TEKEL özelleştirildi, tütün piyasası şirketlerin elinde 

TEKEL özelleştirildi, tütün piyasası şirketlerin elinde 

Emine Uyar tütün sektörünün, TEKEL’in özelleştirilmesinden bu yana geldiği durumu Tütün Eksperleri Derneği Başkanı Servet Yaprak ile konuştu. 

Emine UYAR
İzmir

 

Tütün Eksperleri Derneği’nin hazırladığı 2016 yılı Tütün Raporu’na göre Türkiye dünyanın 7. büyük sigara pazarı durumunda.

Rapora göre, ‘15 günde 15 yasa’dan biri olan 4733 sayılı yasanın çıktığı günden bu güne Türkiye tütüncülüğünün büyük bir tasfiye süreci yaşadığı görülüyor. 

2002 yılında 405 bin 882 olan tütün üreticisi sayısı 2015 yılı itibarıyla yüzde 86.2 azalarak 56 bine geriledi. Tütün üretimi ise 2002 yılında 159 bin 521 ton iken yüzde 61.1 azalarak 2015 yılında yaklaşık 62 bin tona düştü.

Son günlerde, özellikle kaçakçılık haberleri ile gündem olan tütün sektörünün, TEKEL’in özelleştirilmesinden bu yana geldiği durumu Tütün Eksperleri Derneği Başkanı Servet Yaprak ile konuştuk. 

Şark tipi tütünde hâlâ dünyanın sayılı ülkeleri arasında yer alınmasına rağmen imalat sektörünün yabancı şirketlerin egemenliği altında olduğunu dile getiren Yaprak, kaçakçılığın artmasında uygulanan yanlış politikaların etken olduğunu belirtti.

İHRACATCIYKEN İTHALATÇI OLDUK

TEKEL’in özelleştirilmesinin ardından ülke tütüncülüğünde köklü dönüşümler yaşandığını dile getiren Servet Yaprak, “Birincisi tütün ihracatçısı bir ülke iken şu anda dünyanın en önemli tütün ithalatçısı ülkelerinden biri olduk. Dünyanın 7. büyük sigara pazarıyız. Önemli bir tütün üreticisiydik öyle ki ürettiğimiz Şark Tipi Tütün, ‘Türk Tütünü’ adı ile biliniyordu, bu özelliğimizi kaybettik” dedi. 

Türkiye’de tütün ürünlerindeki imalat sektöründe yabancı sermaye kontrol oranının 90 dolayında olduğuna dikkat çeken Yaprak, “Teknoloji, bilişim ya da ilaç sektöründen değil, tütünden bahsediyoruz.  Bu sıra dışı oran, tekellerin buraya hücum ettiğini, bizim de üreticimize alan tanımadığımızı gösteriyor. Devletin,‘Bu bir sıkıntı, aşağı çekeyim, niye yabancılara bağlanayım bu kadar’ demesi lazım. Çok istendik bir sektör değil ama bu durum oraya dolar uçuyor demek. Bu 4733 sayılı yasanın sonucu” dedi.

YÜZDE 90’I YABANCI SERMAYENİN ELİNDE 

Yerli sigara markalarının kaybolduğunu, bunlarla birlikte, bu sigaralarda kullanılan şark tipi tütün harmanlarının da tamamen yok olduğunu belirten Yaprak, “TEKEL’i satın alan çok uluslu şirket, bizim sigara markalarını piyasaya sunmadı, bütün yatırımını kendi küresel markalarına yaptı. Böyle olunca bu sigaraların içine giren bizim ürettiğimiz tütünler büyük darbe yedi. Doğu, Güneydoğu’da, Karadeniz’in büyük bir kısmında tütüncülük bitti, Ege’de azaldı. Şimdi bizde tüketilen sigaranın yüzde 87’si ithal tütün. İşin sağlık boyutu bir tarafa, dumana inanılmaz para ödüyoruz” dedi. 

Yaprak, TEKEL sigara fabrikalarının özelleştirilmesi ve Tütün Fonu’nun kademeli olarak azaltılması sonucunda, sigara pazarının tamamına yakınına sahip olan çokuluslu sigara şirketlerinin, sigara harmanlarında giderek artan oranlarda ithal tütün çeşitlerini kullandıklarını dile getirdi. Yaprak şunları söyledi: “Ülke topraklarında yetişen tütünlerin sigaralarda kullanımı 2003 yılında yüzde 42 iken bu oran TEKEL’in sigara biriminin özelleştirilmesinden sonra 2015 yılı itibarıyla yüzde 13’e düştü. Özellikle 2010 yılından bu yana “net ithalatçı” olan ülkemize ithal edilen tütünler vasıf olarak da çok düşük. Yaprak tütün dışında homojenize, şişirilmiş tütün damarı ve şişirilmiş tütün gibi düşük kaliteli tütün ürünleri kullanılarak maliyetlerini düşürdüler, arttırılan vergilere rağmen kârlılıklarını ise artırdılar.” 

