Katar krizi, Türkiye ve olası gelişmeler

Katar krizi, Türkiye ve olası gelişmeler

Katar’a askeri müdahale ihtimali tartışılırken geçen haftanın önemli gelişmelerden biri Türkiye’nin Katar krizin bir parçası haline gelmesi oldu.

Ali KARATAŞ

Arap yarımadasında devam eden Körfez krizi sıcaklığını korumaya devam ediyor. Geçen hafta yaşanan önemli gelişmelerden biri Türkiye’nin gittikçe krizin bir parçası haline gelmesi oldu. Katar’ın karşısındaki dört ülkenin (Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır) 13 maddelik talepler listesinin başında Türkiye askerinin Katar’dan ayrılması yer alırken Katar’a yeni asker sevkiyatının gerçekleşmesi krizin daha da tırmanacağının işareti görünüyor. 

ASKERİ MÜDAHALE OLUR MU?

Gazeteci-Yazar Abdulbari Atwan, Rai al Youm gazetesinin sitesinde yayınlanan konuşmasında, pazar gecesi Katar’a verilen sürenin dolmasıyla berber aralarında askeri müdahale de olan atılabilecek adımları özetledi. 

Atwan, Arap yarımadasında iki bin yıldan beri var olan Beni Temim ve Beni Haşim kabileleri arasındaki rekabete dikkat çekerek yaşananları “kabile savaşı” olarak nitelendirdi. 

Türkiye’yi yakından takip eden Lübnanlı Akademisyen Muhammed Nurettin ise, Katar’a kurulan askeri üsten yola çıkarak Türkiye’nin değişen “askeri doktrinine” dikkat çekti. Somali’den Katar’a kurulan askeri üslerin amacının Arap ayaklanmaları döneminde gerçekleşmeyen hayallerin “kaba kuvvetle” gerçekleştirmek olduğunu savundu. 

SUUDİ ARABİSTAN’DA TAHT KAVGASI

Geçen hafta Suudi Arabistan’da da alışılmadık siyasi gelişmeler yaşandı. Suudi Arabistan resmi haber ajansı SPA’da yayınlanan Kraliyet Divanı Kararnamelerine göre, Birinci Veliaht, Başbakan ve İçişleri Bakanı Muhammed bin Nayif, tüm görevlerinden azledildi. Kral Selman’ın en sevdiği oğlu olan 31 yaşındaki Savunma Bakanı Muhammed bin Selman, Birinci Veliaht ve Başbakan oldu. 

Selman’ın Savunma Bakanlığı görevi de devam edecek. Bu gelişme ilerleyen zamanlarda Suudi Arabistan’da iktidar çekişmesinin habercisi olabilir. Çünkü Bin Nayif, özellikle içişleri bakanlığı görevi döneminde güvenlik güçlerinin başında olan ve kurumu en iyi tanıyan kişiydi. Prens Nayif’in bu özelliği onun ev hapsinde tutulduğu yönünde gelen haberlerin nedenini de açıklıyor.


KATAR’A ASKER SEVKİYATININ TAŞIDIĞI MESAJ

Başyazı
Rai al Youm

KATAR’da bulunan Türkiye’nin askeri üssündeki güçlere katılmak için perşembe günü Türk kuvvetlerinden yeni bir parti, Katar’a ulaştı. Tanklarla, zırhlı araçlarla ve ağır silahlarla desteklenmiş askeri gücün sayısı bini geçiyor. Yeni katılımların yolda olduğu kesin.

Katar resmi ajansı bu askeri güçlerin,“iki ülke arasındaki ortak savunma anlaşması” çerçevesinde Katar askerleriyle bir askeri tatbikat düzenleyeceklerini açıkladı. Lakin askeri kuvvetlerin Katar’a ulaşması, Katar Savunma Bakanı Halid el Atiye’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la ve Savunma Bakanı Fikri Işık ile yaptığı görüşmelerle eş zamanlı olarak gerçekleşti. Gelişmeler gösteriyor ki bu güçler Katar’ın iktidarını değiştirmek için herhangi bir girişime maruz kalması durumunda; “Türkiye’nin Katar devletini savunma taahhütleri” çerçevesinde gelmektedir. 

