Suriye’de kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Suriye’de kim kazanıyor, kim kaybediyor?

Suriye’de kim kaybediyor? Akla gelen ilk cevap ‘İslam Devleti (IŞİD). Fakat gerçek bu basit cevaptan çok daha karışık.

Elijah J. MAGNIER*

Evet, IŞİD topraklarını, petrol ve gaz kaynaklarını ve 2014’ten beri hem Irak hem de Suriye’de kazandığı diğer varlıklarını kaybediyor. IŞİD, iki yıl içinde bankalardan yağmalanan trilyonlar, enerji gelirleri, vergiler, gasp, tarihi eser satışı ve diğer kaynaklardan milyarlarca dolar elde ederek dünyadaki en zengin devlet dışı aktör haline geldi. IŞİD kendi ideolojik yasa ve kanunlarını dayatarak, mevcut alt yapıdan (küçük değişikliklerle) yararlandı. IŞİD savaşı her şeyden önce, Sünni evlerinin ve zenginliklerin yok edilmesine, bunun yanı sıra “halifelik topraklarında” yaşayan ve terörist grup yönetimi altında ölümle yüzleşen diğer etnik azınlıkların vatanlarını kaybetmesine neden oldu.

Bugün, iki süper güç Rusya ve ABD, bir zamanlar IŞİD kontrolü altındaki toprakları kurtarmaya ve işgal etmeye çalışıyor. IŞİD, Suriye’nin kuzeydoğusundaki Deyrizor’dan , el Kaem ve Fırat vadisindeki Suriye-Irak sınırına kadar kısıtlı bir bölgeye hapsedildi. Ayrıca, 2003 yılından bu yana Suriye ve Irak çöllerinde de varlığını sürdürüyor ve bu bölgeleri çok iyi biliyor. Militanlara yıllarca ev olan bu çöllerde grup yıllarca seyahat edebildi ve gizlenebildi. Sert iklim şartları ve topografya, hem Irak hem de Suriye’ye ve müttefiklerini desteklemeye istekli olan diğer ülkelere (ABD, Türkiye, Rusya) karşı ayaklanma düzenleyen IŞİD’in uzun süre faaliyet gösterebilmesi için sürekli bir imkan ve mükemmel bir sığınak sunuyor.

IŞİD bugün Suriye’deki Badiya ve Humus kırsalında savaşarak, Suriye ordusu ve müttefiklerinin, kuşatılmış Deyrizor kentine doğru ilerlemesini yavaşlatmaya çalışıyor. Suriye ordusu ise IŞİD’in kent çevresinde 30 aydan fazla süren kuşatmasını kırmaya kararlı; ve bu IŞİD’i daha güneydoğuda kalan el Kaem bölgesine doğru itecektir.

Her ne kadar bugün toprak kaybediyor olsa da, IŞİD, ‘devleti’ nasıl yöneteceğine dair hatalarından çok şey öğrendi ve spesifik intihar saldırılarına dayanan savaş sanatını geliştirdi. (Bomba yüklü araçların patlatılması ve intihar bombacıları grubun temel taktikleri). Grup tamamen ortadan kaybolmayacak fakat Ortadoğu’daki kutuplaşmayı kullanarak (Özellikle İran ve Suudi Arabistan arasındaki) gerginliğin seviyesine bağlı olarak tekrar yükselişe geçmesi mümkün.

EL KAİDE

IŞİD’in savaşı kaybetmesinin başlıca nedenlerinden biri, 2011’de Suriye’de Bilad el Şam’da üs kurması için gönderilen grubun üst düzey yetkililerinden biri olan ‘Teğmen’ Ebu Muhammed el Culani. 
Culani, kendi grubunu yönetmek istediği için Suriye’de Tahrir el Şam adıyla faaliyet gösteren el Kaide’nin başına geçti. Aslında bu hırs Ortadoğu’yu IŞİD’in ezici kontrolü altına girmekten kurtardı. Böylelikle el Kaide, Suriye’deki birliklerinin yardımıyla, Usame Bin Ladin’in liderliğinde bile ulaşamadığı bir seviyeye çıkmayı başardı. 

