü katılım gerektiren her eylem bu çerçevede örgüt propagandası olarak değerlendirilebiliyor. 8 Mart’a 1 Mayıs’a katılmak gibi hepimizin yaptığı yapılabileceği kitlesel katılımlı eylemler suç olarak geçiyor. Onun dışında arkadaşlarını duruşma önünde beklemek, mektup yazmak, mektup almak gibi basit bir arkadaşlık ilişkisine işaret edecek şeyler bile örgütsel anlamda değerlendiriliyor” diyerek, bu durumu ifade ediyor. Öğrencilerin iddianamelerinde şiddet içeren bir eylemin büyük ölçüde yer almadığını belirten Gedik, tutuklu bir öğrencinin yazmış olduğu mektuptan örnek vererek, “Tutuklu bir öğrencinin evinde bir ters lale fotoğrafı yakalanmış, ‘Ters lale sadece Güneydoğu Bölgesi’nde yetişen bir bitkidir. Kadın teröristlerin onlarla çekilmiş fotoğrafları vardır. Ters lale fotoğrafını taşımak örgütsel bir şeye işaret edebilir’ gibi çok ağır bedeli olan çıkarımlar var iddianamelerde” diye konuştu.

SÖYLEMEMEK DE SUÇ

Gedik, skandal sayılabilecek bir durumun da iddianamelerde bir şeyi söylememenin delil sayılması olduğuna dikkat çekiyor. Gedik, “Bunları söylemek istemediği için örgütün nasıl çalıştığını ve dinlendiğini biliyor, o yüzden söylemiyor’ gibi çıkarımlar var. Bir şeyi söylememek, söylemekten imtina etmek, cümlenin orasındayken susmak gibi şeyler iddianamelerde örgüt bağlantısı olduğuna işaret olarak yer alabiliyor” diyor. Gedik, 3. Yargı Paketi’nin ise, tutuklu öğrenciler meselesini daha da derinleştireceğini belirterek konuyu “Çünkü çok daha kalın duvarlar örüldü. Başbakanın ve MİT’e bağlı olarak çalışanların yargılanması önünde ciddi engel getirildi. Hatta terör mahkemeleri oluşturulacağı söylendi” diye yorumluyor.

‘HAPSETMEK BAŞLI BAŞINA  ŞİDDET EYLEMİ’

“Hapsetmenin başlı başına bir şiddet eylemi olduğunu görmezden geliyoruz artık” diyen Gedik, “O kadar olağanlaştı ki, insanların F tipi hapishanelerde olması hiç tartışılmaz oldu. Bence hâlâ her tutuklamaya, her furyaya, her alınan insan, her iddianamedeki tuhaflığa şaşırmamız lazım. Bunları olağanlaştırmamak gerekiyor” diyor.

TODİ Aktivisti Ahmet Saymadi ise, “TMK’deki değişikliklerin aslında tamamı demokratik alanın daraltılması ve ceza almalarının artmasına yöneliktir. İkinci bir boyutu ise siyasi kararın yansımasıdır. AKP’nin, kendi karşındaki Kürt Özgürlük Hareketini tasfiye etmeye yönelik bir tavır. Tutuklama kararı alınıyor, tutukladıktan sonra da bir iddianame oluşturulmaya çalışılıyor” diye belirtiyor.

‘MEDYA TALİMAT ALMIŞ’

Tutuklu öğrenciler konusunda bir diğer göze çarpan sorun ise, medyada ve kamuoyunda meselenin ne kadar gündeme geldiği. Saymadi, buna dikkat çekerek, “Siyasi tutsakların görünür olmasına yönelik ciddi bir sıkıntı olduğunu biliyoruz. Hükümet tarafından, ülkede yaşananların medyaya yansımaması için talimat verilmiş. Yaşadıkları sorunlar, aldıkları cezalar hiç yansımıyor. Türkiye’de ciddi insan hakları ihlalleri yaşanıyor, soykırım yaşanıyor” diyor. Görünür kılmanın önemine vurgu yapan Saymadi, tutuklu öğrenci meselesinin faaliyetin sadece bir parçası olduğunu da belirterek, “Onları dışarı çıkaracak olan şeyin kendisi, bir yargı paketi ya da bir adli düzenlemeden ziyade bizim verdiğimiz olan mücadeleyi yükseltmektir diye düşünüyorum” değerlendirmesinde bulunuyor. (İstanbul/DİHA)

Reklam
Reklamsız Evrensel için abone ol
ÖNCEKİ HABER

Acılarımız çözümsüzlük için bahanemiz değil, çözüm için gerekçemizdir

SONRAKİ HABER

Almer Tekstil işçisi birliğini dokuyacak

Sefer Selvi Karikatürleri
Evrensel Gazetesi Birinci Sayfa
Evrensel Ege Sayfaları
EVRENSEL EGE

Ege'den daha fazla haber, röportaj, mektup, analiz ve köşe yazısı...