C.Ş. o dehşet günleri anlattı: Kadınlar sessiz kalmasın

C.Ş. o dehşet günleri anlattı: Kadınlar sessiz kalmasın

Eşinin işkencesine uğrayan C.Ş., 'Benim durumumda olan kadınlar işkence ve hakarete sessiz kalmasınlar' dedi.

Seda TAŞKIN

Ağrı'nın Patnos ilçesi Andaçlı Köyü’nde eşine işkenceyle dışkı yediren Mehmet Şakir görüntülerin sosyal medyaya düşmesi ve büyük tepki gösterilmesi üzerine tutuklanmıştı. Evliliğinin ilk günlerinden itibaren şiddete maruz bırakılan C.Ş., yaşadıklarını anlattı. C.Ş. "Bir kadın asla erkeklere boyun eğmesin. Çocuklarım ne olacak demesinler? Tüm kadınlardan destek istiyorum. Bu haksızlığın benimle birlikte takipçisi olsunlar." dedi.

Henüz 17 yaşında iken evlendirilen C.Ş., daha 7 aylık nişanlılık süresinde baskıların başladığını söyledi. Maruz kaldığı baskı nedeniyle birçok kez ayrılmak istediğini belirten C.Ş., ancak toplumsal baskıdan kaynaklı bu cesareti gösteremediğini dile getirdi. Düğününe sayılı günler kala eşinin akrabaları tarafından ikaz edildiğini ifade eden C.Ş., düğün günü kuaför salonuna gelerek çevredekileri selamlayan eşinin fiziksel şiddetine maruz kaldığını aktardı. C.Ş., maruz kaldığı şiddetin ardından geleceği için büyük kaygı duyduğunu ancak vazgeçmek için geç olduğunu söyledi. 

‘BİZİM BURALARDA BOŞANMANIN BEDELİ AĞIR’

Evlendikten 5 gün sonra sistematik şiddetin başladığını ifade eden C.Ş., şöyle devam etti: “Düğünden sonra teyzem beni aradı. Telefonla konuşmamı istemediğini söyledikten sonra eşim ben mutfaktayken arkamdan gelerek, tekme attı, sonrasında yüzüme, vücudumun her yerine vurmaya başladı. Şiddet akşam da devam etti. Bana küfürler, hakaretler etti. O süreçte hem ailemden uzak hem de yabancı birinden şiddet görmek beni çok etkiledi. Psikolojik olarak çöktüm ve hastalandım. Beni hastaneye götürdüler. Ailemde hastaneye geldi. Ancak ben onlara şiddet gördüğümü söyleyemedim. Yalan söylemek zorunda kaldım. 'Sizden uzak kaldığım için hastalandım' dedim. Susmak zorunda kaldım. Bizim buralarda boşanmak çok ağır geliyor. Aileye laf gelmesin diye hep susmak zorunda kaldım.”

‘AİLEMLE İLİŞKİLERİMİ KESTİ’

Maruz kaldığı işkencenin daha sonra sistematik bir şekilde devam ettiğini vurgulayan C.Ş., bu süreçte herkesle iletişiminin kestiğini belirtti. Yaşadığı travmadan kaynaklı hastaneye kaldırıldığını aktaran C.Ş., “Bir gün yine elinde elektrik süpürgesinin hortumu ile beni dövmeye başladı. Daha bulunduğum eve alışamamışken, her gün dayak yemeye başlar olmuştum. Bu durum ve duyduğum üzüntü beni mahvetti ve hastaneye kaldırıldım” dedi. 

Şiddetin boyutunun her geçen gün kat be kat artığını dile getiren C.Ş.,“Artık neredeyse şiddet görmediğim gün olmuyordu. Yeni hamileydim ve ailemin yüzünü dahi göremez olmuştum. Yaşadıklarımı kaldıramıyordum ve sonra intihar etmeye karar verdim. Fare zehri içerek artık bu hayatı daha fazla sürdüremeyeceğime karar verdim. Sonra gözümü hastanede açtım. Daha sonra beni Patnos Devlet Hastanesi'ne kaldırdılar ve hastanede midemi yıkadılar” diye belirtti. 

‘OLAYIN ÜZERİ KAPATILDI’

Hastanede konuşmaması için sürekli başında bekleyen eşinin doktorlarla konuşarak rapora "mantar zehirlenmesi" olarak geçirdiğini ifade eden C.Ş., kayınbabasının doktora "Lütfen bizi mahkemelik etmeyin” dediğini ve böylece olayın üstünün kapatıldığını söyledi. 