Fakat bugün İdlib’deki yoğun el Kaide varlığına rağmen (diğer bölgelerde daha küçük sayılarda mevcut), savaş bittikten sonra grup, IŞİD ile aynı kaderi paylaşacak. El Kaide’nin Suriye toplumuna sızmayı başardığı ve savaşta benzersiz bir deneyim yaşayarak Ortadoğu’da kendi birlikleri için referans ve motivasyon yarattığı doğrudur. Birçok IŞİD üyesinin el Kaide’ye kayması da mümkündür. Yine de cihadçı ve selefiler, artık Suriye ve Irak’ta kalacak bir yere sahip değiller ve herhangi bir toprak işgal edilemez. Bu cihadçılar (IŞİD, el Kaide) mücadelelerini ve ayaklanmalarını sürdürmek için yeraltına çekilecek ve belki bu noktada birliklerini birleştirmeyi başarabilirler. 

Ama bu grupların uzun vadeli stratejik hedefleri olmayabilir. Ayrıca cihatçıların yönetimini tecrübe etmiş halk, onların iktidara dönüşlerini kesinlikle gönüllü olarak kabul etmeyecektir.

‘SURİYE DEVRİMİ’

Suriye Devrimi, reform ve demokrasi talebi dahil herşeyi, 2011 yılında cihatçı selefilerin, halk ayaklanmasına el koymak için Suriye’ye gelmesinden itibaren kaybetti. Cihatçılar, Suriye rejimini devirmek için düzenlenen silahlı ayaklanmanın başlamasından bir yıl sonra bile Halep gibi diğer bölgeleri kendilerine katılmaya zorladılar. Bugün artık Suriye devrimci heyetleri yok, yalnızca Riyad, Katar, Türkiye, Mısır delegasyonları ve vekilleri var.

El Kaide Lideri Ebu Muhammed el Culani, Suriye’de ılımlı isyancıların sayısının 700-800’den fazla olmadığını söylüyor. Üstelik Suriye’nin kuzeyinde bulunan cihadçılar, tüm radikalleri ve ılımlıları Ahrar’uş Şam’a ( Katar ve Türkiye yanlısı cihatçılar) veya el Kaide’ye katılmaya zorluyor. Ankara’nın desteğiyle silahlanan Ahrar’uş Şam, Suriye barışı için doğru anı yakalandığı anda aynı el Kaide gibi kendisini zorla kabul ettirmeye hazırlanıyor olabilir. 

TÜRKİYE

Türkiye, Suriye savaşının seyrinin değişmesinde temel bir rol oynadığının farkında olmayabilir. Ankara’nın 2015’te Suriye-Türkiye sınırı üzerinde bir Rus jetini vurmasıyla Rusya, Suriye savaşına katılımını artırmaya karar verdi. 
Rusya, Tartus ve Lazkiye’deki deniz üslerini, bir güvenlik bölgesi oluşturarak ve İran’ın Suriye savaşına direk olarak girilmesi ve Suriye’nin kaybettiği toprakların geri alınması konusundaki ısrarlarını devamlı olarak reddederek korumaya çalışıyordu. Fakat, Türkiye Rusya’ya meydan okuyunca Moskova’nın süper güç ünvanını korumaktan başka bir çaresi kalmadı ve gözler Rusya ve Türkiye arasında ortaya çıkması muhtemel geniş çaplı bir savaşa çevrildi. 
Fakat bunun (Türkiye ile savaşa girmenin) yerine Rusya, Suriye Ordusu ve müttefiklerine, işgal etmeyi planladıklarından daha fazla toprağı geri alma imkânı sağladı ve Devlet Başkanı Beşar Esad’ı Suriye kurumunun tek temsilcisi olarak empoze etti.