TEKEL GİTTİ GÖÇ BAŞLADI

Piyasadaki bu dönüşümün en büyük darbeyi Doğu ve Güneydoğu’daki üreticilere indirdiğini dile getiren Yaprak, “Batman, Adıyaman, Muş, Bitlis, Diyarbakır’ın bir kısmı ile kısmen Hatay’da TEKEL yoğun tütün alımı yapıyordu. TEKEL’in satılması ve yerli markaların ortadan kalkması ile özellikle 2009’dan 2013’e kadar bu bölge büyük bir şok yaşadı. Göç istatistiklerine bakıldığında TEKEL’in tamamen piyasadan çekildiği, 2009’da Adıyaman’dan sıra dışı bir göç yaşandığı görülüyor. Tütün üreticiliğindeki düşüş köyden kente göçün en büyük tetikleyicisi aslında, tütünü pamukla ya da meyve ağaçlarıyla kıyaslayamazsınız” dedi. 

Ülkemizde sarmalık kıyılmış tütün üretiminin hep var olduğunu ancak, sigaradaki vergi ve dolayısıyla fiyat artışlarından kaynaklı, bu üretimin arttığını dile getiren Yaprak, “Güney, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde ‘sarmalık kıyılmış tütün’ olarak tüketilmek üzere kayıt dışı ticarete konu olan 12-15 bin ton tütün üretimi olduğu tahmin ediliyor” dedi. 

‘VERGİ ORANI AVRUPA STANDARDINA ÇEKİLMELİ’

Yaprak bu alanda yaşanan gelişmeleri şöyle aktardı: “Çiftçi tekrar tarlaya hücum etti. Devlet bu alandan vergi alamıyor. Ama bu alanda kendince bir ekonomi doğdu. Doğu-Güneydoğu’da birkaç firma açıldı, daha komplike tesislerde sarmalık tütünü paketleyip satmaya başladılar ama aynı vergi diliminden. Bizdeki temel sorun bu. Bu arada makaron dediğimiz boş sigara tüpleri belli miktar tütünün yanında dolum yapmak isteyenler için mecburen birlikte satılırken, 3 yıl önce alınan yanlış bir karar ve yapılan yasal değişiklik sonucu makaron başlı başına satılan bir ürün haline geldi. Bu yeni bir sektörü yarattı. Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde çocuk işçiliği de kullanılarak bunlara dolum yapılır, poşetlere sarılır ve satılır. Bizde de böyle bir piyasa oluştu. Evet sarmalık kıyılmış tütün olsun ama vergi oranı bütün Avrupa ülkelerinde olduğu gibi yüzde 35-38 bandına çekilsin. Çünkü sarmalık kıyılmış tütünü bu ülke üreticisi üretiyor, dar gelirlilerden oluşan da tüketicisi var, devletin engel olarak durmasına gerek yok. Yüzde 85 vergi koyup sigara fabrikası ile yarıştırmasına gerek yok.” 

‘YASADIŞI TÜTÜN GİRİŞİ ÇOK BÜYÜK’ 

“Sigara ile mücadele edeceğiz evet ama bunun yanında, kendi çiftçimizi destekleyelim. Doğu-Güneydoğu’daki üreticilerimizi niye açlığa mahkûm edelim? Nargile tütününün yüzde 99’u kaçak. Gelen tütünün kaynağı belli değil. TAPDK’nın istatistiklerine göre 10 ton nargilelik tütün alınıp satılıyor. Halbuki gerçek rakamın 4 milyon kilonun üzerinde olduğundan bahsediliyor. Bunların görülmesi lazım. Yasal düzenlemeler gerekli” diyen Yaprak, aldıkları duyumlara göre, şu anda Türkiye’nin tarihinde yaşamadığı bir olayı yaşadığını, yasadışı yollardan ülkeye çok büyük miktarda yaprak tütün girdiğini de ifade etti. 

TÜTÜN ÜRETİCİSİ TÜRKİYE’NİN EN YOKSUL KESİMİ

Tütünün hâlâ en önemli ihracat kalemlerinden biri olduğunu tütün üreticisinin ise Türkiye’nin en fakir kesimini oluşturduğunu ifade eden Yaprak, tütüne tamamen gözünü kapamış bir bürokrasi ve siyasetin var olduğunu belirtti. Devletin ihracatı teşvik etmeye çalıştığını ama tütünü desteklemenin dışında bıraktığını kaydeden Yaprak, “Tütüne genel gübre ve mazot desteği dışında bir destek yok. Üretim rakamları dipte. Sigara ile mücadele ve gençleri bundan korumak gerekli biz bunun sonuna kadar arkasındayız. Ama gerçeklere gözümüzü kapatamayız. Bizdeki bürokrasi bu durumu yanlış anladı. Tütün ile sigarayı aynı görüyorlar. Tütün burada üretiliyor, sigara oluyor biz de içiyoruz zannediyorlar. Hayır tütün burada üretiliyor, yüzde 90’a yakını dışarıya satılıyor, biz burada içtiğimiz tütünü de dışarıdan ithal ediyoruz” dedi. 

