Evlendirmiyoruz!  Eğlendirmiyoruz!

Evlendirmiyoruz! Eğlendirmiyoruz!

Zeliha Taşdemir ve Zelal Sahidenur Sarı, çocuk yaşta evliliklere karşı mücadele eden Yaka-Koop, Gülmay Gümüşhan ile konuştu.

Zeliha TAŞDEMİR 
Zelal Sahidenur SARI
Van

Dünya genelinde her yedi saniyede bir 15 yaşın altındaki bir kız çocuğu evlendiriliyor. Çocuk yaşta evlendirmeler Türkiye’de de oldukça yaygın ve bu sayının her geçen yıl arttığı belirtiliyor. Van’da 2002 yılından bu yana kadınlarla ilgili çalışmalar yürüten aynı zamanda Van’da kurulan ilk kadın örgütü olan Yaka-Koop, Yaşam Kadın Çevre Kültür ve İşletme Kooperatifi yaklaşık 4 yıldır kız çocukların erken yaşta evlendirilmesini önlemek için çalışmalar yapıyor. ‘Evlendirmiyoruz, eğlendirmiyoruz’ diyerek başlattıkları çalışmaları sadece Van’ın merkezinde değil, ilçe ilçe köy köy gezerek sürdürüyorlar. Hem kampanyalarını hem de derneğin çalışmalarını Yaka-Koop aktivisti Gülmay Gümüşhan ile konuştuk.