Ankara, bugün ülkenin kuzeyindeki (Cerablus’tan el Bab’a) Suriye topraklarını işgal ederek  Suriye Kürtlerinin Rojava adında bağımsız bir Devlet/Federasyon kurma hayallerini  gerçekleştirmesini engelliyor. Türk kuvvetleri, Kürt bölgelerini Haseke’nin kuzeydoğusundan ve Afrin’in kuzeybatısından bölmüşlerdi. Türkiye, şehri kontrol altına almak ve Ahrar’uş Şam ile el Kaide arasında muhtemel bir çatışmayı önlemek için İdlib’e güç göndermeye hazır. Türkiye, İdlib’i kanatları altına alarak bugün iki milyondan fazla nüfusun yaşadığı şehri, Rus bombardımanına karşı koruyor. Rusya, Türkiye ve İran’ın, Kazakistan’daki Astana görüşmelerinde çatışmanın durması için anlaşmaya varmasıyla gelen istikrar nedeniyle şehirdeki sivil sayısı her geçen gün artıyor. 

Türkiye’nin rolü henüz sona ermedi: Suriye’nin girdiği çıkmazdan uzunca bir süre çıkabilmesi beklenmese de Şam yönetimi, topraklarında yabancı bir ordunun varlığını uzun vadeli kabul etmeyecektir. Bunun yanı sıra Türkiye de sınırında ABD tarafından desteklenen bir Kürt federasyonu kurulması planını kabul etmeyecektir. Bu nedenle, Suriye’deki Türk müdahalesi hususunda yazılmayı bekleyen daha çok bölüm var.

RUSYA

Moskova, savaştan, tüm cephelerin galibi olarak az hasarla çıkıyor. İki yıllık yoğun (ağırlıklı olarak hava kuvvetleriyle ve sınırlı sayıdaki özel kuvvetlerle) müdahalenin ardından Rusya, dengeleri Esad lehine değiştirdi. Ve bunu yaparken toplam iki yılda, ABD’nin Irak’ta (2003-2011) bir ayda kaybettiği insandan daha azını kaybetti. 

Rusya, sahadaki müttefikleri ile birlikte ana şehirleri ve kırsal alanları Şam adına geri kazanmayı başardı. Bununla birlikte bugün Suriye steplerini tutan Rusya, ABD kuvvetlerine çok yakın ilerliyor ve hata yapma riski son derece yüksek. 

Rusya aslında şu an Suriye’nin güneyindeki Dera ve çevresine, uzun süreli bir ateşkesten sorumlu olabilecek yabancı kuvvetler getirmek için ABD ve komşu ülkelerle siyasi görüşmeler yapıyor.

Moskova’nın Suriye savaşında yer alan tüm ülkeler arasında bir denge kurmayı başarması bekleniyor: İsrail, Suriye-İsrail sınırında Amerikan ve Ürdün “barış muhafaza kuvvetleri”nin bulunmasından memnun olurdu; Suriye hükümeti ise Şam’da İran ve Rus kuvvetleri ile birlikte yürüyecektir. Türkiye’ye gelince kuzeyde (Cerablus’tan el Bab’a) ve çevresinde Rus kuvvetleri ile birlikte olmaktan mutluluk duyuyor. Amerikalılar da Haseke’nin kuzeydoğusundaki Kürt müttefikleri ile Rakka kalacaklar. 

Tek sorun ise İdlib’de Türkiye destekli grupların ve el Kaide’nin, Türk kuvvetlerinin yanında Rus güçlerini istememesi. 

Moskova, sahada kuvvetleri bulunan ülkelerle birlikte soruna çözüm bulmaya çalışıyor. Bu genel senaryonun, IŞİD tarafından kontrol edilen toprakların kurtarılmasının ardından savaşı durdurması ve temel tarafları memnun ettiği sürece de geçerli olması bekleniyor. Suriye hükümeti önümüzdeki 5-10 yıl boyunca yeniden yapılanma sürecine girecek ve bu da gücünü yeniden onarması için yeterli bir süreç olacaktır.

Rusya önümüzdeki elli yıl için Akdeniz’de uzun vadeli deniz üsleri kazandı. Rusya, Suriye savaşında kullanılan silahları temin ederek cephaneliğini ve ateş gücünü göstermeyi başardı. Bunun yanı sıra kendisini siyasi müzakereci olarak kanıtlarken,  Ortadoğu’da ABD ile başarıyla rekabet etti.

