Bir heykeltıraşın hikayesi: İlk çerçiler fark etti

Bir heykeltıraşın hikayesi: İlk çerçiler fark etti

Taşlardan şekiller yaparak başladığı heykel tutkusunu sürdüren Salih Arslan, eserlerini ilk defa çerçilerin fark ettiğini anlattı.

Çobanlık yaptığı sırada yonttuğu taşlardan şekiller yaparak başladığı heykel tutkusunu 51 yıldır sürdüren Salih Arslan, eserlerini ilk defa köylerine gelen çerçilerin fark ettiğini belirterek, “Çerçilere eserlerimi veriyordum. Tarak ve ayna alıyordum” dedi.

Manisa’da yaşayan 51 yıllık heykeltıraş Salih Arslan (66), heykel tutkusunu doğa ile bütünleştirdi. Ortaya koyduğu eserlerinin malzemesinin tamamını para ödemeden doğadan toplayan Arslan’ın heykel merakı, Uşak’ta 15 yaşında çobanlık yaparken başladı. Topladığı kaya ve taşları yontarak ufak heykeller yapan Arslan, zamanla heykel merakını daha da ilerletti. (Çerçi: Ufak tefek tuhafiye eşyası satan kimse.)

‘51 YILDIR DEVAM EDİYORUM’

Heykel yapmaya başladığı yıllarda ortaya koyduğu eserlerin farkında olmadığını ve oyun olarak gördüğünü belirten Arslan, heykellerini köye gelen çerçilere verdiğini ve karşılığında ise tarak ve ayna alışını “çocukluk işte” sözleriyle yorumladı. Yaptığı heykellere ilginin artması ile beraber satmaktan vazgeçtiğini sözlerine ekleyen Arslan, “O günden sonra anladım ki artık sanattan kopup başka bir mesleği icra edemem. O gün bugündür 51 yıldır aralıksız sanata devam ediyorum” dedi. Çocukken sanatının malzemesini taş ve kayadan oluşturan Arslan, “Şimdilerde ise ağaç dalları, kökleri ve tahta parçalarını kullanıyorum. Daha çok heykel ve hayvan figürlerine eserlerimde yer veriyorum. Eserlerimdeki betimlemeler ise mitolojik olayları anlatıyor. Doğadan topladığım ağaç dalları ile şimdiye kadar İstanbul’da 2, Konya’da ve Manisa’da birer heykel sergisini sanatseverlerle buluşturdum” diye konuştu.

MUM IŞIĞINDA HEYKEL YONTTU

Manisa’ya tamamen yerleştiğinde bıçak, testere ve keser ile sanatını devam ettiren Arslan, sorunlarla da karşılaştığını şu sözlerle anlattı: “Param olmadığından kaynaklı yıllarca sokakta çalıştım. Mum ışığında heykel yonttuğumu hatırlıyorum. Çevreden kesilen ağaç dallarını, komşuların sokağa attığı eski sandalye, kapı, pencereler benim sokaktaki sanatımın her zaman bir parçası oldu. İlk zamanlar millet yaptığım sanatı anlamayıp put yaptığımı ileri sürerek beni dışladı. Ben ise hiç vazgeçmedim. Bir gün çöpten topladığım palmiye ağaçlarını eve götürdüğümde eşim çok kızdı. Çöpe atmamı istedi. Ben o palmiye yapraklarından bir eser oluşturduğumda ise yanlış yaptığının farkına vardı ve şu an evinden onu ayırmıyor. Yaptığım eserler sayesinde şu an sanatım anlaşılıyor.”

GÜCÜMÜ SANATTAN ALIYORUM

Manisa’da “Ağaçkakan” adıyla 2012’de atölyesini açtığını belirten Arslan, yaptığı heykellerde duygularının esere yön verdiğini söyledi. Zamanla ağaç parçalarında gizlenmiş figürleri görmeye başladığını aktaran Arslan, “Sanat güzelliğinin farkına vardığımdan dolayı eserlerimi yaparken dünyadan kopuyorum. Derdimi, kederimi, borcumu kısacası her şeyimi sanat bana unutturuyor. 66 yaşındayım sürekli yontarak heykel yaptığımdan dolayı, vücut kaslarım çalıştı. Bu şekilde sağlığımı da korudum. Geçmişteki sanatçıların yaptığı eserler olmasaydı biz bugün bu sanat ışığını görmezdik. İnsanlara şu an bunu aşılıyorum, bunu yaparken de gücümü sanattan alıyorum” diye konuştu.

‘KENDİME ENGEL TANIMADIM’

Gençlerin ağaç sanatına bir hayli ilgili olduğunu aktaran Arslan, ücret almadan birçok insan yetiştirdiğini, yetiştirdiği insanların ise kendilerine ait sanat atölyelerinin olduğunu vurguladı.

“Sanat kalıcı olmalı, sanat olmadan yaşayamam” diyen Arslan, bu sanatın kaybolmaması için sanatını icra ederken gizlemediğini söyledi.

Devletin sanata ve sanatçıya gerekli desteği vermediğinin altını çizen Arslan, “Yerel yetkililer ise kendi çaplarında çalıştıklarından kaynaklı öz sanatçıyı görmüyor. Sadece göstermelik bir kaç şey yapıyorlar. Bu da sanat değildir. Yetkililerin bu ilgisizliğinden şikâyetçiyim” şeklinde konuştu. (Manisa/DİHABER)

Son Düzenlenme Tarihi: 27 Haziran 2017 08:24
www.evrensel.net