Mehmet Ali Alabora: Türkiye’de aydınların sicili oldukça iyi

Mehmet Ali Alabora: Türkiye’de aydınların sicili oldukça iyi

Londra'da DAY-MER tarafından organize edilen Festival'de aydınların demokrasi mücadelesindeki rolü tartışıldı.

Arif BEKTAŞ 
Londra

Londra’da Türk ve Kürt Toplumu Dayanışma Merkezi (DAY-MER) tarafından organize edilen Kültür Sanat Festivali’nde, kültür, sanatın ve aydınların demokrasi mücadelesindeki rolü tartışıldı.
Dün akşam Londra Toplum Merkezi’nde yapılan panele, Yazar Aydın Çubukçu, sanatçı Mehmet Ali Alabora ve akademisyen Prof. Dr. Naif Bezwan konuşmacı olarak katıldı. Oyuncu Füsun Demirel’in vize sorunu nedeniyle katılamadığı paneli yönetmen Suat Eroğlu yönetti.

Bu yıl 28.’si düzenlenen festivaldeki 10 etkinlikten biri olan panele yoğun ilgi oldu. Yaklaşık 300 kişinin katıldığı panelde Yazar Aydın Çubukçu, muhalif aydın özelliğinden söz edildiği zaman, bedel ödemeyi göze alan aydın ve sanatçıların şan şöhret için değil, kendi kişiliğinin bir gereği olarak ve bir karşılık beklemeden yapmış olmasının önemli olduğunu belirterek, aydınların en önemli özelliğinin, olup biteni görmek olduğunu söyledi. 

Çubukçu, “Görebilmek, anlayabilmek son derece önemli. Ama, aydının ikinci en önemli özelliği ise, gördüğünü dile getirebilmesidir. Anlatabilme özelliğinin olmasıdır. Gördüğü şeyi anlatabildiği zaman kendi özelliğinin gereğini yapmış olur. Yön verebilmek ve biçim kazandırmak en önemlisidir” diye konuştu.
“Adalet Yürüyüşü”ne ilişkin sorulan bir soruya Çubukçu, “Muhalefettekiler olarak, kıpırdayan her harekete destek olmalıyız. Kıpırdamayı da büyük bir harekete dönüştürmek önemlidir” diye cevap verdi.

Oyuncu Mehmet Ali Alabora da sanatın egemen sınıfın kontrolünde olduğunu fakat Anadolu’da Pir Sultan örneği gibi bir kaç istisna da olduğunu söyledi.

Alabora şöyle devam etti: ABD'li aydın Noam Chomsky'nin ‘Türkiye'deki sanatçıların muhalefetini överek onlardan ders çıkarmalıyız’ sözü önemlidir. 19. yüzyıldan bu yana sanatçı ve gazeteciler susturulmaya çalışılmış, yurt dışına sürülmüş. Bu konuda Türkiye'nin sicili çok iyi. Devletin değil sanatçıların sicilinden söz ediyorum. Sanatçılar paşa torunu olan Nazım Hikmet örneğinde olduğu gibi üst sınıftan olmalarına karşın halkın demokrasi ve özgürlük mücadelesine sahip çıkmışlar. 

19. yüzyıldan beri aydın, sanatçı ve akademisyenlerin mücadelelerinin işçi hareketleriyle birlikte geliştiğine vurgu yapan Alabora, “Dünyada belki de çok az ülke var ki kesintisiz olarak aydınları, sanatçıları, gazetecileri, akademisyenleri öldürülsün, yurt dışına gitmek zorunda kalsın, hapisanelerde çürüsün. Türkiye’deki sanatçılar, aydınlar, akademisyenler her tür saldırıya rağmen hep önde gitmişlerdir. Dolayısıyla devletin değil ama, Türkiye’de sanatçıların sicili oldukça iyi” diyen Alabora, bir soru üzerine, Ankara’dan İstanbul’a başlatılan “Adalet Yürüyüşü” için, “Eylem eylemdir. İçinde olarak, eleştirerek, güçlendirerek desteklenmelidir” dedi.

‘DEVLET AKADEMİSYENLERİ MEMURU GİBİ GÖRÜYOR’

Prof. Dr. Naif Bezwan ise konuşmasında, “Türkiye hiç bir zaman akademisyenlerin özgürce resmi ideolojiyi eleştirdiği bir ülke olmadı. Fakat son bir yıldır akademisyenlere yönelik baskılar arttı. Akademisyenlerin son yıllarda hedef tahtasında olmasının nedeni de, Kürdistan'da katliamlara ve şehirlerin yok edilmesine karşı ‘Biz bu suça ortak olmayacağız’ açıklamasına bağlanabilir” dedi.

Bezwan konuşmasında “Devlet akademisyenleri memur gibi görüyor. Hukuk güvencesinde olmayan akademisyenlerin işten atılma süreci devam edecektir. Yeni akademisyen kuşak derin bir yerellik ve evrensel bir kültür bilgisine sahip olarak farklı okumalar yapabiliyor, olup biteni derinlemesine sorgulayabiliyor” diyen Bezwan, ortak idealler için bir araya gelip mücadele edilmesi gerektiğini söyledi. 

www.evrensel.net