Rusya’nın partnerleri (sadık müttefikler değil bunlar) ve koruması gereken siyasi-ekonomik çıkarları var. Türkiye, İsrail ve İran ile güçlü ilişkiler sürdürürken, kimseye kalıcı bir bağlılığı yok. Suudi Arabistan ile de iyi ilişkileri var ve ticari-ekonomik ilişkilerini artırmak istiyor. Bu nedenle, savaş bittikten sonra, kaybedilen Afganistan savaşının yıkıcı sonuçlarından uzaklaşarak,  “temiz” bir savaşa katılımı ile son iki yılda biriken bütün kazancı toplamak istiyor.

AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ

ABD, IŞİD ile mücadele ve “teröre karşı savaş” bahanesi ile Ortadoğu’ya geri döndü. Bugün ABD kuvvetleri, Bilad el Şam’da askeri üs ve hava limanları inşa etmek için köprü olarak vekil güçleri (Kürtler) kullanıyor ve ülkede işgalci bir güç haline geldi. 

Hava kuvvetleri etkin bir şekilde Suriye jetini vurup, Suriye Ordusu ve müttefiklerini üç defa üst üste (el Tanaf sınırına yakın bir yerde) bombalayan ABD, artık terörle mücadele iddiasına açıkça uymuyor. 

2016’da bile ABD Hava Kuvvetleri, diğer koalisyon müttefikleriyle birlikte Suriye ordusunu kuşatılmış kent Deyrizor’a bakan el-Tharda dağlarında bombalamış ve bu IŞİD’e önemli bir avantaj kazandırmıştı.

Suriye’deki ABD kuvvetleri önemli bir kayıp yaşamadı, çünkü Ortadoğu ülkelerini işgal etmeye yönelik bugünkü politika ve stratejisi, 2003’te Irak’ın işgali fiyaskosundan farklı. Dahası, ağırlıklı olarak vekil kuvvetleri kullanıyor, Kürtler, Suriye’deki ABD hedeflerini yerine getirmek ve ABD’yi memnun etmek için verdikleri ağır kayıplardan çok şikayetçi görünmüyor. 

Öte yandan ABD, Suriye’deki Rusları kışkırtmaya niyetli görünse de, Rusya’nın konuya tepki göstereceği ve geri dönülmeyecek şeylere yol açacak kritik noktaya ulaştırmıyor.

Fakat ABD, Suriye’deki eşi benzeri görülmemiş bir seviyeye ulaşan İran genişlemesini durdurmayı başaramadı. Hatta İran tarafından desteklenen güçler birden fazla cephede ABD kuvvetlerine yaklaştılar.


İSRAİL

İsrail her yönden kazançlı çıkarken, Suriye savaşını 6 yıldan fazladır izliyor ve meyvelerini topluyor.

1) Hizbullah’ın Suriye deneyimi, yüksek bir bedele (binlerce ölü ve yaralı) mal oldu. Ayrıca, İran, Suriye hükümeti, Suriye Ordusu ve ülkenin altyapısına çok büyük miktarda para yatırdı ve İran, Şii karşıtı ideolojiyi savunan iki grup; IŞİD ve el Kaide’ye karşı savaşla çok meşgul edildi. Yorgun düşman bitmek bilmeyen bir savaşa çekildi. 

2) İsrail, Suriye’nin Şam’da bulunan ana havalimanını birkaç sefer istediği gibi bombaladı. Havaalanı içinde yıkılan bina, İran’ın mühimmat ve silah depoları üzerindeki İsrail operasyonunun en iyi kanıtı oldu. İsrail, angajman kurallarının farklı olduğu Lübnan toprakları yerine Suriye’yi hedeflediği sürece Hizbullah’ın misilleme yapmayacağını bilerek kartlarını güvenle oynadı.

3) İsrail, Rusya ile mükemmel ilişkisinin keyfini çıkarıyor ve Moskova’nın, Suriye topraklarının önemli bölgelerinde ve Rusya’nın başarısızlığa uğramayacağından emin olmak istediği yerlerde yaşanan daha önemli çatışmalar sürerken Suriye sınırında daha geniş bir Hizbullah-İsrail çatışmasına izin vermeyeceğini biliyor.  