Dörtlü devletlerinin (Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn ve Mısır)  kuşatmayı kaldırmak için öne sürdükleri taleplerinin başını Katar’daki Türk askerlerinin ülkeden çıkması bulunmaktadır. Lakin taleplerin karşılaması için verilen sürenin dolmasına üç gün kala bu kuvvetlerin sayısının arttırılması, açık ve net bir şekilde bu taleplerin reddedilmesidir. Aynı zamanda Katar’ın ve Türkiye’nin özellikle askeri alanda ortaya çıkacak gelişmelere hazır olduğunu göstermektedir. 

Türkiye’nin içinden ve dışından analistler Erdoğan hükümetinin müttefiki Katar’a vereceği destekte gideceği noktada bölünmüş durumda. Burada bir görüş, dayanışmanın sadece siyasi bir pozisyon olduğunu söylüyor. Türkiye’nin kendisinden binlerce kilometre uzaktaki Katar için Suudi Arabistan, BAE ve Mısır’la savaşa girmesinin uzak olduğunu belirtiyor. 

Buna karşı olan  görüş ise NATO üyesi Türkiye’nin müttefiki Katar’ı korumak için müdahale edeceği yönünde. 

Cumhurbaşkanı Erdoğan “Fırat Kalkanı” adıyla güçlerini Suriye’ye gönderdi. Körfez bölgesinde varlığını güçlendiriyor. Osmanlı emellerinin gölgesinde gerektiğinde kullanmak için varlığını güçlendirme savaşı veriyor.

TÜRKİYE’NİN DAYANIŞMASI SİYASİ, SAVAŞ KÜLFETLİ

İki görüşünde bir çok mantıklı yönleri var. Lakin biz ilkinin gerçekleşmesini bekliyoruz. Kuşatmaya karşı Türkiye’nin dayanışması siyasidir. Çünkü savaş külfetlidir. Sonuçları da güvenilir değildir. Türkiye’nin Suriye’de direk yada dolaylı askeri müdahalesi altı yıl boyunca hedeflerinin gerçekleşmesi noktasında herhangi bir sonuç vermedi. 

Özellikle rejimin değişmesi konusunda. Buna karşılık tam tersi sonuçlar verdi. ABD’nin “düşman Kürtlerin” yanında müdahalesine olanak veren bir kaos ortaya çıkardı. Ayrılıkçı eğilimleri güçlendirdi. 

Türk kuvvetleri Arap bölgesine çıkmak için giriş yapmamaktadır. Suriye’nin kuzey batısında Carablus ve el Bab’ta ve diğer kentlerde hala bulunmaktadır. Irak resmi makamlarının bütün baskıları, Türkiye’nin Musul’a yakın Başika’daki binden fazla askerini çıkarmada başarılı olamamıştır. Muhtemelen aynı durum Katar’daki Türkiye’nin askeri üssünde vuku bulacaktır. 


KATAR TÜRKİYE’NİN YENİ ASKERİ STRATEJİSİNE MODEL

Muhammed NUREDDİN
al Halic

BİR devlet sabit bir politikanın arkasında durmaz. Hedeflerine başka yollardan  ulaşmak için taktiklerini değiştirir. Türkiye giriştiği askeri müdahaleler nedeniyle “yumuşak güçten”,  “kaba bir kuvvete” dönüştü. Lakin en bariz değişim, geçmiş yıllarda bildiğimiz her şeyi aştığı “askeri doktrininde” gerçekleşti. 

Türkiye, Atatürk döneminde küresel sorunlardan geri durdu. İkinci Dünya Savaşı ateşine mesafe koydu. Soğuk Savaş döneminde tek başına adım atmayarak NATO vasıtasıyla hareket etti. Ancak son yıllarda Türk projesinin Arap ülkelerinde kaybetmesi, Suriye’deki durumun değişmesi, Recep Tayyip Erdoğan’ın ve Ahmet Davutoğlu’nun Osmanlı projesinde zorlukların artmasıyla birlikte Türkiye yeni bir askeri doktrin ortaya koydu. Bu doktrin Türkiye’nin “tehditleri topraklarına varmadan önce kaynaklarında vurma” üzerine kuruluydu. Suriye’de ve Irak’taki Kürtleri kendi ulusal güvenliğine tehdit olarak görmesine rağmen Türkiye’nin hareket haritasının genişliği bu durumu yalanlamaktadır. 

