Bir adım bir adım daha

Bir adım bir adım daha

Oyun Yazarı Ebru Nihan Celkan 17'nci gününde katıldığı Adalet Yürüyüşü ile ilgili izlenimlerini yazdı.

Ebru Nihan Celkan*

Çünkü Yürüyen İnsan kendi üzerine çöken 
kaygı, haset ve korku yumaklarını çözer, 
varlığını yeryüzünün ebediyen yeni olan kalbine düğümler. 
Yürüyoruz, işte bu düğümü atmak için.

Yürümenin Felsefesi | FrédéricGros

Ana muhalefet partisi CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Ankara’dan İstanbul’a ‘adalet’ talebiyle yürümek  üzere yola çıkacağını duyduğumda aklımda üç soru belirmişti; sonuna kadar gidecek mi? İnsanlar destek verecek mi? Ben nereden katılabilirim?

Birbirinden farklı tepkiler devam ederken yürüyüş başladı. 

Sanırım ilk şaşkınlığını bu noktada yaşayanların sayısı az değildir. CHP net bir karar almış, bunu kamuya duyurmuş ve harekete geçmişti. CHP’nin bu kadar kısa sürede harekete geçmiş olması geleneksel hareket tarzının oldukça dışındaydı.

Bu sırada yürüyüşe dair farklı tepkilerden iki temel perspektif öne çıkıyordu. Hangi görüşten olursa olsun yürüyüşü ciddiye almayanlar, hangi görüşten olursa olsun yürüyüşü önemseyenler. 

Bu pencereden bakınca Adalet Yürüyüşü başlangıcıyla kimlik politikasından bağımsız tepkiler üretme potansiyeline sahipti. Bu durum katılımcıların çeşitliliği olasılığına dair de bir ipucu veriyordu. Görünen o ki adalet talebi olan her kesimden insan bu yürüyüşe dahil olabilirdi.

Geç kalındığına, ancak sıra CHP’ye geldiğinde hareket edildiğine, taleplerin net olmadığına, HDP’ye yaklaşıma, referandum sonunda güçlü bir refleks ortaya koyamamasına ve dokunulmazlıkların kaldırılmasında izlenen yola dair haklı eleştirilere ek olarak, ana muhalefet partisinin uzun zamandır insanların hassas olduğu bir çok konuda beklentilerini boşa çıkarması, Adalet Yürüyüşü’ne netameli bakanların sayısının yüksek olmasının başlıca gerekçeleriydi.

Bu gerçeklerin farkında olmakla birlikte, farklı baskı araçlarıyla kuşatılan muhalefeti içinde bulunduğumuz koşullarda toparlama ihtimali olan her umut kırıntısının desteklenmesinin hayati olduğunu düşünenlerdenim. Yeni bir yol açabilmek için iyimserliğe ve hareket etmeye ihtiyacımız var. 

17.GÜN

Bu iyimserlik ve yan yana gelme hevesiyle yürüyüşün 17.gününde ben de adımlarımı Adalet Yürüyüşü’ne kattım. Bu deneyimi yaşamış olmanın büyük bir şans olduğuna inanıyorum. Şans diyorum zira içinde olanlar dahil olmak üzere tarihin nasıl bir noktasına şahitlik ettiğimizin çok farkında olduğumuzu sanmıyorum. Umarım yürüyüşe bir yerinden dahil olanların, bu tarihi olaya tanıklık edenlerin sayısı artar. 