Bu nedenle İsrail, çeşitli zamanlarda komutanlarından birkaçını öldürdüğü Hizbullah’ı rahatsız ederek, Şam havaalanının dışındaki depolarını yok ederek ve el Kaide cihatçılarına Suriye rejimine ve müttefiklerine karşı savaşlarına devam etmeleri için destek atarak avantajını koruyor. 

4) İsrail, Obama ve Putin arasında görüşülen, Suriye Ordusu’nun  Tel Aviv için kabus olan kimyasal silah stoğu tartışmasını da kazanca çevirdi. 

5) İsrail, ABD’nin çeşitli askeri üsler kurduğu Suriye’nin kuzeydoğusunda (Haseke ve Rakka) ABD-Kürt ilişkilerinden de fayda sağlayacaktır.

6) Savaş öncesinde Suriyeliler ve İsrailliler arasında açık temas ölümle cezalandırılırken, İsrail, Suriyeli isyancılar ve ülkenin güneyinde ve kuzeyinde yaşayan Suriyelilerle iyi ilişkiler kurmayı başardı. 

7) İsrail, Golan Tepeleri’nin ötesinde olası bir tampon bölge üzerine görüşmeler yapıyor. Başkan Hafız Esad döneminde, işgal altındaki Golan’ın tamamen geri çekilmesi tartışılıyordu. 

İsrail, Suriye’ye inen ve İsrail’in en ezeli düşmanı olan Hizbullah tarafından da kullanılan gelişmiş silahlar hariç, Suriye savaşından sıfır kayıp ile çıkan ve her cephenin kazanını ülke oldu. Bu gelişmiş silahlar (tanksavarlar, füzesavarlar vs) muhtemelen Lübnan’a yola çıkacak, fakat İsrail, Lübnan/Hizbullah ile üçüncü bir savaşa girmediği sürece bu durumdan etkilenmeyecektir.

İRAN 

İran İslam Cumhuriyeti bugün Ortadoğu, Mezopotamya ve Bilad el Şam’daki nüfuzunu genişleterek kazandığı yeni pozisyonun keyfini sürüyor. İran, Moskova’yı 2015’te Suriye’ye, “direniş ekseninin” (İran, Suriye, Hizbullah) binlerce militanını korumak için getirdi: Lübnan’daki Hizbullah’a ikmal hattı, Şam’dan Lübnan’a giden yolla buluşuyor.

Suriye hükümetini ayakta tutmak için petrol tedarik eden hatta sivil ve askeri kurumların maaşlarını ödeyen  İran, Suriye’ye 25 milyar dolar harcadı. Suriye’nin farklı bölgelerinde kurulan İran mutfakları, her gün on binlerce asker ve militanı besliyor ve Esad’ı iktidarda tutmayı başarıyor.

İran, ABD kuvvetleri ile el-Tanaf sınırları üzerindeki kırmızı çizgileri görmezden gelirken kuvvetlerini el-Tanaf’ın kuzeyine doğru iterek, ABD’nin kuzeydeki yolunu kapattı ve ABD’nin Suriye’nin kuzeydoğusunun tamamını kontrol etme planını engelledi.

Ayrıca, IŞİD’in Suriye’deki (ve Irak’taki) deneyiminin başarısızlığı İran’ın nüfuzunun artmasına yol açtı, çünkü IŞİD’in yükselmesine neden olan şikayetler ortadan kalkmıştı. İran binlerce militanını Suriye’ye getirdi ve aynı zamanda savaş sonrasında da uzun süre bölgede varlığını koruyacak Suriye Hizbullahı gibi bir yapılanma inşa etti.

İran, aynı zamanda Suriye’deki siyasi uzlaşmanın da bir parçası haline geldi: Esad’ın korunması, savaşı sona erdirmek için yapılacak tüm müzakerelere öncülük etti ve bölgedeki ülkelere karşı (örneğin Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Türkiye) kazanmayı başardı. 

İran bugün Suudi Arabistan’ın yeminli düşmanı. Fakat Suudi Arabistan’ın; en sevdiği müttefiki ABD’nin yardımıyla bile İran’ın istikrarı bozmak için etkin bir araç bulamadığı açıktır.