Taraf olunan Uluslararası Tütün Çerçeve Sözleşmesi ve Ulusal Tütün Kontrol Programının bulunduğunu belirten Yaprak şunları söyledi: “Dünya Sağlık Örgütü ile yürütülüyor bu çalışmalar. Örneğin bazı hedefleri tutturduk, sigara üzerindeki vergi yükünü yüzde 85’e yaklaştırdık. Ne oldu? Kaçak tütün, kaçak sigara patladı. İşgale uğradık. Vergiyi arttırmanın tek başına sigara ile mücadele yöntemi olamayacağını gördük. Bizimle beraber oryantal tütün dediğimiz tütünü yetiştiren Bulgaristan, Yunanistan, ağırlıkla Makedonya ve diğer Balkan ülkelerinde ise Tarım Bakanlıkları tütün üreticisini korumaya çalışıyor. Büyük alıcılarla uzun vadeli anlaşmalar yapıyorlar. Makedonya’da prim var. 3-4 yıldır bizden kesilen sipariş oraya kayıyor. Bizde ise “Milli Tarım Projesi”ne, Destekleme Tebliğine bile tütünü yazdıramıyoruz.”

TÜTÜN FONU VE AB İLİŞKİLERİ

YAPRAK, Tütün Fonu ile ilgili de şu bilgileri verdi: “Bizde bir de bu alanı koruyan bir Tütün Fonu vardı. 1986’dan 2010 yılına kadar devam etti. Ülkeye dışarıdan yaprak tütün sokmak istediğiniz zaman kilogramda üç dolar, paket başına da 40 sent ödemek zorundaydınız. Bu piyasayı önemli ölçüde korudu. 2010yılında AB ile müzakereler tütün konusunda tıkandı. ‘Bu ayrımcı bir vergidir, bunu kaldıracaksınız, kaldırmazsanız müzakereler durur’ dediler. Sonra Türkiye bir takvim sundu, 2018’e kadar her yıl düşüreceğine dair taahhüt verdi. Verilen takvimle tıkanıklık aşıldı. 2018 yılında bu fon sıfırlanacak.

İKİNCİ ‘REJİ İDARESİ’ DÖNEMİ

Yaprak sigara kaçakçılığının, bir başka boyutuna, Dahilde İşleme Rejimi ile ilgili boyutuna da dikkat çekti. Yaprak bu konuda şu bilgileri verdi: “Sigara ihracatımız bu Dahilde İşleme Rejimiyle (DİR) çoğunlukla gerçekleşiyor. DİR şöyle işliyor: Devlete ihracat maksatlı olmak üzere bir ithalat kalemi bildiriyorsunuz, diyorsunuz ki ‘Ben 100 birim tütün ithal edeceğim, bunun tamamını ihraç edeceğim, iç piyasaya satmayacağım’. Devlet de, ‘Ben de ihracatı teşvik etmek istiyorum zaten o halde siz bunu ürüne dönüştürün, tamamını dışarıya satın, ben de sizi bütün vergilerden muaf tutayım.’ İhracatımızın yüzde 90’a yakını bu kapsamda oluyor. Aslında resmi istatistiklerde ihracatımız gibi görünen kalemler bizim ihracatımız değil. Bunu Ortadoğu ülkelerine hiç vergisiz gönderdik. Dubai, Birleşik Arap Emirlikleri, İran, Bahreyn, Umman hepsinin toplam nüfuslarına bir de tükettikleri sigara miktarına bakalım. Birinci dikkat çeken nokta bu. İkincisi bu bölgede en pahalı sigara Yunanistan hariç bizde. Bu vergisiz olarak ithal ettiğimiz tütünden yaptığımız sigara dışarı çıkıyor, sonra tekrar içeri geliyor. Biz böyle bir piyasa yarattık. Bu işin daha acı kısmı. Bu nedenle sigara kaçakçılığı ile mücadele sadece sınırı tutarak yapılabilecek bir şey değil, başka yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Şimdi biraz makul seviyelere indiği söyleniyor. Bize göre ise çok inmedi. Bulgaristan’da bir firma var, bizim piyasanın yüzde 8-9’u onun elinde. Ülkemizde faaliyet sürdürse vergi rekortmeni olacak. Sigarada durum böyle.”

DERNEĞİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ 

* Sarmalık Kıyılmış Tütündeki vergi oranı düşürülmeli, satışı ve pazarlaması yasal düzenlemeye kavuşturulmalı.

* Toplam sigara sektörünün yüzde 15’i civarında olduğu tahmin edilen kaçak sigara ile mücadele etkin hale getirilmeli.

* Türkiye’deki sigara firmalarına, iç piyasaya yaptıkları sigara satışları üzerinden belli oranda yaprak tütün alım zorunluluğu getirilmelidir. 

* Örgütsüz ve sahipsiz durumda bulunana tütün üreticilerinin örgütlenebilmesi için çaba sarf edilmeli.


 

www.evrensel.net