ANNESİ GİBİ OLMAYA İTİRAZ EDEN KIZ ÇOCUKLARI

İlk olarak Yaka-Koop’un bu sıralar oldukça yoğunlaştığı erkek yaşta evliliklere karşı projeyi konuşuyoruz. Gülmay Gümüşhan şöyle anlatıyor projelerini ve çalışmalarını: “Erken yaşta evliliklerle ilgili dört yıldır kampanya yürütüyoruz. Masa başında proje yapmıyoruz biz, her zaman alandayız, kadınlara birlikteyiz. Bu projemiz de böyle başladı. Erçek Çok Programlı Lisesi’nden bize bir başvuru geldi. Öğretmenleri arayarak çocukların okuldan alınıp evlendirildiklerini söyledi. Biz bunun üzerine okul yönetimiyle görüşüp kadınların gelebileceği en rahat yerde seminer yapalım dedik. Seminere Sosyal Politikalardan ve Halk Sağlığından görevliler, gönüllü bir avukat ve Müftülükten hoca katıldı. Avukat yasal, Halk Sağlığından gelen görevli sağlık, müftü dini boyutunu anlattı. Baktık ki çocuklar içinde bulundukları durumu boykot ediyor. Kız çocukları annelerinin başına örttüğü beyaz baş örtülerini başlarına örtmüşlerdi ve anneleri gibi olmak istemediklerini söylüyorlardı. Erkek çocukları da konuyla ilgili pankart açmışlardı. Bu aslında bir tepkiydi ve bizden köylere gidip bu çalışmayı yapmamızı istediler. Biz de ilk olarak tepki almamak için benim annemin köyünden başladık. Baktık köylerde kilit nokta muhtarlar ve imamlar, durum böyle olunca onlarla bir çalıştay düzenledik. Konunun ciddiyetini anlattığımızda muhtarlar ve imamlar bize destek verdi ve onlarla beraber 77 köye ulaştık. Tabi bu köylere giderken yine yanımızda sağlıkçı, avukat arkadaşlarımız da vardı. Bu çalışmaları kadınların günlük işlerine engel olmadan yaptık. Mesela kadınlar tandırda ekmek yapıyorsa biz de onlarla beraber hamur yoğurup sohbet ediyorduk. Bu şekilde kadınlarla anket çalışmalarımızı da yaptık ve bu anketler üzerinden ihtiyaçlarını tespit ettik. Kamu kuruluşlarını da işin içine katarak kadınların en rahat gelebileceği yerlere gidip erken yaşta yapılan evliliklerin sakıncalarını anlatıyorduk. Bu sohbetlerden sonra kooperatife başvurular almaya başladık. Süreç böyle devam ederken geleneksel yapıdan kaynaklı 50-60 yaş üstü kadınları çok değiştiremediğimizi fark ettik. O zaman özellikle liseli gençlere yönelik okullarda bir çalışma yürütmemiz gerek dedik. Bu doğrultuda duyurusu tüm ili kapsayacak şekilde “Erken Yaşta Evlilikler” konulu resim yarışması düzenledik. Bu yarışmada resmin profesyonelliği bizim için önemli değildi. Yarışmanın son aşamasında Yaka-Koop’ta bulunan jüri üyeleri 12 tane resmi seçiyorlar, bu 12 resim bizim birincilerimiz oluyor ve biz o resimleri takvim olarak bastırıyoruz. Bu sayede çocukların da konuya duyarsız olmamasını sağlıyoruz. Ardından yine seçilen bu resimler 10 gün boyunca Van merkezde bilbordlarda sergileniyor. Tabi yarışma birincilerimizi de ödüllendiriyoruz. Bunların dışında yine alan çalışmalarımızda fark ettik ki esnaflar farkında olmadan çocuk evliliklerine hizmet ediyor. Öncelikle kuaförlerle konuşalım dedik. Kuaförlerle çalıştaylar yaptık. Tabi işin içine ekonomik kaygı girdi ama biz konunun ne kadar içler acısı olduğunu anlattığımızda Van’da bir grup kuaför, dükkanlarına çocuk yaşta evlenen kız çocuklarının saçlarını yapmayacaklarına dair yazı astılar. Hatta Antalya Muratpaşa Belediyesi 600 kuaförle bu çalışmayı imzaladı. Ayrıca Van Edremit Belediyesi aynı çalışmayı uyguladı ve şu an Türkiye genelinde birçok STK bu çalışmayı yapıyor. Yakın zamanda Ankara’da kuaförlerin bağlı olduğu konfederasyona gidip başkanlarıyla görüşüp bu projeyi Türkiye geneline yaymak istiyoruz. Tabi Van’da bu çalışmayı yaygınlaştırmaya da devam edeceğiz. Ayrıca üzerinde ‘Çocuk Evliliklerine Hayır’ yazan etiketler hazırlayıp çiçekçilere, okul servislerine, düğün arabalarına yapıştırdık. Bundan sonrasında düğünlerde müzik yapan müzik gruplarıyla bu çalışmayı sürdüreceğiz. Bu müzik gruplarının bulunduğu bir pasaj var oraya gittik ama ekonomik kaygı sebebiyle müzik gruplarından tepki aldık. Bunun üzerine kuaförlerle yaptığımız konuşmayı onlarla da yaptık ve çalıştay gerçekleştirdik. Bu çalıştayda kendimize, düğünlerde asmak üzere bir slogan belirledik. O sırada yine bir çocuk gelin olan annemden “Evlendirmiyoruz! Eğlendirmiyoruz!” diye fikir geldi. Davetiye basan matbaaları, çeyiz satan esnafı da yine bu projeye dahil ettik.

Bu projelerimizin yanı sıra kadın cinayetlerini takip ediyoruz, çocuk istismarı davalarına müdahil oluyoruz. Son olarak babası tarafından cinsel istismara uğrayan üç tane kız çocuğunun olayını takip ediyoruz. Çaldıran’ın bir köyünde 7 yaşındaki bir kız çocuğunun 25 yaşındaki bir köylü tarafından tecavüze uğramasını da yakından takip ettik. Bizim bu şekilde köy çalışmaları yaptığımız daha fazla duyulunca Siirt Pervari gibi çevre illerden bile başvurular aldık. Bu yüzden bölgesel çalışan bir kuruluşuz.”

‘NASIL ÇALIŞACAĞIMIZI KADINLAR BELİRLEDİ

2002 yılı öncesi yine örgütlü bir yapı olarak çalışmalarını sürdürürken 2002 yılında kurumlaşmaya karar verdiklerinden ve kadın kooperatifi olarak yola devam ettiklerini anlatan Gümüşhan Van’da böyle bir oluşumun ilk olmasına dikkat çekiyor. Van’da ilk olmaları onlara avantaj sağladığı kadar dezavantaja da neden olmuş, çünkü önlerinde örnek alabilecekleri bir kurumun olmayışı Yaka-Koop’un işleyişinin nasıl olacağı, hangi alanlarda çalışılması gerektiği gibi soruları beraberinde getirmiş.