HİZBULLAH

Lübnan Hizbullahı, Suriye’deki savaşta, herhangi bir ordunun kendi kurumları içerisinde sağlamayı hayal edebileceği en muazzam deneyimi kazandı. Hizbullah, çeşitli tarz, motivasyon ve ideoloji ile savaşan birçok farklı grupla karşı karşıya geldi. 

El Kuseyir’deki ilk savaşında, grubun artık kullanmadığı bir taktikle, katılımı
geniş bir bir saldırı başlattı. El-Kuseyir’i kurtarmanın bedeli ağır oldu (120-150 ölü), çünkü komutanları, kayıpları dikkate almadan hızlı bir zafer istedi. Bugün, 900 ölü ve 8 bin yaralının ardından Hizbullah, Lübnan’daki kontrol alanının üç katı kadar büyük bir alanda, hava kuvvetlerinden piyadeye, özel kuvvetlerden topçu silahlarına kadar her türlü askeri harekatı başarı ile yürütmeyi başardı. 

Hizbullah bugün, Suriye Ordusu’ndaki komutan ve özel kuvvet üyelerinin hepsini gölgede bırakarak, Suriye Ordusu’nun her tugayında yer alıyor.

İsrail, sayı ve deneyim bakımından Hizbullah’ı izliyor. Hizbullah, bu başarıyı elde etmek için  savaş sırasında Kuzey İsrail’deki köylere benzer Suriye köyleri yaratarak özel kuvvetlerini buralarda eğitti. Dağlarda mağaralar inşa etti ve gelecekteki olası herhangi bir savaşı Lübnan topraklarından ve Lübnan’ın güneyindeki yerleşim yerlerinden uzak tutmak için uzun menzilli füzelerini yerin altında gizledi.

Hizbullah, Suriye’de 20 binin üzerinde insana yatırım yaparken, savaş sahasında ihtiyaç duyulacak lojistik, tıbbi ve askeri malzemeleri koordine ediyor ve kazanabileceği düşünülmeyen tecrübeler kazanıyor.

Hizbullah, Esad’ı kendi toplumunun ve Rusya’nın müdahalesi öncesinde bile korumayı başardı. Beyrut kırsalında yaşayan Hizbullahlı ailelere göre, IŞİD savaşını Lübnan’daki evlerden uzak tutmak için Suriye’deki savaşa katılmak ve bu kadar militanın hayatını kaybetmesi mecburiydi.

Ayrıca, Hizbullah’ın Suriye’de kazandığı daimi zafer, performansının ve özellikle de el-Ridwan Özel Kuvvetlerinin yeteneklerinin gelişmesi, İsrail’e açık bir mesaj oldu.

GERİYE, YIKILMIŞ BİR ÜLKE KALDI...

Suriye’deki zafer ve yenilgi dengesini tanımlamak kolay olmayabilir. Ancak açık olan şey, savaşın sona ermesinin an meselesi olduğu gerçeğidir. IŞİD yenilgiye uğradığında, tüm taraflar pürüzlü de olsa diplomasinin mevcut olacağı müzakere masasının etrafında oturmak zorunda kalacaklar. 

IŞİD’in Irak ve Suriye’deki bazı bölgelerin harekete geçmesi için motive edici ideolojisi açık; ancak IŞİD’in genişlemesini mümkün ve sürdürülebilir kılan koşullar artık mevcut değil. Ortadoğu, tamamıyla olmlu olduğu söylenemese de bir değişimden geçiyor; ve buna dahil olan ülkeler arasındaki mücadele çok hızlı ilerliyor. 

Suriye’deki savaş son buluyor, “Savaş kimin haklı olduğunu değil, yalnızca kimin sağ kaldığını belirler” (Bertrand Russell). Geride yıkılmış bir ülke ile İran ve Suudi Arabistan arasında kritik ve uzun yıllar boyunca için için yanacak bir düşmanlık kaldı.  

* Kuveyt merkezli er Rai gazetesi Ortadoğu muhabiri

Çeviren: Elif Özmen Belek

 

 

Son Düzenlenme Tarihi: 05 Temmuz 2017 22:53
www.evrensel.net
ETİKETLER SuriyeIŞİD