‘Patrondan alıp işçiye verecekse neden üye olmayalım dedim'

‘Patrondan alıp işçiye verecekse neden üye olmayalım dedim'

Diam Stant’ın dünyanın farklı yerlerinde kurulu 17 fabrikasından sadece Türkiye ve Çin’deki fabrikalarında sendikasız işçi çalıştırılıyor.

Uğur ZENGİN
İstanbul

Tuzla Kimyacılar Sanayi Sitesinde kurulu Diam Stant fabrikasında, 90’dan fazla işçi Birleşik Metal-İş Sendikasına üye oldukları için işten atıldı. Diam Stant’ın dünyanın farklı yerlerinde kurulu 17 fabrikasından sadece Türkiye ve Çin’de sendikasız çalışıldığı ifade edilirken, Türkiye’de fabrika önünde direniş sürüyor.

UZUN KORNA

“Destek için uzun korna” yazılı pankartıyla fabrika önünden geçen TIR’lara, araçlara çağrı yapan gencin isteğine pek çok kişi uyuyor. TIR’ına üç hilal asmış sarkık bıyıklı şoför uzun uzun kornaya basıyor. Biri daha çağrıya cevap veriyor, TIR’ın içine kocaman Diyarbakırspor atkısı asmış. Bir başkası araçtan elini uzatmış zafer işareti yapıyor. “Kısa basan korkuyor uzun basandan iyisi yok” diyor işçiler. Fabrika önünden geçip korna çalmayan lüks araçlar ise “Kesin patron.”

İŞÇİ-ÖĞRENCİ

Sabah 8’den itibaren saatlerce korna çaldırıyor. “Destek amaçlı. Almamız gereken hakları, işçinin faydalanacağı haklar için” diyen, pankartı saatlerce tutan Barış Çağın, henüz 19 yaşında. Hafta sonu lise öğrenciliği yaparken hafta için fabrikada işçi oluyor. Sendikalaştıkları için işten atılan 90’dan fazla Diam Stant işçisinden sadece biri. Kendi deyimiyle ‘Haklar verilmediği için sendikaya başvurmuş’. Sendikayı ilk kez bu deneyimle öğrenmiş. Diyormuş ki, “Keşke bir milletvekilinin maaşının yarısı, hatta yarısının yarısını alabilseydim.” Sonra fabrikadan bir işçi yanına gelip “Seni milletvekili yapacağım” demiş.
- Nasıl olacak?
- Sendikaya üye yapacakmış. İşçinin yanında olan, işçinin hakkını alan. Patronun yanında olmayan, patrondan alıp işçiye veren. Anlattı durumu bana. Madem öyleyse neden üye olmayalım ki dedim. Çoğunluğu sağladık. Ankara’dan kağıt geldi. Salı günü görüşme sözü vermişlerdi. Ortalığı karıştırdılar. Biz de greve başladık. Ne kadar yasak olsa bile, çoğunluğu sağlamışız. Biz grev yapmayı düşündük. Dün 4 arkadaşımız istifasını verdi. Şimdi olmaması gerekeni yaptılar. Bitmesi gereken projeler vardı, onları da yapıp verseydik yine çıkaracaktı belki de. Kuru maaş alıyordum asgari ücret.

BABA 1500 LİRA, ÇOCUK 1400 LİRA ALIYOR

Fabrikanın üretim montaj bölümünde çalışan Barış’ın en büyük derdi ücret. Babası deri işçisi, 1500 lira ücret alıyor. Evde 5 kişiler. Ailesi arkasında. “Ablam çalışmıyor. Aldığım maaşı babama veriyorum. Kendime 200-300 lira alıyorum. Telefon taksidinin borcunu ödüyorum. Cebime 50 lira kalıyor. Belki servisi kaçırırsam diye cebimde taşıyorum” diyor.
- Sosyal hayatın nasıl?
- Gidiyoruz bir yerlere. Paramız da olmuyor çoğu zaman. Genellikle parkta falan oturuyoruz.
- Babanla konuşuyor musunuz geçim meselesini?
- Yok, anlatmıyor.
- Senin aldığın para eve gidiyor.
- Olması gerekeni yapıyoruz.
- Gelecek için ne düşünüyorsun peki?
- Şu an bir şey düşünemiyorum. Belki askerlikten sonra.
- Hükümete, yönetenlere bir şey diyor musun peki?
- İşçiye böyle bir hak tanınıyorsa, şu anki duruma düşmemiz neden? İşverene işten atma duygusunu veren de Ankara. Haklarımızı alacağız.

‘BEN KENDİME YAKIŞMAYANI YAPMAM’

Barış’a zam verilmemesi kadar, 5 yıllık işçi ile kendisine aynı ücretin verilmesi onun en tepkili olduğu şey. “Patron yalakaları vardı onlar zam alıyordu” diyor ve aramızda şöyle bir diyalog gerçekleşiyor:
- Sen niye ‘yalakalık’ yapmadın?
- Ben kendime yakışmayanı yapmam.
- Onlar niye yapıyor?
- Çalışmayı sevmiyor kaytarıyorlar.
- Onları sevmiyorsun galiba?
- Sevmiyorum. Sendika girseydi daha güzel şartlar altında çalışacaktık. Buradan geri dönüş yok yani.

‘İLK KEZ TOPLU YÜRÜYÜŞE KATILDIM’

Üretim müdürünün “Siz bizim gözümüzde robotsunuz, hayvansınız” dediğini ve seslerini çıkarmadıklarını söylüyor atılan işçilerden Cuma Gökçen. Engelli kontenjanından onu bu fabrikaya yerleştiren İŞKUR, gerisine bakmamış. “Biz oturma eylemini kanunsuz olsa da yaptık. Biz köle değiliz. Biz insanız. Ben 700 lira kira veriyorum 1400 liraya nasıl çalışayım. 2 çocuk babasıyım. Elektrik, doğalgaz, ben bunu nasıl ödeyeyim” diyor. Muhafazakar bir işçi olan Cuma Gökçen, bu süreçte hayatında ilk kez toplu yürüyüşe katılıp slogan atmış. “Karamsardım. Korkuyordum açık konuşayım. İlk defa toplu yürüyüşlere katıldım. Ama alıştım. Polis baskısından korkuyordum” diyor. Ailesinin de kendisine tepki gösterdiğini, ‘Kiradasın, borcun var. İşine dön’ dediğini söylüyor. Kendisinin ailesine cevabı ise şöyle olmuş: “O değerli arkadaşlar dışarı atıldıysa -Allah veriyor rızkı- ben 7 aydır birlikte yemek yediğim, su içtiğim insanlara hakarette bulunursam, ben sizden değilim dersem olmaz.”

www.evrensel.net