Adalet Yürüyüşü’ne Sakarya, Akyazı, Balbali mevkiinden katılmak üzere sabah erkenden yola çıktık. Üzerinde ADALET yazan mor fularlarımızı kimimiz saçına kimiz boynuna doladı. Kadın yazarlardan oluşan oniki kişilik küçük bir gruptuk. Neyle karşılaşacağımızı bilmiyor olmanın heyecanı Ankara – İstanbul arası şehirlerarası yolda yürümenin heyecanına karışıyordu. Yürüyenlere yaklaştığımızı yol kenarlarına sıralı şekilde park edilmiş araçlardan ve alınan güvenlik önlemlerinden anlamak mümkündü. Beyaz renklere bürünmüş insan selini gördüğümüzde araçtan indik ve korteje dahil olduk. “Bekle bizi İstanbul” fonda, biz önde yürümeye başladık. Bastonuyla yürüyen yaşlılar, şen kadınlar, vücudunun ağırlığına taviz vermeden adımlarını birbiri peşi sıra atan pos bıyıklı erkekler, cübbeleriyle yola düşmüş avukatlar, bebek arabasıyla yürüyen genç bir anne, “erkek” adalet değil gerçek adalet diyen kadınlar, büyüklü küçüklü taraftar grupları, çevrenin, havanın, suyun, hayvanların adaletini savunanlar, Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için adalet isteyenler, kol kola yürüyen Antikapitalist Müslümanlar, zorunlu askerlik görevini yaparken öldürülen gencin babası, “Sorarlarsa bizdendir” yazılı t-shirtleriyle yürüyen Kadri Gürsel’le aynı mektepten mezun gençler, KHK mağdurları, Diyarbakır'ın Sur ilçesinde silahlı saldırı sonucu öldürülen Tahir Elçi’nin eşi Türkan Elçi, milliyetçiler,gazete yayın kurulda olma gerekçesiyle hayatından 136 gün gasp edilen Aslı Erdoğan, KHK ile ihraç edilen Cihangir İslam, ayakkabıları toza bulanmış emekliler, tenlerinin rengi koyu kahverengiye erişmiş milletvekilleri... Tek slogan “Hak, hukuk, adalet” dillerde yan yana yürüdük. Gölgede 37 derece tekinsiz bir sıcağın altında yürüdük, sohbet ettik, sustuk, susadık, dinlendik, güldük, yürüdük. Kamusal alanları talan edilmiş, yan yana gelmeleri itinayla engellenmiş farklı kesimlerden binlerce insan Adalet talebi çevresinde kenetlenip yolumuza devam ettik.

DEMIRTAŞ’IN ADIMLARI, KILIÇDAROĞLU’NUN ADIMLARI 

9 Eylül 2015 tarihinde Diyarbakır’dan Cizre’ye doğru yola çıkan HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve beraberindeki heyet Mardin Midyat ilçesinde durdurulmuştu. Bunun üzerine Demirtaş ve beraberindeki heyet Cizre’ye doğru yürüyüşe geçmişti. Farklı noktalarda güvenlik güçleri tarafından defalarca engellenen heyet zaman zaman ana yolu terk edip tali yollardan yollarına devam etmişlerdi. 
Belki de Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi bu yürüyüşten ilham alarak yola çıktı. Bunu bilemiyoruz. Lakin bildiğim ve inandığım şu ki bu yürüyüşün tamama ermesi için Kürtlerin, Ermenilerin, LGBTİ+’lerin, mültecilerin, zorla yerinden edilenlerin, iktidar tarafından adaletten mahrum bırakılan çevrelerin de katılımına ihtiyaç var.  

Yürüyüşü daha da anlamlı kılacak diğer bir nokta ise istikrar ve ısrar. Adalet ihtiyacının toplumun farklı kesimlerinden karşılık bulduğu oldukça net. Şimdi bu ihtiyacı somut taleplere dönüştürmek ve toplumsal muhalefeti bu somut talepler ekseninde örgütlemek, bu doğrultuda sağlam bir mücadele sürdürmek gerekiyor. 

Demirtaş’ın Barış için Cizre’ye doğru attığı adımlar Kılıçdaroğlu’nun Adalet için İstanbul’a doğru attığı adımlarla nasıl konuşabilir? Toplumsal muhalefeti örgütleyen bir diyalog nasıl kurulabilir? Toplumun farklı kesimlerini kucaklayarak adaleti, eşit yurttaşlığı, demokrasiyi nasıl nasıl hayatımızın gerçeği yapabiliriz? Yaşamayı hak ettiğimiz Türkiye tahayyülünü nasıl kurabiliriz? 

Adalet Yürüyüşü bir potansiyeldir ve tam bu nedenle kıymetli. Bu yürüyüşün bizi ortak bir gelecek kurmaya doğru götürecek uzun bir yürüyüşün ilk adımı olduğunu umuyorum. İyimserliğe, umut ilkesine bağlı kalmaya, dayanışmaya ve yürümeye devam. 

*Oyun Yazarı
 

www.evrensel.net