Sur’dan sonra Silopi’de de yıkıma onay

Sur’dan sonra Silopi’de de yıkıma onay

Sokağa çıkma yasaklarından ardından Sur’da başlanan yıkım çalışmalarından sonra Danıştay, Silopi’de de yıkımın önünü açtı. 

Danıştay 14’üncü Dairesi, sokağa çıkma yasakları ve kent ablukalarından sonra ağır hasar gören kentteki binaların yıkımına onay verdi. Silopi’nin Barbaros, Başak, Cudi, Karşıyaka, Şehit Harun Boy, Nuh, Yenişehir ve Yeşiltepe mahallerinin “riskli alan” ilan edilerek, Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkındaki Kanunun 2’inci Maddesi gereğince yıkılmasına ilişkin Bakanlar Kurulu kararına Ahmet Ediz, Yusuf Deniz ve Musa Çetin isimli yurttaşlar itiraz etti. Avukat Hülya Yıldırım ve Nuray Özdoğan’ın Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulması istemiyle açtığı davayı Danıştay 14’üncü Dairesi, Tetkik Hakim Demet Gül’ün istemi doğrultusunda “talebin reddedilmesine” karar verdi. 

‘DANIŞTAY BÖLGESEL AYIRIM YAPIYOR’

6 sayfalık kararı açıklayan 14’üncü Daire, önce ulusal ve uluslararası hukuktaki mülkiyet hakkına dikkat çekerek, buna rağmen çelişkilerle dolu bir karar açıkladı. Danıştay’a ayrıntılı teknik raporlar sunması ve alanın riskli alan olduğunu kanıtlaması gereken Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, mahkemeye sunduğu kimi dosyalarda “alanda yapılan gözlemlere” göre, yaşanan çatışmalardan dolayı alandaki 27 binanın tamamen yıkıldığını, 342 binada ise ağır nitelendirilebilecek hasar meydana geldiğini, bu yüzden toplam yapı stokunun yüzde 90 oranında can ve mal güvenliği açısından risk teşkil ettiğini savunarak, “yürütmeyi durdurma” talebinin reddedilmesini istedi. 

Bakanlar Kurulu’nun neredeyse bütün bir kenti “riskli alan” ilan ederek, yıkılması için verdiği kararın usulüne uygun alındığını savunan Danıştay 14’üncü Dairesi, yürütmeyi durdurma talebini oy birliği ile reddetti. Ayrıca mahkeme yargılama giderlerinin de davacılar üzerine bırakılmasına karar verdi.

‘HUKUKSUZ YIKIMLARIN ÖNÜ AÇILDI’

Kararı değerlendiren Avukat Nuray Özdoğan, Sur’a ilişkin verilen benzer bir karardan sonra Danıştay’ın verdiği bu kararın kendileri açısından sürpriz olmadığını dile getirdi. Danıştay’ın daha önce başka bölgelerdeki “riskli alan” kararlarına ilişkin farklı kararlar aldığını anımsatan Özdoğan, Danıştay’ın kararlarında, “bölgesel ayrım” yaptığını söyledi. Özdoğan, ayrıca kendileri tarafından dava açıldıktan sonra, 6306 sayılı kararın çıkarıldığını, bunun deprem bölgeleri için çıkarılan bir yasa olduğunu ve “yıkım ve yenileme” çalışmaları için kullanılamayacağını, hukukun geriye yürüyemeyeceğini dava açıldığı zaman olmayan bir kanuna dayanarak böyle bir karar alınamayacağını dile getirdi. Alınan kararın vahametine dikkat çeken Özdoğan, “Yani bu hali ile Türkiye’nin yüzde 90’ında hukuksuz riskli alan kararları ile yıkım mümkün hale getirildi” diye konuştu. 

‘SİLOPİ’DE KEŞİF YAPILMADAN KARAR ALINDI’

Özdoğan, şu itirazları dile getirdi: “Danıştay kararının bir yerinde daha önce dava konusu işlemle aynı konuda bakılan davalarda alınan uzman bilirkişi raporlarına dayandığını belirtmiş. Silopi için açılmış başka dava yok. Silopi’ye hiçbir zaman keşfe gidilmedi. Hukuk adına utanç verici. Danıştay kamu düzeninin bozulduğu alanda koşulların da değiştiğini keşfe ihtiyaç kalmadığını belirtmiştir. Koşullar değişti ise alınan kararda şüpheli hale gelir. Alanda inceleme yapmak zorunla hale gelir. Değişen koşullar aslında siyasi koşullardır. Yargı korku çemberini kıramamaktadır. 6306 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğine tamamen aykırı düzenlenmiş bir rapor varken, yer bilimsel etüt raporu yokken, jeolojik bir inceleme yapılmamışken, Danıştay kararında bunların varlığını iddia etmektedir.” (Ankara/DİHABER)

www.evrensel.net

0 yorum yapılmış

    Yorum yapın

    Yorum yapmak için üyelik gerekmemektedir. Yorumlar, editörlerimiz tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır. Konuyla ilgisi olmayan, küfür içeren, tamamı büyük harfle yazılan yorumlar onaylanmamaktadır.