Enver Ercan’ın söyleşileri ve şiirleri kitaplaştı

Enver Ercan’ın söyleşileri ve şiirleri kitaplaştı

Özge Ercan’ın hazırladığı ‘Ben Şiirimi Yazarım Sonsuzluk Varsa Gider!’ ve ‘Enver Ercan Sen Sözcüğün Tekisin’ yayımlandı.

Nazlı Yıldırım
İstanbul

Özge Ercan’ın hazırladığı ve Yasak Meyve Yayınlarının yayımladığı ‘Ben Şiirimi Yazarım Sonsuzluk Varsa Gider!’ adlı kitap Enver Ercan’la yapılan söyleşilerden, ‘Enver Ercan Sen Sözcüğün Tekisin’ ise şiiri hakkında yazılan yazılardan oluşuyor. Özge Ercan, yayına hazırladığı kitaplar üzerine sorduğumuz soruları yanıtladı.

Enver Ercan’ı bilmek için boşluğu dolduracak cinsten iki kitap var önümüzde. Neden bu kadar geciktiniz? 
Babamın arşivi yoktur. Kendi kitapları bile eksiktir arşivinde. Birisi istese onlardan da verir mutlaka. Oktay Rifat yayımlanan hiçbir kitabını kütüphanesinde tutmazmış. Bir keresinde yeni yayımlanan “Koca Bir Yaz” kitabının elindeki son nüshasını babama saklamış. Babam “ben aldım kitapçıdan üstadım” deyince, o da Tomris Uyar’a imzalayıp babamla göndermiş. Çok sevmişti bu tutumu. “Bütün bağlarını kopardı kitapla” demişti.Yazıları ve söyleşileri ben toplamıştım. Daha önce önerdim ama kendini öne çıkarmayı pek sevmediğinden sıcak bakmadı. Sonunda ikna ettim.

‘ANILARINI YAZMASINI ÇOK İSTERİM’

Çoğunlukla bu tür çalışmalar ekip ister. Ancak bu yükü tek başına taşıdınız. Zor bir iş. Uzun bir zaman dilimi söz konusu. Hepsini toplamak, bir araya getirmek, düzenlemek gibi. Bu süreç nasıl geçti sizin için?
Babamla ilgili yayın olunca günü gününe arşive aldım zaten. Asıl zorluk onu ikna etmekti. Sonunda beni kırmadı. Malzeme daha çok aslında ama “bu kadarı yeter” dedi.

Onun şiir dışı söyleşileri ve hakkında yazılmış yazılar var. Kendi yazdığı yazılar var.Umarım bir kez daha ikna ederim. 

Sözgelimi, anılarını yazmasını çok isterim. Çok şey öğrenir edebiyat dünyası bu anılardan eminim. Ece Ayhan için para toplayıp, beni de mahkemeye verir korkusuyla, imza karşılığı ve şahitler huzurunda vermesini, Ercüment Uçarı’nın telifi peşin aldığı için şiirini Memet Fuat’a değil babama getirmesini, Kemal Özer’in yeni aldığı ayakkabıyı, ayakkabısı yırtık diye babama hediye etmesini…Çok şey var aslında anlatacağı.

Hem söyleşi alanında olsun hem de dergi ve gazete gibi çeşitli mecralarda yazılmış yazılar olsun bunları bir havuzda biriktirmek yorucu olduğu gibi bütün bir kitap olarak yayımlamak için yayınevleri de isteksiz. Ciddi sorun. Üstelik sık sık yapılmıyor benzer çalışmalar. Komşu Yayınevi fazla cesurdu. Maliyet olarak baktığımızda risk var sonuçta.

Evet ama babamla ilgili kitaplar ilgi görüyor. Bu iki kitabın da ilgi göreceğine inanıyorum.

Özellikle genç şairlerin okuması gereken kitaplar. Şiir uzun bir yolculuk, bu kitaplar mutlaka rehber olur onlara.

‘ŞİİR, MERAKLISINA HİTAP EDER BİR KONUMA GELDİ’

İnişli çıkışlı bir edebi yolculuğuna iştirak ediyoruz şairin. Şiirlerindeki evrensel duygularla toplumun da dilini örmüş. Bu iki kitabın hazırlayanı olarak, 21.yüzyıl çağına baktığınızda şiirin işlevini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Edebiyat, özellikle de şiir hayatın bu süratli akışında meraklısına hitap eder bir konuma geldi. İlerde bu durumun değişeceğine inanmıyorum. Bildiğiniz gibi, edebiyat yavaşlıktır. 

Oktavio Paz söylemişti galiba; “şiir okuru denen o uçsuz bucaksız azınlık.”

Şairler daha fazlasını istemez zaten, babamdan biliyorum. Bir de babamın şiirin okunmadığına dair bir itirazı var; “En az iki bin kişi şiir yazıyor. Her yıl en az 500 şiir kitabı yayımlanıyor ve bunlar eş, dost, akraba da olsa bir şekilde satıyor. Bir yılda yayımlanan roman bu rakamın yarısı bile değil.” demişti bir keresinde.

‘BABA OLARAK DA MÜKEMMELİYETÇİDİR’

Aynı zamanda Enver Ercan’ın kızısınız. Baba-kız ilişkisini askıya atarak, bir görev olarak üstlendiğiniz bu çalışmalarda babalık ceketinden sıyrılmış Enver Ercan’ı yeniden tanıma sürecinde neler hissettiniz? Enver Ercan bir babaydı, bir şair olarak nasıldı
Yazıları ve söyleşileri bir bütün olarak okuyunca babamı daha iyi tanıdığımı söyleyebilirim.

Şair olarak da baba olarak da mükemmeliyetçidir diyebilirim. Aptalca bir söze veya davranışa hiç tahammül edemez. Polemiğe girmekten uzak durur, ama girerse de karşısındakini perişan eder. Mesela polemik yazılarını bir kitapta toplamak istemem. Politik yanı güçlüdür, “neden pek fazla öne çıkmıyorsun” dediğimde “o zaman bu işleri yapmama izin verirler mi sanıyorsun. Genç kuşakların kitaplarını kim yayımlayacak,” demişti. Son dönem Türkiye’nin durumundan hiç memnun değil.  “Deneyimim olsa parti kurar gençleri toplarım” diyor ikide bir. Gençlere çok güvenir. Başka ne söyleyebilirim: Kalabalığı sevmez. Hele şiir yazarken yanına sokulmak şöyle dursun odasına bile giremezsiniz. Çok gergin olur. Yazdıklarını bir türlü beğenmez. Gece – gündüz kafası onlara takıktır. Zaten pek uyumaz, hep ayaktadır. Ben onu öyle seviyorum, o benim babam…

Son Düzenlenme Tarihi: 04 Temmuz 2017 10:17
www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.