‘HERKES SUSARAK GÖZ YUMDU’ 

Hastanede taburcu edildikten sonra yaşanan şiddetin bir nebze olsun azalacağını düşündüğünü ancak bu durumun eşinde büyük bir öfke yarattığını belirten C.Ş., "Kimseden korkum yok" diyen eşiyle karşılaştığını aktardı. Maruz kaldığı işkenceyi eşinin yakınları başta olmak üzere tüm köylünün bilmesine rağmen kimsenin ses çıkartmadığını dile getiren C.Ş., şöyle dedi: “Herkes yaşananları duymazlıktan geliyordu. Elim yüzüm genelde mor oluyordu. Ve misafirler gelince yüzümü sarıyordum. Kendisi de üzerini yalanlarla kapatıyordu. 'Buraya değdim falan diyeceksin' diye tehdit ediyordu. Belki insanlar söyleseydi karakola gitseydi korkar bu kadar şiddet uygulayamazdı.” 

‘TOPLUMSAL BASKI BENİ YALANA İTTİ’

İnşaat işinde çalışan eşinin arada çalışmaya gittiğini ve bu süreçte bir nebzede olsa rahatladığını kaydeden C.Ş., “Ancak döndüğünde yine benim için çile başlıyordu. Bir keresinde beni amcamdan kıskandı. Sırf amcama selam verdim diye o gün çok şiddete maruz kaldım. Kız kardeşim yanımdayken beni kilere çağırdı. Ve gittiğimde keserin sopası ile bana vurdu. Her yerime vurdu. Yerlerde sürükledi tek sebebi amcamla merhabalaşmamdı. İnsanlar içerdeyken beni dövdü ve 'Sakın sesini çıkarma' diyerek beni tehdit etti. Kız kardeşim yaşadıklarıma tanık oldu, 'Seni eve götüreceğim' dedi. Ama toplumsal baskı beni yine yalan söylemeye itti ve kartopu oynarken yüzüme geldiğini, orada olduğunu söylemek zorunda kaldım” şeklinde konuştu. 

‘BİR SUÇLU GİBİ AYAKTA BEKLETİLDİM’

Yaşadığı işkenceyi hamileliğinin 7’nci ayında annesine anlatma kararı aldığını aktaran C.Ş., yaşananları şöyle anlattı: “Ancak durumu annem ve babamın öğrenmesi eşimde daha büyük bir öfke yarattı. Ve artık uğradığım işkencenin haddi hesabı kalmadı. Sonra sorun daha da büyümesin diyerek babam beni tekrar evime götürdü. Gittik ve babam bu durumu kayınbabam ile konuştu. Kayınbabam oğlunu haklı gördü. Durumu öğrenen erkek kardeşim eşimin bulunduğu lokantaya giderek dövdü. Kendisine dayak atılmasını yediremeyen eşim çok öfkelenmişti. Olayın ardından millet toplanmaya başladı. Herkes beni suçladı. Hem çevredekiler hem de onun ailesi beni suçladı. Korkudan odadan çıkamadım. O sırada hamile olmama rağmen bana yemek ve su vermediler. Daha sonra beni salona çağırdılar ve sabaha kadar ayakta beklettiler. O hamile halimle aç, susuz bir şekilde herkesin gözü önünde bir suçlu gibi ayakta bekletildim.

‘ÇOCUĞUMUN YANINDA ŞİDDETE UĞRUYORDUM’

Bir an önce çocuğumu dünyaya getirmek istiyordum. Bu durumun belki onlarda bir vicdan yaratır diye düşünüyordum. Ancak hiçbir şey değişmedi. Bu sefer de çocuğumun yanında şiddete uğruyordum. Çocuğum öyle korkuyordu ki sürekli ağlıyordu.

‘ÜZERİNİ SOYUP İBRETİ ALEM YAPALIM’

Hamileliğimde kaynımın koyunlarına dahi ben bakıyordum. Evde adeta bir köle olarak çalıştırılıyordum. Bir gün koyunlara bakmayacağımı çünkü hamile olduğum için halsiz düştüğümü söyledim. Ancak bunun üzerine kayınbabam ve kaynanam ‘Nasıl kabul etmiyorsun’ dediler. Sonra eşimi arayıp koyunlara bakmadığımı söylediler. Ve üzerimdeki küpelerimi yüzüğüme kadar alarak, hatta ‘Üzerini çıkartıp, soyalım ibreti alem olsun’ dediler. Ve yine bana ekmek su vermediler. Hatta 'Saçını kesin' dediler. Kim beni almaya gelecek diye bekledim. Amcam, annem, nenem geldiler. Tartışmalar oldu ama yine ben o evde kaldım.