Gümüşhan, bu sorunun cevabının kooperatif içinde yer alan kadınlardan geldiğini anlatıyor: “Kurulduktan sonra tüzüğümüzü çok geniş tutmuştuk. Bir süre sonra şiddet başvurusu almaya başladık. O zaman dedik ki kadına yönelik şiddet alanında çalışmak zorundayız. Kadın istihdamıyla ilgili başvurular almaya başladık. Ayrıca o dönemde hem ülke içi hem de İran’dan göç nedeniyle Van’a gelmiş kadınlar vardı. O zaman göç de çalışma konumuz olmalıydı. Bunun devamında çocuklar çalışma alanımıza girdi ve bu konular hep birbirine bağlıydı.”

‘MASABAŞINDA DEĞİL ALANDAYIZ’

Yaka-Koop’u tanımışken, bu kooperatif 15 yıldır Van’da ne yapıyor dediğimizde Gümüşhan kaldığı yerden devam ediyor. “Yaka-Koop hiçbir zaman masabaşı iş yapmadı. Yani hep alanda çalışarak ihtiyaca göre projeler geliştirdi. Çünkü masa başında olmuş olsaydı belki de bugün biz böyle sohbet etmiyor olacaktık. İlk kurulduğumuz dönem ev eksenli dediğimiz evden dışarıya iş yapan kadınlar vardı. Onların emek sömürüsü üzerine bir rapor hazırladık. Van’ın göç alan bölgelerinde kadınların yaptığı kilimlerin taşeron aracılığıyla Batıda satılması ve asıl parayı taşeronun alması sebebiyle bunun üzerinde dönen ciddi bir emek sömürüsü vardı. Ancak kilimleri yapan kadınlar ‘biz nasıl olsa evde oturuyoruz’ diye kendilerini işçi olarak görmüyorlardı. Sonrasında bir grupla beraber atölye çalışmaları yaptık. Atölye çalışmamızın konusu ‘Ev eksenli kadın kime denir? Ev eksenli kadınların hak ihlalleri’ydi. Atölyeye katılan kadınlar ‘Biz de işçiymişiz’ demeye başladı ve bu çalışmamız o günden bu güne sürdü. Geçtiğimiz yıllarda bu kadınlarla ilgili bir platform kurduk ve Türkiye’nin birçok bölgesinde çalışmalar yürüttük. Yine üyesi olduğum Ev Eksenli Çözüm Ortakları isimli Türkiye’nin farklı bölgelerinden altı kadının bulunduğu bir grup var. Yılda bir defa fon alarak bu çalışmanın görünür olabilmesi için farklı illerde konuyla ilgili standlar açıp festivallere katılıyoruz.”

‘EV İŞÇİSİ KADINLAR İŞÇİ OLDUĞUNU FARKETTİ’

Gümüşhan’ın anlattığı Yaka-Koop’un çalışmalarından yalnızca biriydi ve Gümüşhan çalışmalarını anlatmaya devam ediyor: “Özellikle Van’ın göç alan yerlerinden işsiz kadınlar bize geliyor ancak bu kadınlar vasıfsız diye nitelediğimiz ‘Ne iş olsa yaparım’ diyen kadınlar. Biz daha çok göç alan bölgelerde, (Süphan, Bostaniçi gibi) bu kadınlara onların istekleri doğrultusunda kuaförlük, dikiş nakış, trikotaj ve bunların yanı sıra kadın ve insan hakları, toplumsal cinsiyet konulu eğitimler verdik. En sonunda bundan bir süre önce yine proje kapsamında 120 öğrenciye aşçılık kursu verdik. Aşçılığın yanı sıra da diksiyon, yabancı dil gibi MEB onaylı birçok eğitimimiz oldu. Mesleki eğitimler verirken annelerin daha rahat gelebilmesi için merkezlerimizde çocuk oyun odaları kurduk. Bunlar, anneler eğitime geldiğinde ya da çarşıda, pazarda işleri olduğunda çocuklarını bırakabilecekleri ücretsiz odalardı. Üç yıla yakın yine Yaka-Koop bünyesinde kreş işlettik. Kreş ücretliydi ama ekonomik durumu uygun olmayan ailelerden ücret talep etmiyorduk. Çocuklar anneleriyle bir bütün olduğu için bütün çalışmalarımızı çocukları göz ardı etmeden yaptık.”
 

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.