Bu teoriye göre Türkiye, Suriye’ye müdahale etti. Cerablus, el Bab ve Afrin sınırı arasındaki bölgeyi işgal etti. Irak hükümetine rağmen zorla Başika’da askeri üs kurdu. Kuzey Irak’ta 12’den fazla askeri merkezi var. Şimdi İdlib’te Cebel el Şeyh’te askeri bir üs kurmaya hazırlanıyor. 

Bir yıl önce Somali’de askeri üs kurarak topraklarından uzaklaştı. Şimdi Katar’da askeri üs kurma hazırlığında. Aynı şekilde Azerbaycan, Gürcistan ve Bosna’da askeri üs kurma arayışında. Bunlara ek olarak Kuzey Kıbrıs’ta mevcut.   

Analistler Somali’de ve Katar’daki askeri üslerin kime karşı olduğunu soruyor? Bu üsler Irak ve Suriye’deki PKK’ye karşımı? Sonuç olarak  yapılanlar “Arap baharının” ilk turunda elde edemediği kazançları almak için baskı uygulayarak Türk emellerine hizmet etmekte.


KÖRFEZDE KABİLE SAVAŞLARI

Abdulbari ATWAN
Rai el Youm

HAFTANIN en sıcak gelişmesi; Suudi Arabistan, BAE, Bahren ve Mısır ile Katar arasındaki krizdeki gelişmelerdi. Dörtlünün Katar’a, öne sürdükleri şartları gerçekleştirmesi için verdikleri on gün sürenin dolmasıyla gelişmeler daha da ısınacak. Öne sürülen 13 şart arasında el Cezire kanalının yayına son vermesi, Türkiye’nin askeri üssünün kapatılması ve İhvan’la (Müslüman Kardeşler) ve diğer örgütlerle ilişkilerinin kesilmesi mevcut. 

KATAR’A KARŞI YOL HARİTASI

Katar’ın karşındaki dörtlü, sürenin bitmesinde aceleciler. Bana göre dörtlünün elinde sürenin bitiminde uygulayacakları bir yol haritası var. Pazar gecesinden sonra sürenin bitimiyle beraber uygulanacak bazı icraatlar var. Bence bu noktada atabilecekleri dört adım var. 

Bunlardan birincisi; Katar’ın Körfez İşbirliği Konseyindeki (KİK) üyeliğinin dondurulması. Bu noktada Kuveyt’in ve Umman Sultanlığı’nın tutumu önemli. Onların onayı olmadan bu karar alınabilecek mi? Eğer bu adım atılırsa bildiğimiz anlamda KİK kalır mı?

İkincisi; ekonomik kuşatmanın tırmandırılması. Katar’ın ekonomik olarak boğulması. 

Üçüncüsü; Katar’ın Suudi Arabistan, BAE, Bahreyn, Mısır ve diğer ülkelerdeki mal varlığının ve yatırımlarının dondurulması. Bu yatırımlar on milyarlarca doları buluyor. 

ASKERİ MÜDAHALE Mİ YOLDA?

Dördüncüsü; son dönemde “Katar’ın özgürleştirilmesi” sözlerini çok duymaya başladık. Bu söylem askeri bir planın var olduğuna yönelik bir işaret. Şu an Suudi Arabistan medyası “Katar’ın özgürleştirilmesinden” bahsediyor. Katar kimden kurtarılacak? Udeid’teki Amerikan üssünden mi? İran’ın işgalinden mi, ABD ve Fransa’nın işgalinden mi? 

Daha önceden “Suriye’nin, Libya’nın özgürleştirilmesini” duyduk. Bu iktidarların devrilmesi ve silah grupların beslenmesi anlamına geliyordu. Aynı şey Yemen’de oldu. “Yemen’in özgürleştirilmesi” Yemen’e askeri güç göndermek anlamına geliyordu. Suriye’de olduğu gibi iktidarın değiştirilmesi için Katar’da bazı grupların silahlandırıldığı bir durumun önünde miyiz. 