‘İNSANLAR BAKMAKLA YETİNDİ’

Bir süre sonra ikinci bebeğime hamile olduğumu öğrendim. Hamile olduğumu söylememe rağmen şiddet devam etti. Hamileliğimin 2'nci ayında, eşim 'Seni hastaneye götüreceğim' dedi. Bende çok şaşırdım. Amacı beni Patnos merkeze götürüp herkesin içinde dövmekmiş. Nedeni ise 1 yıl önce erkek kardeşimin onu dövmesiydi. Beni çarşının ortasında herkesin içinde dövdü ve insanlar sadece bakmakla yetindi. Tepki gösteren 2-3 kadına 'Keyfim istiyor' dedi. Burada yediğim dayak yetmediği gibi hastanede de dövdü. Orada da kimse tepki vermedi. Dayak yerken kucağımda çocuğum vardı ve hamileydim.

‘SON NOKTA ÇOCUĞUMUN PİSLİĞİNİ YEDİRMEK OLDU’

Günlerim işkence ile devam etti. Son gelinen nokta ise çocuğumun dışkısını yedirmek oldu. Bir gün ortada hiçbir şey yokken 'Sana pislik yedireceğim' dedi. Doğum yapalı 11 gün olmuştu. Kendi kendine bir tartışma başlattı. İkimiz evde tektik. Elinde kalın bir sopa ile karşımda durdu ve şiddet uyguladı. Üzerimde sopayı kırdı. Saçımdan tutup yerlerde sürükledi. Diğer yandan da 'Ben seni döverken sesin çıkmayacak' diye bağırıyordu. Baktım beni öldürecek kabul ettiğimi söylemek zorunda kaldım. ‘Kalk çocuğunun pisliğini ye' dedi. Sonra pisliği elime verdi. Sonra kameraya alıp ‘Benim erkekliğim bu’ dedi. Ve ben saatlerce kustum. Ardından hiçbir şey olmamış gibi bana sobayı hazırlattı.

‘UYURKEN KAYITLARI ALDIM’

Yaşadığım işkenceyi bu video ile ortaya çıkartabileceğimi düşündüm ve eşim uyuduğu esnada telefonundan video kayıtlarını hafıza kartıma kopyaladım. Ertesi gün ailesine izletip sileceğini biliyordum. Ve bu yüzden o gece aldım kayıtları. Düşündüğüm gibi de oldu. Ertesi gün övünerek herkese çektiği videoyu izletti.

‘GÖRÜNTÜLERİ BABAM YAYINLADI’

7 ay boyunca sürekli bu videoları yayınlamak istedim ancak korktum. Babamlar benim için bu bayramda memlekete geldi. Beni yanlarına getirdiler. Bende o esnada anneme görüntüleri verdim ve eğer bana bir şey olursa bu videoyu izleyin, benim haklı olduğumu görün dedim. Evime döndükten sonra videoyu izleyen ailem hemen beni almaya geldi. 

Olayın duyulmaması için eşim ve ailesi elinden geldiğini yaptı. ‘Sessizce boşanın. Lütfen bizi rezil etmeyin' dediler. Ancak biz hemen karakola gittik ve suç duyurusunda bulunduk. Suç duyusundan sonra babam bunu yayınladı ve bütün dünyanın duymasını istedi.

‘KIZLARIM O İŞKENCECİLERİN YANINDA BÜYÜMESİN’

Eşimin tutuklanmasında kadınların tepkisi önemli rol oynadı. Sonuna kadar hakkımı arayacağım. Cezalandırılmasını istiyorum. Ben çok çektim ve onun yaptıklarının cezasını çekmesini istiyorum. Kızlarımın yanımda olmasını istiyorum. O adamın işkenceci ailesinin yanında olmasını istemiyorum. Bütün herkesten bu konuda yardım istiyorum. Ben onları gözümden sakınıyorum. Bu insanların yanında büyümesinler.

‘BENİM GİBİ KADINLAR SESSİZ KALMASIN’

Benim durumumda olan kadınlar işkence ve hakarete sessiz kalmasınlar. Ben sakladım da ne oldu? Onlar saklamasınlar. Herkes yaptığının cezasını çekmeli. Kadınlar sessiz kalırsa bu işkencelere maruz kalırlar. Ben çok cesaretsizce davrandım. Ama korkmaya gerek yokmuş. Bir kadın asla erkeklere boyun eğmesin. Çocuklarım ne olacak demesinler? Tüm kadınlardan destek istiyorum. Bu haksızlığın benimle birlikte takipçisi olsunlar." (DİHABER)

www.evrensel.net