YAŞANANLAR 2 BİN YILLIK KABİLE ŞAVAŞI

Bu savaş bana göre aslında kabile savaşıdır. 2 bin yıldır aynı krizle karşı karşıyayız. Bu krizin ne görüşmelerle, ne siyasetle bir çözümü var. Bana göre bu kriz ve çatışma Şeyh bin Halife el Sani’nin, Riyad’a yakın Uşaykır’a yaptığı ziyaretle başladı. Burası Arap Yarımadası’nda Temim Aşireti’nin en önemli merkezlerinden biridir. Burada el Sani, Temim Aşireti’nin şeyhleriyle buluştu. Biliyoruz ki Katar Emiri’nin büyük bir hayali var. Katar devleti küçük bir devlet. Ama Temim aşiretinin sayısı milyonlarcadır. Katar’ın nüfusu 300 bin iken; el Temim Aşireti Arap Yarımadası’nda, Suriye’de, Filistin’de, Yemen’de, Irak’ta ve bütün bölgede yayılmış olarak 4-5 milyon civarındadır. Bu ziyaret Suudi Arabistan’ın öfkelenmesine neden oldu. Suudlar Beni Hanife’den... Beni Temim ve Beni Hanife kabileleri arasında tarihsel bir mücadele var. Katar Emiri’nin Beni Temim’in başkentine ziyareti Suudları işkillendirdi. Hikayenin özeti budur. 

Gelişmeler yeni bir Arap Baharının geleceğini gösteriyor. Suriye’de, Libya’da, Mısır’da hareket sokaktan zirveye doğru ilerledi. Ama Körfez’de tersinin olacağını düşünüyorum. Yukarıdan başlayacak ve aşağılara inecek. Hakim olan aileler büyük ayrılıklara düşecek ve hareket aşağılara inecek. Körfez yazı gerçekten sıkıntılı bir yaz olacak.


SUUD AİLESİNDE BÖLÜNMEYE DOĞRU

Rai al Youm
Başyazı

PRENS Bin Nayif ev hapsinde ve yolculuk yapması yasaklandı mı? Suudi Arabistan’ın bunu resmi olarak yalanlaması inandırıcı mı? Bu konuda bazı şüphelerimiz var!

New York Times gazetesi şu an görevde olan daha önce görev almış dört tane Amerikalı yetkiliye ve şu an iktidarda olan aileye yakın Suudilere dayanarak “azledilen” veliaht prensin, iki kızının ve ailesinin Cidde’deki saraylarında zorunlu ev hapsinde tutulduğunu yazdı. Seyahatten de men edildiler. 

Amerikan yetkilileriyle yakından ilişkisi olan New York Times, rehin alınma olayından sonra ek bilgilere yer verdi. Sarayına vardığı zaman kendisine yakın olan korumalar değiştirildiğini ve tanımadığı yeni korumaların verildiğini belirtti. Bu durum korumaların kendisini korumak için gelmediği anlamına gelmektedir. 

Prens bin Nayif, 2003-2006 yılları arasında el Kaide’nin Suudi Arabistan’da ortadan kaldırılması ve hücrelerinin çökertilmesi operasyonları nedeniyle Amerika’nın favori adamıydı. Ancak halefi prens bin Selman belki de bu durumun kendi lehine çevrilmede;  ABD Başkanı Donald Trump’ı yatırımlarıyla mali olarak cezbetmede başarılı oldu. 

Prens Nayif’in zorunlu ev hapsinde tutulması, yönetim değişikliğinin resmi ajansların belirttiği şekilde pürüzsüz olmadığını göstermektedir. 

Bu kişi içişleri bakanıyken veya babası Prens Nayif bin Abdulaziz’e yardım ederken yıllarca Suudi Arabistan’ın emniyet teşkilatının en tepesinde oturdu. Ülkesine ve istikrarına yönelik bir tehdit oluşturabilir. Çünkü kendisine bağlı güçler çok büyüktü. Burada tanklarla, zırhlı araçlarla, helikopterle donatılmış elli bin kişiden bahsediyoruz. Bu nedenle kendisinde çekinilmekte, herhangi bir acil durum karşısında hareketlerinin ve bağlantılarının  kısıtlanmaktadır. Veya en azından biz öyle düşünüyoruz. 


 

Son Düzenlenme Tarihi: 03 Temmuz 2017 09:27
www.evrensel.net